Enflasyon nereye?

imagesHani üçüncü çeyrek büyüme oranı gibi aralık ayı enflasyonu da bir ‘sürpriz’ yapar mı diye beklendi ama enflasyon konusunda mızrak çoktan çuvalı delip geçtiği için çok da ‘revize edilecek’ bir yanı kalmadı.

Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) geçen aya göre yüzde 0,69 ve yıllık bazda yüzde 11,92 arttı. Yurtiçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) ise aylık yüzde 1,37 ve yıllık bazda yüzde 15,47 oranında yükseldi.

Bu düzey enflasyonun

***

Enflasyonun kalıcı biçimde yüzde 10’un üzerinde yerleşmesinin gerekçeleri var. Öncelikli olarak uzun süredir Yİ-ÜFE’nin TÜFE’nin üzerinde seyrediyor olması bizi talep çekişli değil, maliyet itişli bir enflasyonla karşı karşıya bırakıyor.

Maliyet artışı ağırlıklı olarak ara malları fiyat artışından kaynaklanıyor. Ara mallarındaki fiyat artışı yıllık yüzde 20,75 düzeyinde. Ara malları fiyatlarındaki artışı besleyen temel olarak döviz kurundaki yukarı yönlü hareket ve petrol fiyatlarındaki artış.

***

Son beş yıl içerisinde, Türkiye’nin aynı grupta yer aldığı gelişmekte olan ülkelerle enflasyon konusunda ters yönlü hareket bulunuyor. Gelişmekte olan ülkelerde enflasyon oranı ortalama yüzde 2,93 seviyesine kadar gerilemişken bizde 11,92 seviyesine ulaşılmış durumda. Bu ters yönlü ayrışma özellikle kısa vadeli sermaye hareketleri için Türkiye’yi ‘çekici’ olmaktan çıkartıyor. Mevcut enflasyon oranı ve Fed’in yıl içi gerçekleştirme olasılığı bulunan üç faiz artışı ihtimali de içeride Merkez Bankasını faiz artışı konusunda sıkıştırabilir gibi duruyor.

***

2018 yılının daha başında İsrail ve İran odaklı yeni çatışma alanları riski petrol fiyatlarının da hızlı biçimde artabileceğini gösteriyor. Petrol fiyatlarındaki artış bizdeki enflasyon üzerindeki temel belirleyici.

Öte yandan dolar kurunda yılsonu yüzde 4,25 TL düzeyinde bir seviye genel beklentisi de 2018 yılı enflasyonunun yüzde on üzerinde kalmasına neden olabilecek temel sebeplerden.

***

Son olarak 2019 seçimi hazırlıkları ve 2018 yılının seçime yönelik harcamalarda artış ortaya çıkartacak olması da enflasyon oranını besleyecek bir faktör.

Neticede yeniden enflasyonun temel ekonomik sorun kaynaklarından biri haline geldiği bir dönemdeyiz. Özellikle 80’ler ve 90’larda enflasyonun yarattığı yıkıcı etkiler belleğimizdeyken, bu sefer talep değil maliyet kaynaklı enflasyonla karşı karşıya olmamız da durumun vahametini artırıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir