Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Negatif faize karşı pozitif birlik!


Avrupa Merkez Bankası (ECB – AMB) bugün kritik önemdeki faiz kararını açıklıyor. AMB’nın bu ayki faiz kararını kritik yapan, bu kararın negatif faiz tartışmalarının merkezinde yer almasından kaynaklanıyor. Çünkü beklentiler AMB’nın bugün de negatif faiz politikasını sürdürdüğünü açıklaması yönünde ağırlık kazanıyor.

***

Politik alandaki çoklu savaş hali ekonomik alanda da yansımalarını buluyor…

Bir yanda petrol üreticisi ülkeler (OPEC) ve Rusya petrol üzerinden hamleler geliştirirken, ABD emtia piyasaları üzerinde yeni bir balon şişirmekte, İslam Devleti ise uluslarararası hisse senedi piyasalarında en ciddi manüpülatörlerden biri haline geliyor.

***

Tüm bu toz duman içerisinde negatif faiz  ne anlama geliyor?

ABD’nin 2009 yılından beri ekonomik büyümeyi canlandırmak için uyguladığı Sıfır Faiz Oranı Politikasına (Zero Interest Rate Policy) karşın, AMB Başkanı Mario Draghi’nin Haziran 2014’teki yapmış olduğu açıklamayla birlikte avro kullanan 18 avrupa ülkesi Negatif Faiz Oranı Politikasına (Negative Interest Rate Policy) geçmiştir. AMB bu hamlesiyle üretken sermayenin içinde bulunduğu durgunluğu aşıp deflasyonu önlemeyi amaçlamıştır. AMB 2014 ilk kez yılında politika faiz oranını binde 25’ten binde 15’e 10 puan indirerek, mevduat faizini sıfırdan eksi binde 10’a düşürmüş ve 400 milyar avroluk varlık alımı programını başlatmıştır. Mevduat faizinin negatife inmesi, tasaruuf sahiplerinin bankalara yatırdığı paradan faiz almamaları, aksine paranın “korunması” karşılığında faiz (negatif) ödediği anlamına geliyor.

Negatif faiz oranı ilk kez 19.y.y.’ın sonlarına doğru Alman İktisatçı Silvio Gessel tarafından öne sürülmüştür. Gessel’e göre negatif faiz oranı, parayı elde bulundurmaktan dolayı ödenen bir tür vergidir. Özellikle finansal sıkıntı ve stres dönemlerinde insanlar parayı borç vermek yerine ellerinde tutmayı tercih etmektedirler. Gessel, insanların nakdi ellerinde tutmalarını engellemek için, paranın belirli bir süre sonunda (vade) değersiz hale dönüşeceği bir senet veya değerli bir kağıt olmasını önermiştir. John Maynard Keynes de, Gessel’e benzer şekilde negatif faiz oranını para taşımanın veya elde bulundurmanın bir vergisi olarak nitelemiştir. Daha sonraları, Fed (ABD Federal Merkez Bankası) eski uzmanı Marvin Goodfriend, negatif faiz oranını para bulundurmanın bir vergisi olarak nitelemiş, paranın üzerine manyetik bir şerit geçirilerek, kişinin parayı taşıdığı süreye göre manyetik şeridin bir cihaz tarafından okutulduktan sonra taşıma vergisinin kesilmesini önermiştir.

Neticede iktisat yazınında negatif faiz tartışması pek yeni değil. Dolayısıyla burjuva iktisatçılarının negatif faizi sanki ilk kez ortaya çıkan bir şeymiş gibi gösterip ışığıyla gözümüzü almalarına dur diyecek olursak meselenin özü şudur:

Ticari bankalar sermayenin toplam döngüsü içerisinde üretken sermaye ile tasarruf sahipleri arasında para ticaretine aracı olmaktadır. Bankaların da içinde bulunduğu “parasal alana” kredi-para alanı diyoruz. Kredi-para alanında biriken para üretken sermaye için seferber edildiğinde finans-kapital görünümüne bürünmektedir. Alıcısıyla satıcısının birbirine karıştığı bir ortamdır burası. Bir yanda mevduat faizi karşılığı bankacılık sistemine borç veren tasarruf sahipleri, diğer tarafta ise bankalardan çektiği krediyi (finans-kapital / para-sermaye) üretken sermayeye (yatırıma) dönüştüren özel kesim sermaye. Kapitalist üretimin –Almanya’yı ayırırsak- avrupa genelindeki durgunluğu, kapitalist avrupa devletlerini sermaye için güçlendirici önlemler almaya itmektedir. Bu sınıfsal bir tercihtir. Kredi faizleri tarihi düşük düzeylerine indirilirken amaçlanan, kapitalistlerin kredi-para alanında biriken ve şişen fonları üretken yatırımlara dönüştürmesidir.  Üretken yatırımlar sermayenin basit döngüsünü işletecek ve üretim alanında kapitalistlerin sömürüyle döndürdükleri çark artı-değer yaratacaktır. Artı-değer sömürüsündeki artış işçi sınıfını ezerken, ekonomi için “değer” yaratılmış olacaktır. Ancak, üretken yatırımda yeterli karı görmeyen kapitalist de parasından para kazanma yolunu tercih etmekte ve kredi-para alanının müşterisi olmaktadır. Basitçe, yatırım yapmaktansa parasını bankalara borç vermeyi tercih etmektedir. Bu durum üretken yatırımları ve dolayısıyla sermayenin toplam döngüsünü zora sokmaktadır.

Kredi faizlerinin tarihi diplerde olması ancak kendisinden daha düşük mevduat faizi ile mümkündür. Aradaki fark finans-kapitalin cebine girmektedir. İşte kredi faizlerindeki abartılı düşüş bugün gelinen noktada mevduat faizlerini negatif düzeye çekmektedir. Bunu olanaklı kılan ise sermayenin toplan döngüsündeki duraksamadır. Bu duraksama üretimin sürekliliğini riske sokmakta ve güven sorunu da insanların parayı para olarak (gerekirse belli bir bedel ödeyerek) saklama konusunda teşvik etmektedir.

Ezcümle negatif faiz kararı basit bir merkez bankacılığı hamlesi değil, kapitalist üretimin avrupada (Japonya için de söylenebilir) tıkandığının göstergesidir. Tıkanma –klasik bir yöntem olarak- avrupa işçi sınıfına faturalandırılmak istemektedir. AMB’nin negatif faizine karşı avrupa işçi sınıfı ve emekçilerinin proleter enternasyonalist dayanışmayı yükselmeleri gerekmektedir: Negatif faize karşı pozitif birlik olmalıdır!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 10/03/2016 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: