Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Kaçıncı Devrim?


Geçen ay Davos’da düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nun ana teması olduğundan beri, ekonomi sütunlarının vazgeçilmez süsü oldu 4. Sanayi Devrimi ya da Endüstri 4.0 kavramı.

Siber-fiziksel üretim sistemleri, internet ile bütünleşik üretimi anlatmak için kullanılan bir kavram. Bu kavramın ilk kullanılışı 1990’ların başına kadar uzansa da esas olarak son yıllarda bir “paradigma” olarak çerçevesi netleştirildi.

İnternet kullanımının yaygınlaşması yanında kullanım alanlarının da hızla genişlemesi, hayatımızdaki sanallaşma eğilimini artırdı. Uzaktan kumanda edilebilen ısıtıcı sistemler, cep telefonundan takip edilebilen kamera sistemleri, kablosuz internet ağı üzerinden çalıştırılan müzik çalarlar gibi daha pek çok “sanallaşmış” meta gündelik hayatımızda kendisine yer bulmaya başladı.

Burada siber-fiziksel ile sanal olan internet ile fiziksel olan araçların, makinaların bütünleşik hareketi ifade edilmek isteniyor.

Fiziki bir varlık olmadan sanal olanın kullanımı zaten mümkün değildir. Ancak depolanabilir. Örneğin cep telefonu kontörünüz operatörün işlemcisinde (yine fiziki) sizin adınıza saklanır ama cep telefonu gibi fiziksel bir mal olmadan kontörü kullanamazsınız. Bilgisayar ya da tablet ya da cep telefonu olmadan internette dolaşamayacağınız gibi. Benim Engelli Mal (http://www.jlecon.com/Makaleler/1301903755_5%20SAlc%C4%B1n.pdf) olarak tanımladığım bir kategori içinde bahsi geçen mallar (soyut mallar – intangible goods) , tek başlarına kullanım değeri ortaya çıkartmıyorlar fiziki varlık olmadan.

Burada siber-fiziksel ile aslında mevcut fiziksel varlıkların uzaktan kumanda ve denetimi kast ediliyor. Sanal entegrasyon süreci bir anlamda. Entegrasyonun amacı her bir aşamada işgücüne bağımlılığı azaltarak bu alanlarda otomasyonun hızlandırılmasıdır.

***

Bu “devrim” ile siber-fiziksel üretim olanaklarının gelişmesine paralel olarak yeni tip fabrikaların ortaya çıkacağı ve bir anlamda bildiğimiz anlamda işin yok olacağı müjdeleniyor!

Andre Gorz’un 1980 yılında ilan ettiği ama halen tutmamış “Elveda Proletarya” düşü belki şimdi mümkün olur!

“İşçiler olmasa kapitalist ekonomi ne güzel yönetilir” mi? Yoksa kapitalist ekonomiyi kapitalist yapan işçilerin alın terinden elde ettiği artı-değer mi?

Kapitalist sanayileşmeyi (sanayi devrimi ya da nam-ı diğer 1. Sanayi Devrimi) kendinden önceki üretim biçimlerinden (ilkel, köleci, feodal) ayıran temel nitelik işçi sınıfının el konulan alın teriyle sermaye birikimini sağlamasıdır.

Taylorist üretim organizasyonundan, fordizme ve neo-taylorizme kadar bütün organizasyonel adımlar zaten bu entegrasyonu hızlandırmak, üretimi çoğaltmak üzerine geliştirilmiştir. Burada problem üretimin nasıl çoğaltılacağı değil, çoğaltıldığında ne olacağıdır. Yani, ortaya çıkan artığın nasıl bölüşüleceğidir. Genişleyen üretim toplum için değil de bir avuç tekelci kapitalist için biriktiğinde bu insanların ve doğanın tahakkümüne giden yola kapı aralamaktadır.

Kendi kendine çalışan fabrikalar kendi için mi üretim yapacaktır? Kapitalizmin müzmin hastalığı olan aşırı birikim sorunu nasıl çözülecektir?

Bu soruların yanıtı 4. Sanayi Devrimi var diye kendisini ortaya atan sermaye temsilcileri ve onların lafazanları için elbette vardır. Onlar, işçi sınıfı olmadan, işçi sınıfı daha fazla sömürülmeden kendi artıklarını çoğaltamayacaklarını çok iyi bilirler. Bilirler ama bu tip “yeni paradigmalar” ile sınıf üzerinde korku yaymak, işsizliği gösterip düşük ücret ve ağır çalışma koşullarına razı etmek isterler. Hem ülkeler bazında hem de tekil olarak sermaye grupları için kapitalist rekabet oldukça yıkıcı sonuçlar doğurmaktadır. Bugün Çin ve Güney Kore gibi ülkelere üretim kabiliyetini ve elastikiyetini kaptıran erken kapitalist ülkeler (ABD, Almanya, İngiltere gibi) bu üstünlüğü tekrar elde etmek için 4. Sanayi Devrimi’ni kendileri üzerinden tanımlamaktadır. Öyle görünüyor ki kapitalist emperyalist ülkeler kurtuluşlarını ya 3. Paylaşım Savaşı ya da 4. Sanayi Devriminde görmektedir. Yani mevcut uluslararası kapitalist üretim ilişkileri tıkanmıştır. Devam ettirilemez düzeye erişmiştir. Onu alaşağı edecek olan da numarasız devrimlerdir.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 18/02/2016 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: