Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

İşsizlik en çok kadın ve gençleri vuruyor!


19 Ekim 2016 tarihli yazı

TÜİK Temmuz 2016 dönemi işsizlik verilerini açıkladı. Genel işsizlik oranı yüzde 10.7 olarak ilan edildi. Mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranı ise yüzde 11,2. Bir önceki yılın aynı döneminde (Temmuz 2015) bu oran yüzde 10,2 idi. İşsiz sayısı Temmuz 2015’de 3 milyon 51 bin iken bu yılın Temmuz ayında sayı 3 milyon 441’e dayandı. İşsizler ordusu yaklaşık 400 bin kişi arttı. DİSK-AR aynı dönemde işsizlik oranını yüzde 18.9 ve işsiz sayısını 6 milyon 342 bin kişi olarak hesapladı. Aradaki yaklaşık iki katlık fark, TÜİK’in tartışmalı “dar kapsamlı işsizlik” tanımıyla DİSK-AR’ın bazı “eksik istihdam” alanlarını işsizlik havuzunda saymasından kaynaklanıyor. En iyimser tahminle gerçek işsizlik oranının yüzde 15’ten aşağı olmadığı ve işsiz sayısının da 5 milyondan fazla olduğunu söyleyebiliriz.

***

Yüzde 10,7’lik işsizlik oranı genel ortalama. Bu oranı kadın ve erkekler açısından ayırdığımızda; erkeklerde işsizlik oranı yüzde 9,2 olarak hesaplanırken kadınlarda oran yüzde 14’e tırmanıyor.

İşsizlik oranı; aktif nüfus içinde (14-65 yaş) yer alıp, piyasada geçerli ücret ve çalışma koşullarını kabul ettiği halde son bir hafta içerisinde aktif olarak iş arayıp bulamayanların çalışmaya hazır nüfusa (işgücü) oranı.

Nüfusun bir kısmı aktif nüfus içinde olmasına karşın çalışmayı tercih etmemekte! Bu oran kadınlarda yüzde 66. Her üç kadından ikisi çalışmayı “tercih etmiyor”. OECD ülkeleri arasında kadınların işgücüne katılım oranı açısından Türkiye son sırada. İlk sıradaki Hollanda’da bu oran yüzde 78,7. OECD ortalaması yüzde 50 civarında.

Türkiye’de kadınların işgücüne katılımının üçüncü dünya ülkeleriyle dibe doğru yarışta olmasının toplumsal, siyasal ve ekonomik birçok nedeni var. Konuyu kısır döngüye dönüştüren en önemli faktör de işsizliğin kendisi. Kadınlar işsiz kaldıkça ekonomik özgürlükleri ve ardından toplumsal özgürlükleri ellerinden alınıyor. Çalışan kadınların sektörel dağılımında da hizmet alanları ilk sırada yer alırken onunla hemen hemen aynı oranda tarım işçiliği bulunuyor. Bu demek ki, çalışan kadınlar da sömürü ve güvencesizliğin yaygın olduğu hizmet sektörüyle ücretsiz aile işçiliğinin egemen olduğu tarım sektöründe çalışarak düşük ücret gelirlerine mahkûm bırakılıyor.

***

Her fırsatta genç nüfusuyla övünen bir ülke olarak genç işsizliği oranımız yüzde 19,2. Bu da ortalama değer. Genç kadınlarda işsizlik oranı yüzde 24,6’a fırlıyor. Gençlerin yüzde 36’sı ne çalışıyor ne de öğrenime devam ediyor. Çalışma hayatından ve gündelik yaşamdan kopartılmış yüzde 36! Evinde zor tutulan yüzde 50’nin de önemli kısmını oluşturan yüzde 36…

Her fırsatta demagoji aracı olarak kullanılan “nitelikli işgücü ihtiyacı” ve üniversite mezunları arasında işsizlik oranının yüzde 25 dolayında seyretmesi de ayrı bir ironi…

Bardağın dolu tarafına bakıp da her 4 üniversite mezunundan 3’ü çalışıyor dediğimizde de, üniversite mezunlarının çalışmak zorunda kaldıkları işlerin ağırlıklı olarak geçici, güvencesiz ve atipik istihdam türleriyle (yarı zamanlı, parça başı gibi) bezeli olduğunu görüyoruz.

***

Dönerken çarkları ekonominin ağır ağır ya da takır tukur veya tıkır tıkır en çok kadın ve gençlerin geleceklerini öğütüyor.

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 27/10/2016 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: