Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Krizden fırsat, fırsattan sömürü!


Ekonomik krize koşar adım yaklaşılırken, uluslararası tekelci sermaye grupları ve yerli uzantıları bir yandan kendilerini garanti altına alacak biçimde yatırımlarının önemli bölümünü sonlandırmakta bir yandan da ülkede kalan yatırımlar için krizi fırsata çevirme telaşına girmektedir.

Asgari ücret görüşmelerinin başladığı dün, milyonlarca emekçiyi ilgilendiren bu haber yerine ana akım medyada “işçilik maliyetleri yükseldi” propagandası yürütülüyordu. Görünen o ki sermaye; yangına sadece hortumla değil, etrafına topladığı kazma ve küreklerle de müdahale etmeye çalışıyor!

***

En basit haliyle sermaye birikiminde tıkanma olarak yorumlayabileceğimiz ekonomik krizden çıkış yolu –sermaye için- bellidir. Kriz, eğer faturası işçi ve emekçilere kesilebiliyorsa sermaye cephesi için önemli bir fırsattır! İçine girilmekte olan krizin de işçi ve emekçilere fatura edilmesi için “gerekli” her adım atılmaktadır! Sermaye açısından yaklaşan kriz bir fırsat, onu aşmak için uygulanacak her politika ise sömürü aracına dönüşmektedir.

 

***

Bir yılı bitirip diğerinin de başlangıcını hazırladığımız Aralık ayı geniş halk kesimleri için oldukça ağır geçiyor. Bu ağırlığın gerisinde halen uygulanan ve yakın gelecekte uygulanması muhtemel politikaların etkisi büyük.

Neler oluyor ya da emekçileri ekonomik alanda neler bekliyor diye bakarsak;

– Dolar kurundaki süratli artış ve TL’nin değersizleşmesi hem çarşı pazarda daha fazla zamla yüzleşmek anlamına geldi hem de iktidarı vergi silahını kullanma konusunda teşvik etti. ÖTV zamları ve 1 Ocak sonrası uygulamaya geçirilecek yeni zamlarla emekçilere kesilen faturanın ilk taksiti ödenmiş olacak!

– 1 Ocak 2017’de yürürlüğe girecek Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi ile milyonlarca ücretli çalışanın ücretinde kesinti olacak, sistemden çıkmaya cesaret etmeyen ya da unutanların payları sermaye için BES fonunda toplanacak. Ayrıca oluşturulan Ulusal Varlık Fonu da kamu harcamaları üzerindeki denetimi azaltarak kaynak transferine kapı aralıyor.

– OHAL dönemi en çok işçi ve emekçileri etkilemekte, grev hakkı fiilen ortadan kaldırılmaktadır. Bankacılık ve toplu taşımacılıktaki uygulama örnekleri 2017 için de fikir veriyor.

– TİS’in iki yıldır fiilen üç yıllık yapılmaya başlanması ve metal sektöründeki grup toplu sözleşmeleri de sınıfın sermaye ve sarı sendikalarla hesabının devam edeceğini gösteriyor.

– Henüz gerçek anlamda kriz başlamamış olsa da, daha şimdiden işyerlerinde işten atma tehditleri artıyor.

– İktidarın buzdolabında sakladığı Kıdem Tazminatı düzenlemesi de yeni yıl ile birlikte tekrar servis edilecek uygulamalardan biri.

Olan ve muhtemelen olacak olanlara bakınca, 2017 yılının genel olarak dünya, özel olarak Türkiye ama en çok da Türkiyeli işçi ve emekçiler için gerçekten zorlu bir yıl olacağını söyleyebiliriz.

Zorluğu aşmanın tek yolu ise ortak mücadele!

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 07/12/2016 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: