Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Ekonomide OHAL


Ekonomik yaşam ile siyasal alan etle tırnak gibi birbirlerine yakın olsa da siyasal alanda alınan kararlar, verilen demeçler veya siyasal gücün doğrudan kendisi ekonomik gerçekliği etkilemekte yetersiz kalabilir.

Kapitalist bir ülkede “yerli ve milli bir ekonomi” değil, sermaye birikim rejiminin genel kuralları belirleyicidir. En milli gözüken sermaye grubu bir de bakmışsınız siyasal olarak en uzak olunan bir ülkenin sermaye grubuyla ortaklığa girişmiş…Düne kadar “düşman” kabul edilen bir ülke birden en yakın ekonomik partner (neredeyse tek) olmuş.

***

Bir tarafta Rusya ile “yeni ittifak”ın siyasal cümbüşü koparken diğer yanda Rusya’nın Türkiye’den giden mallara uyguladığı yasak bir çok kalemde sürüyor… Bir tarafta bankacılık da dahil olmak üzere İran ile yeni bir ticari partnerliğe adım atılırken diğer tarafta İran Türkiye’ye sattığı elektriği (borç ödenmediği için) kesiyor…

Özellikle son 5-6 yılda bölgemizde yaşanan savaş oyunları siyasetin en dolambaçlı figürlerini seyretmemizi sağladı ama ekonominin kuralları siyasetin “renkli dünyasını” solduracak cinsten.

***

Dolarda takvim yaprağındaki her yeni gün yeni bir tarihi rekor sunarken, TL’nin değer kaybı “tamamen psikolojik” görülebiliyor. Tüm kabul gören kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’nin kredi notunu düşürdüğü ortamda, bunlardan birinin sadece görünümü negatiften durağana yükselmesi “bakın işte haklıydık” nidalarıyla karşılanıyor.

Aslında tüm ekonomik altüst oluş verilerini böylesine bir iyimserlik ile karşılayabileceksek hiç sorun yok. Öyle ya, enflasyon mu var sepeti değiştiririz!

Ama değiştirilemeyen şeyler de var… Şimdilik dünyanın hiçbir sermaye grubu, demokrasinin helvasını yiyip bulaşığını yıkamayan bir ülkeye yatırım yapmak için koşmuyor. Dışarıyı bırakın içerideki para-sermaye ve üretken-sermaye grupları için de bir tür “askıda kalma” hali devam ediyor.

Bankaların biraz zorla biraz da başka türlü kredi alacak kimseyi bulamadığı için faiz indirimi “yarışına” girmesini bir yana bırakırsak ekonomik aktörlerin mevcut siyasal konjonktürden etkilenerek “yerli ve milli” refleksler göstermesi beklenemez.

***

Peki, nedir iktidarın B ve C planı dediğimizde de karşımıza olası yeni vergi artışları, TİS süreçlerine doğrudan müdahale, kamuda ücretlerin baskılanması, düşük çıkmaya ayarlı enflasyon ile genel ücret zamlarını frenlemek gibi bir takım “kemer sıkma” önemleri çıkmaktadır ve çıkacaktır.

Görünen o dur ki, yurttaşlar darbe girişimini önleyerek ödediği bedellerin yanında, girişim sonrası OHAL sürecinin de katkısıyla gelişen ekonomik altüst oluşun da bedelini ödemeye adaydır!

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 09/11/2016 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: