Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

NATO A.Ş.’ye doğru!


NATO’yu nasıl bilirsiniz?

Dünya genelinde kapitalist-emperyalist yağma düzeninin bekası için “çırpınan”, her türden casusluk faaliyetinden tutun da askeri darbe organizasyonlarına kadar türlü organizasyonları yöneten bir birlik. Birliğin başında tekelci kapitalizmin ağa babası ABD var. Diğer tüm düzenlemeci kurumlarda olduğu gibi burada da ABD’nin düdüğü çalıyor.

Fakat düdükten çıkan ses zaman zaman çatallanabiliyor. NATO’nun ABD’den sonraki büyük ortaklarından Almanya, İngiltere ve Fransa zaman zaman da olsa ayrı telden çalabiliyor. ABD durumdan rahatsız. Rahatsız çünkü ABD Başkanı Donald Trump ABD’yi olduğu gibi dünyanın geri kalanını da A.Ş. yönetir gibi yönetmek istiyor. Bunu da parayı verenin düdüğü çalacağına olan inancıyla açıklıyor: Madem en çok biz para veriyoruz yönetim de bizde olmalı! Bu tip uluslararası düzenleyici kurumlarda -herhangi bir şirketten biraz farklı olarak- bazı işleyen organlar var ve işin kitabına uydurulması gerekiyor.

***

2008 küresel kapitalist krizi sonrası toplam bütçesini katlayarak artıran NATO, askeri gücünün çok daha ötesinde dünyanın en önemli ekonomik güçlerinden biri haline geldi. Son iki yıldır ABD’nin tezi NATO üyelerinin “milli gelirlerinin yüzde 2’si kadar NATO’ya katkıda bulunurlar” ilkesini hayata geçirmeleri gerektiği yönünde. Çünkü mevcut durumda ABD’nin –milli gelir büyüklüğü de dikkate alındığında- diğerlerinden kat kat daha fazla bütçe ayırdığı bir gerçek. Bugün Brüksel’de başlayacak ve Trump’ın da katılacağı NATO zirvesinin temel gündemini bu bütçe meselesi oluşturacak.

***

Peki, Trump bu zirveden NATO’u şirket gibi yönetme konusunda izin alırsa ne olacak? Öncelikle ABD başkanı NATO’nun ticarileşmesi sürecinde daha fazla “bayi” ihtiyacı olduğunun farkında! Yani, dünyanın en gözden ırak köşelerinde de bir NATO temsilciliği, NATO birliği, NATO askeri üssü olmalı! Bunun yanı sıra görünür faaliyetler dışında siber alandaki savaşın yönetilmesinde de NATO bir araca dönüşmeli. ABD’nin bu alanda tek başına yaptığı harcamalar ABD milli gelirinde hatırı sayılır düzeylere ulaşmış durumda. NATO’nun etki alanının –parçalı da olsa- artırılması başta ABD olmak üzere NATO’nun diğer üç silahşorlarının (İngiltere, Almanya, Fransa) savunma sanayilerinin geliştirilmesi için büyük gereklilik! Savunma alanında kapitalist-emperyalist ülkelerin eriştiği seviye, insanı insana kırdırmanın ötesinde insanı robota kırdırma başarısıdır! Bu ülkelerde son 10 yılda Boston Dynamics ve benzeri kurumlar tarafından geliştirilen savaş teknolojileri, emperyalistlere sadece Suriye, Irak, Afganistan ve Libya gibi alanların yetmeyeceğini de gösteriyor.

***

Bugün tartışılacak “NATO’ya milli gelirimizin yüzde ikisini akıtalım mı, yüzde 1,5’da mı kalalım” tartışması, NATO üyesi ülkelerin halkları açısından da büyük önemdedir. Milli gelirden NATO’ya akıtılan her kuruş bu ülke emekçilerinin geleceğinden çalışmıştır. Barış yerine ülkelerin savaşa yatırımı artırıyor olması hepimiz için daha yaşanamaz bir dünya anlamına gelmektedir. Özellikle mülteci sorununun insanlık tarihine bir utanç resmi olarak çizildiği bir dönemde NATO’yu güçlendirecek, onu yayacak, ekonomik bir canavara dönüştürecek her türden girişimin karşısında durmak gerekiyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 25/05/2017 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: