Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Kurdan Ekonomi


Ekonomi Bakanı Zeybekçi “Ne olur artık şu kuru konuşmaktan vazgeçelim” dese de dolar kurundaki kademeli sıçramalar ekonomideki tüm değişkenlerin de hop oturup hop kalmasına neden oluyor.

Nihat Zeybekçi, MÜSİAD’ın Ekonomi Ödülleri Töreninde “Ekonomi dünyasına veya ekonomi basınına baktığımız zaman, demek burası talep görüyor. Demek ki insanlar bunu izliyor, ekonomi ile ilgili böyle bir ön kabul var. Ne olur Türkiye’de artık şu kuru konuşmaktan vazgeçelim. Konuşalım da bu kadar öncelikli pozisyonda değil.”  diyor. Zeybekçi konuşmasına “[kurdaki artış] işsizlikten daha mı önemlidir? Sanayinin kapasite kullanım oranlarından daha mı önemlidir? Cari açığımızdan, dış ticaret açığımızdan, bütçe açığımızdan ve büyüme oranlarımızdan daha mı önemli?” gibi bir dizi soruyla devam etmektedir.

***

Bu kadar hızlı biçimde dolarizasyona yönelen bir ülkede dolar fiyatı arttığında elbette her şey altüst olacaktır. Tersi de geçerli! Üretilen her ürünün ortalama yüzde 76’sı yabancı girdiyle sağlanıyor. Bu girdileri satan ülkeler de bunu dolar ile satıyor. Yatırım için kredi arayan özel kesim sermaye daha düşük faizli yabancı fon kaynaklarına yöneliyor. Bunlar da TL değil dolar (ve diğer yabancı para birimleri) kredisi veriyor.

Bu hafta açıklanan enflasyon oranları. Bütün sepet tartışmalarını bir yana bırakırsak TÜİK’in açıkladığı haliyle yıllık enflasyon yüzde 10.13. Bu oran TÜFE’ye ait. TÜFE Tüketici fiyat endeksi. Son tüketiciye (bize) satılan malların fiyat değişimini gösteriyor. Bir de ÜFE var. ÜFE Üretici fiyat endeksi. ÜFE Aramalı ve hammadde fiyatlarındaki değişimi (bizde artış) gösteriyor. Yıllık ÜFE yüzde 15.36! Üretici enflasyonu tüketici enflasyonundan yaklaşık yarı yarıya daha fazla. Bu da yaşadığımız enflasyonun talep çekişli (tüketicilerin daha talep artışı) değil de maliyet itişli (girdi maliyetlerindeki artışlar) olduğunu gösteriyor. ÜFE’deki artışın TÜFE’ye gecikmeli yansıdığını da hesaba katarsak, yüzde 10 civarı açıklanan enflasyonun önümüzdeki aylarda yüzde 15’i rahatça geçebileceğini söyleyebiliriz. Enflasyondaki bu sıçramanın başlıca sebebi, girdi maliyetlerinin artışına neden olan yüksek dolar kuru!

***

Ekonomi bakanının söylediği gibi enflasyon dışında da kur dışı(?) problemlerimiz var: Yüzde 12’yi aşarak tarihsel rekora koşan işsizlik, hızla yükselen bütçe açıkları, altüst olan dış ticaret yapısı, büyüme oranında aşağı doğru hareket, cari açığın önlenemez artışı…

Kur artışının enflasyon üzerinde nasıl bu kadar dolaysız(!) ise etkisi, bu ekonomik değişkenler üzerinde de aynı yakınlıktadır.

***

Zeybekçi’nin de hayal ettiği kura bu kadar göbekten bağlı olamayan bir ekonomi mümkündür elbette. Bunun için ülke kaynakları uluslararası ve yerli tekelci sermayenin denetiminden çıkartılmalı, işçi sınıfı ve emekçiler üzerindeki reel ücretleri baskılayıcı politikalara son verilmeli, ülke özellikle körfez finans-sermayesinin “geçiş yolu” olmaktan çıkartılmalı… Bunlar yapıldığında ülkedeki kaynaklar ve yeni üretim biçimi dolar kuruna bağımlılığı da azaltabilir.

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 09/03/2017 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: