Venezuela’da hangi yolun sonu?   

Venezuela’da son birkaç haftada ortaya çıkan ABD güdümlü girişimler (darbe girişimi, protestolar ve hacker saldırıları) gösteriyor ki, bu Latin Amerika ülkesinde yakın gelecekte sular durulmayacak. Son dönem sahnelenen tüm oyunların CIA tezgâhından çıktığı tartışmasız. Bu tezgâha karşı çıkış şimdilik Venezuela’daki anti-emperyalist damar ile sağlanıyor. ABD ve ABD güdümündeki tekelci sermaye çevreleri, bu petrol zengini ülkenin kaynaklarına gözlerini dikmiş ve yeniden eski günlerdeki gibi bir hegemonya oluşturmak istemektedir. Buraya kadar Küba ya da Şili ne yaşadı ve yaşıyorsa benzerlerinin Venezuela için de geçerli olduğunu düşünebiliriz.

Ancak durumda farklılaşan yanlar var: Venezuela Hugo Chavez’in bıraktığı Venezuela değil.

Başta enflasyon (yıllık yüzde 750) olmak üzere neredeyse tüm makro ekonomik veriler (büyüme, işsizlik gibi) altüst olmuş durumda. Bu altüst oluş ABD’nin eseri değil ama bu altüst oluşun sonuçlarından yararlanma konusunda ABD oldukça istekli!

Enflasyon Oranı

venezuela-inflation-cpi

 

Yıllık Büyüme Oranı

venezuela-gdp-growth-annual

 

***

Bolivarcı Devrim ya da Chavez’in deyişiyle “21. Yüzyıl Sosyalizmi” Venezuela’da tıkanmış görünüyor. Süreç içerisinde Venezuela’yı dışarıdan alkışlamak yerine, içeriden inceleyen herkesin bildiği gibi, aslında Chavez’in Venezuela’da “başardığı” tek şey popülizm ile süslenmiş revizyonist devlet kapitalizminin inşasından başka bir şey değildi. Şimdi Venezuela’yı bir şekilde tartışma masasına yatıran da bu sosyalizmin revizyonist versiyonunun yarattığı sonuçlardır. Venezuela’da petrol tekelcilerini alaşağı eden rejim değişikliği geniş halk kesimlerinin desteğiyle sağlanmış, Chavez’in “21. Yüzyıl Sosyalizmi” ilmek ilmek mahalle komitelerinde örülmüş ve başarıya ulaşmıştır. Ancak, iktidarın siyasal olarak ele geçirilmiş olması onun gerçek anlamda sosyalist üretim ilişkilerinin inşasına yol açması sonucunu doğurmamıştır. Bu elbette olabilirdi ama iktidar, tekelci kapitalistlerin elindeki petrol şirketlerini kamulaştırarak devlet tekeline yönelmiş ve bu arada mahalle komitelerindeki demokratik talepleri sürekli tehdit algısıyla duymazlıktan gelmiştir. Sonuç olarak, Chavez gibi karizmatik bir lider popülist politikalarla işi bir süre götürmüş olsa da, onun kadar keskin bir karizmaya sahip olmayan Madura için benzer bir başarının tekrarlanmayacağı açıktı.

Neticede, Venezuela’da sahnelenmekte olan “kaos senaryosu” ne kadar gerçeküstü ise Venezuella’da olmayan sosyalizmin çöktüğünü söylemekte hayaldir. Çöken, sosyalizmin revizyonizme bulanmış sekter karikatürüdür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir