Serbest düşüş

Bir süredir ülkede siyasal ve sosyal alanı KHK’lar ile “idare eden” iktidar, ekonomi konusunda aynı yöntemlerin işe yaramayacağını görüyor gibi… Bir tarafta rekor işsizlik ve sanayide ani fren bir tarafta ise tüketici güvenindeki hızlı azalış ve TL’nin baş aşağı düşüşü içine girilmekte olan bunalımın derinliği konusunda herkesin zihninde bir resim oluşturuyor elbette.

***

Resmin zifiri karanlığı bir yana, iktidar bileşenleri arasında, müdahale yöntemlerine ilişkin bir uzlaşının da olmadığı görünüyor. Mehmet Şimşek’in sosyal medya hesabından dolar kuruna ilişkin yaptığı şu açıklama kırılmanın da derinliği konusunda ipucu veriyor: “Türkiye dışa açık ve ciddi cari açık veren bir ülke. Ancak açık piyasa ekonomisi ile tutarlı rasyonel politikalar ve reformlar çözüm olur…”

Şunu demiş oluyor Şimşek: Türkiye’de iktidar bir süredir serbest piyasa “kurallarının” dışında adımlar atmakta ve bu içine girilen bunalımı kaçınılmaz hale getirmektedir. Şimşek, mensubu olduğu iktidarı rasyonel(?) davranarak oyunu kuralına göre oynaması yönünde teşvik ediyor. Açıklamanın sonundaki üç nokta ise çağrının karşılığının olma ihtimalinin düşük olduğunu gösteriyor.

***

Şimşek’in açıklaması yanında Şangay Beşlisi tartışması ve dün yapılması planlanan Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EEK) toplantısının iptali yaşanan ekonomik durumun bir kriz süreci ötesinde “serbest düşüş” olduğu izlenimi doğuruyor. Hem ekonomik geriye düşüşün boyutlarıyla hem de müdahale biçiminin belirsizliğiyle serbest düşüş!

***

Başbakan dün EKK’nin iptalinden sonra yaptığı açıklamada, Merkez Bankası ile kura müdahalenin sürdürüleceğini ve “yeni reformlara” başvurulacağını söylüyor. Başbakan böyle söylüyor ama önlem çerçevesi belirlenecek EKK iptal ediliyor ve dolara müdahale edecek denen Merkez Bankasının etki gücü hızla azalıyor. Merkez Bankasının döviz rezervi de serbest düşüşte! Merkez Bankası 2008 Küresel Kapitalist Krizi sonrası en büyük döviz rezervi kaybıyla karşı karşıya. Son 10 günlük müdahaleler sırasında 6 milyar dolar civarında rezervini yitirdi.

***

Düşüşün ne kadar bu haliyle serbest devam edeceği kadar müdahalenin biçim ve şiddeti de önemli. Hükümetin “ekonomik reformlar” diye ifade ettiği şey şimdiye kadar onlarcası denenen İstikrar Paketlerinden başka bir şey değildir: Vergi oranlarında artış, ücret zammı sınırlamaları, yeni vergi türlerinin geliştirilmesi, TİS ve grev süreçlerinin askıya alınması, işten çıkarmaların fiili baskı aracına dönüştürülmesi, esnek çalışmanın dayatılması, iş güvencesizliğinin yaygınlaştırılması…

Şimdi ekonomideki bu serbest düşüşün maliyetinin (bedelinin) kime ödettirileceğidir mesele. Bu sebeple iktidarın ekonomi kurmayları arasında bile kırılmalar bulunuyor. İktidar kendi içinde anlaştığında ise bu sefer oklar işçi sınıfı ve emekçilerin ekonomik ve sosyal haklarına yönelecektir.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir