Yeni Somalar için Kiralık İşçilik

Soma Katliamının üzerinden iki yıl geçti. Aileler için acı ilk günkü kadar taze. Özellikle, uzayan dava süreci ve ekonomik yoksunluk bu iki yılda katledilen işçilerin ailelerinin acısının küllenmesini engelledi.

Soma katliamı, Türkiye’deki çalışma koşullarının tartışılması için önemli bir kırılma noktası oldu. Gerçi aradan geçen iki yılda işçi sağlığı konusunda bir arpa boyu kadar bile ilerlenmemiş olması, bu konudaki tartışmaların da “kol kırılır yen içinde kalır” düzeyini geçmediğini gösteriyor.

Tersten baktığımızda, üretim ve çalışma ilişkilerinin genelinde sağlıksız ve güvencesiz koşullar gün geçtikçe “standart” haline getirilmekte.

***

Soma Katliamı, bir anda 301 işçi katledildiği için toplum vicdanında da büyük ve etkili bir yara açtı. En azından katliam ve sonrasındaki 2-3 ay için bu böyleydi. Sonra, hem yeraltında hem yer üstünde nice katliamlar yaşandı. Acı acıyla bastırıldı!

***

İş cinayetlerinde yaşamını yitiren işçi sayısı yıllar geçtikçe artıp 2 binli rakamlara erişirken, diğer tarafta toplumu adeta bir virüs gibi saran Meslek Hastalıkları da gün geçtikçe yaygınlaşmaktadır.Meslek hastalığına maruz kalan işçi ve emekçilerin sayısı yüzbinlere ulaşıyor. Meslek hastalıkları da iş cinayetleri gibi ölümle sonuçlandığı gibi, geçici iş görmezlikten kalıcı engellilik haline kadar işçileri gelir ve çalışma imkanından yoksun bırakacak bir çok özelliği içinde barındırıyor. Meslek hastalıkları iş cinayeti gibi görünür de değil. Muayene sırasında hastalığın teşhisinde “meslek hastalığı” kategorisi bulunmuyor.

***

İş cinayeti ya da meslek hastalığı; her ikisinin de beslendiği ana damar mevcut kapitalist üretim ilişkileridir. Kapitalist üretim ilişkilerinin bu en güvencesiz ve korumasız hali ise –Soma davasında karikatürize edildiği gibi- bir kaç patron ya da mühendisin ihmaline indirgenemeyecek kadar kapsamlıdır. Kapsamlı düzenlemeden kasıt, üretim ilişkilerinin çerçevesinin kapitalist devletler eliyle çizilmesidir.

Bu bağlamda, Soma Katliamında, katliamdan 20 gün önce mecliste reddedilen madencilik düzenlemesinin ne kadar etkisi varsa, Soma Katliamı sonrasında yaşanan onlarca iş cinayetinde de (Şırnak, Ermenek, Torunlar gibi) gelmiş geçmiş politika düzenlemelerinin etkileri vardır.

***

“Taşeronu Kaldıracağız!” diye seçim kazanan AKP Koalisyonu, ülke kan batağına saplatıldığı anda “Kiralık İşçilik” düzenlemesini meclisten geçirerek taşeronu “mumla aratacak” günleri getirmiştir. Artık işin kendisi tam anlamıyla bir piyasa alanına dönüştürülmüştür. Özel İstihdam Büroları isteyene “uygun ücretle” işçi kiralayacak, işçiler de geçici işler için (en çok 8 ay) istihdam bürosu bakkallarının kapısını aşındıracaktır.

Tabii bu “pazarın” en önemli müşterileri de adına misafir dedikleri sığınmacılar olacaktır. Böylelikle bir kriz daha fırsata(?) çevrilmiş olacak.

***

Yerli ve milli otomobil konusunda geleceği belirsiz Türkiye’nin, çalışma yaşamına ilişkin son düzenlemeleriyle, en azından yerli ve milli işçi yaratma konusunda hatırı sayılır bir adım attığı aşikar. İşçi sınıfı, bu politika düzelemine karşı kendi öz taleplerini yükselttiğinde Soma’daki 301 işçi için ve kendi geleceği için birşeyler yapmış olacak. Yoksa, Soma Katliamı  -daha öncekilerde olduğu gibi-, yılda bir kez hatırlanıp, sonraki bir yıl boyunca tekrar unutulacaktır…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir