Davul zurna az!

2015 yılında Çin Halk Cumhuriyeti’nin yıllık büyüme oranı yüzde 12 düzeyinden yüzde 6’ya düştüğünde başbakan bir basın toplantısı düzenleyerek, yaşananın basit bir dalgalanma olmadığını, Çin’de 90’lardan itibaren yürütülen büyüme politikasının sonuna gelindiğini ve karşılarında iki yol olduğunu söylüyordu: Ya daralmak ya da yeni bir üretim paradigmasına yönelmek. Yolun sonuna gelindiğini söylediği üretim yapısı verimliliğe dayalı üretim stratejisi. Yani ucuz işgücüne dayalı üretim. Çin ucuz işgücüne dayalı “verimli” ekonomisyle trilyonlarca dolar birikim elde etmiş ancak bunu verimlilik peşinde koşarken kendi halkına gelir olarak dağıtamadığı için de iç talep fakiri olmuştu. Çin başbakanının yeni üretim paradigması ise niteliksel bir dönüşüm hedefine işaret ediyor. Çin başbakanı, Çin yüzde 6 büyürken bunları söylüyor!

Anlayana sivrisinek saz…

***

Türkiye ekonomisi tarihinin en kırılgan dönemlerinden birini yaşıyor. Hatta bu “en”ler içerisinde örneğin TL değer kaybında cumhuriyet tarihinin rekorunu her gün kırılıyor. Enflasyon ivmelenerek artıyor ve bu artışı maliyet artışları çok güçlü biçimde destekliyor. Kamu kesimi borçlanma gereği artıyor. Bütçe açığı sürekli artarken hazine borçlanması hızlanıyor. Yatırımcılar zaten el frenini çekmişken, tüketici güven endeksi de diplerde dolaşıyor.

Döviz kurundaki her birim artış, anında (petrol ve yabancı girdi nedeniyle) maliyetleri ve o da fiyatları artırıyor. Yani enflasyon dövizden besleniyor. Enflasyon yükseldikçe reel gelirler hızlı bir biçimde eriyor. Satın alma gücü gün geçtikçe azalıyor.

Yurtiçinde yerleşikler için durum böyle. Bir de Türkiye’de yabancı işçiler var. Ben bu yazıyı yazarken Kırgızistan’daki bir yayın organından arayıp görüş aldılar. Telefonun ucundaki muhabir diyor ki, “Hocam, bizim Kırgizistanlılar en düşük ücretle çalışıyor burada. Hepsi de parasını memlekete gönderiyor. Kafaları çok karışık. Hem burada daha çok para harcamaya başladılar hem de burada elde ettikleri geliri dolar satın alıp öyle gönderiyorlardı, o gün geçtikçe eriyor”. Kırgızistan için bizim ekonomimizin durumu böyle önemli yani…

***

İçeride ve dışarıda bunlar olurken, ekonomi yönetimi için ekonomi konusu belli ki bir PR (Halkla İlişkiler) meselesine indirgenmiş durumda. İstatistiğin dumanlı tepelerinde dolaşarak, “İrtifa kaybediyoruz ama bakın tepelerdeki kar ne güzel” tadında anlaşılması oldukça güç ama sakin bir ses tonuyla yapılan açıklamalar, bir şirket için yapılıyor olsa anlaşılır. Ama bahsettiğimiz 80 milyonluk bir ülke olunca durum vahim hale geliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir