Ekonomi teklerken

Siyasal alandaki gerilim, çoklu çatışma ortamı ve Haziran seçimlerinin iptaliyle başlayan ve bugün de milletvekili temsiliyetinin ortadan kaldırılmasına yönelik politikalarla sürdürülen sıkboğaz stratejisi mevyelerini vermeye başladı!

Ekonomi kalıcı bir durgunluğa sürükleniyor.

Bu hafta açıklanan verilerin tamamı durgunluğa işaret ediyor.

***

Artan güvenlik tehdit algısıyla, nisan ayında alışveriş merkezlerine (AVM) yönelik ziyaretçi girişi yüzde 60 oranında düşmüş. Normal koşullarda, bahar alışverişiyle canlanması gereken perakende sektöründe de cirolarda düşüş devam ediyor. Yaratılan “korku iklimi” sadce AVM ziyaretlerini değil, tüketimi de azaltıyor.

***

Haftabaşında açıklanan dış ticaret verileri de, Rusya başta olmak üzere çevre ülkelerle yaşanan gerilimin etkilerini gösteriyor: Geçen yılın aynı dönemine göre nisan ayında ihracat yüzde 9.8 ve ithalat yüzde 11.6 daralmış durumda.

***

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) hazırlattığı, İmalat Satın Alma Müdürleri Endeksi de sanayi üretiminde daralma ve siparişlerde azalmaya işaret ediyor. Siparişlerdeki azalma eğilimi, sanayideki durgunluğun gelecekte de süreceğinin işareti.

***

Bu hafta nisan ayı enflasyonu yüzde 6.6 olarak açıklandı. Ocak’taki yüzde 9.6’lık oran düşünülünce, enflasyonun bu şekilde “bıçak keser gibi” kesilmesi soru işareti uyandırıyor. TÜİK, enflasyondaki gerilemeyi gıda fiyatlarındaki ani azalışa bağlıyor.

Zamanlaması manidar!

Yeni merkez bankası (TCMB) yönetiminin iktidar koalisyonunun düşük faiz hedefiyle tam uyum fotoğrafı verme isteğinin açıklanan veri üzerinde etkisi olduğu söylenebilir.

İstanbul Ticaret Odası aynı dönem için yüzde 7.49’luk enflasyon oranı açıklamıştı.

Merkezin faiz hamlesi, enflasyonun merkez bankası kararlarından ne kadar “nem kaptığını” da gösterecek!

Yüzde 6.6 ya da 7.49, her koşulda enflasyonda düşüş eğilimini gösteriyor. Bu düşüş sağlıklı işleyen bir ekonomik konjonktürde ortaya çıkmadığı ve gıda fiyatlarındaki ani fiyat baskısıyla gerekçelendirdiği için olsa olsa durgunluğun işareti olabilir.

***

Ekonomik veriler içerisinde; toplu iş sözleşmeleri ve ücret zamları üzerindeki etkileri düşünüldüğünde enflasyon ve istihdam üzerindeki etkileri düşünüldüğünde de sanayi üretim düzeyi çok önemli iki ayağı oluşturuyor.

Aynı zamanda enflasyon, sınıfsal çelişkilerin de en görünür olduğu ekonomik veri alanını oluşturuyor. BETAM dün açıkladığı raporda “Yoksul ile Zengin arasındaki enflasyon farkı 8 yılda 20 puanı geçti” diyor. Rapora göre, “zengin kesimden yoksul kesime gidildikçe enflasyon endeksinin yaklaşık son sekiz yıldır yoksulun aleyhine geliştiği görülmektedir. 2014 sonu itibariyle zengin ile yoksul enflasyonu arasındaki fark yüzde 18,1 iken 2016 Nisan itibariyle fark 3,3 puan daha artarak yüzde 21,4’e yükselmiştir. Yoksullar aleyhine gelişen enflasyon farkı esas olarak konut ve gıda fiyat artışının ortalama enflasyonun üzerinde artmasından kaynaklanmaktadır”.

Enflasyonun -görüntüde de olsa- düşme eğilimi, ücretler üzerindeki baskıyı artıracak ve işçi sınıfının aylardır devam eden “ek zam” talebine karşı bir karşı gerekçe olarak kullanılacaktır. Yaz aylarıyla birlikte özelikle sanayi üretiminde artacak yavaşlama eğilimi de işten çıkarmaların yoğunlaşabileceği bir döneme girilmekte olduğunu gösteriyor.

Ekonomi teklerken, sermaye güçleri ve iktidarı bu durgunluğu işçi sınıfı ve emekçilere fatura etme gayretinde olacaklardır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir