Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

OVP’ye karşı mücadele programı!


Pazartesi günü hükümetin ekonomik ve sosyal alanlardaki yakın dönem politika hedeflerini içeren yeni Orta Vadeli Program (OVP 2016-2018) açıklandı. Program metodolojik olarak üç kısma ayrılabilir: Ekonomik tahlil, makroekonomik hedefler ve politika önermeleri.

Ekonomik tahlil kısmında Amerika ve Avrupa Merkez Bankalarının (Fed ve ECB) olası faiz artırımlarının yaratabileceği risklere değinilirken, petrol fiyatlarındaki düşüklüğün durumu şimdilik idare ettirdiğine vurgu yapılıyor. Komşularla bitme noktasına gelen ticari ilişkiler için de yeni ticari ortaklar aranabileceği söylense de bu konuda fazla bir umut verilmiyor.

Tahlil kısmı karanlık!

***

OVP’nin makroekonomik hedefler kısmına baktığımızda ise 2015 yılı enflasyonunun nihayet 8.8’e revize edildiğini, III. çeyrek büyümesine yapılan “sihirli dokunuşla” 2015 büyümesi tahmininin de yüzde 4’e çıkartıldığını görüyoruz. Yüzde 10’u aşan işsizlik oranında önümüzdeki iki yılda da kayda değer bir iyileşme öngörülmüyor. Milli gelir hesaplarında kullanılan dolar kuru ise “Alice harikalar diyarı”ndan fırlamış gibi; 2016 sonu 2,99, 2017 sonu 3,12 ve 2018 sonu 3,24!

Tahlil ve hedeflerde çizilen çekimser tabloya karşın iktidar, politika hedeflerinde geniş halk kesimlerine karşı şahine dönüşmek konusunda fazla cüretkâr.

***

Şimdi 26 sayfalık programda öne çıkan hedeflerden “dervişin fikri”ni anlamaya çalışalım:

“Bireysel emeklilik sisteminde kesinti oranları uluslararası düzeylere yaklaştırılacak ve ‘otomatik katılım sistemi’ uygulamaya konulacaktır. Hayat sigortaları ve uzun süreli (bir yılı aşkın) özel sağlık sigortaları geliştirilecektir.”

Tasarruf oranındaki tarihsel dipten bir türlü kurtulamayan ekonomi için çare olarak görülen  Bireysel Emeklilik ve benzeri fonlara katılım konusunda bir süredir izlenen “teşvik edici” politikaların yeni orta vadeli programda “otomatik katılım sistemi” ile zora dönüştürülmek istendiği anlaşılıyor. Çok daha kötü örneklerinin ABD’de uzun süredir uygulandığı bireysel fonların (tasarruf, emeklilik, sağlık, hayat gibi) gelişimine paralel olarak sosyal haklar da (emeklilik maaşı, kıdem tazminatı gibi) büyük ölçüde ortadan kaldırılmaktadır. Yine OVP’de açıklanan “Sosyal taraflarla diyalog içerisinde kıdem tazminat sistemi geliştirilecektir” hedefi de zaraki bireysel tasarruf fonları amacıyla uyum gösteriyor.

İki seçim arasındaki dönemde (Haziran – Kasım) sermayeyle iktidarın oluşturduğu mutabakat ve bu mutabakatın yansıması olarak oluşturulan mevcut sermaye koalisyonunun orta vadeli  programının “temel ruhunu”  da sermaye birikimi için kamu kaynaklarının seferber edilmesi oluşturuyor. Şöyle deniliyor yeni OVP’de: “Yatırımcılara uygun nitelikte yatırım yeri tahsisi yapabilmek için yeterli arsa üretimi sağlanması amacıyla, hazine arazileri başta olmak üzere yatırıma elverişli arazilerin envanteri çıkarılacak ve tahsis süreçleri etkinleştirilecektir.”

“Arsa Üretimi” olarak isimlendirilen şey, mevcut durumda imara açık olamayan alanların (hazine arazisi, askeri bölge ya da sit alanı gibi) imara açılması ve büyük ölçüde bedelsiz olarak sermayeye “hediye edilmesi” sürecini içeriyor. Çünkü hepimizin bildiği gibi toprak üretilerek çoğaltılabilen ya da aşılanabilen bir kaynak değil.

Arazi tamam ya yatırım için para? O da unutulmamış yeni OVP’da; özel kesim sermaye ile kamu sermayesinin ortak yatırımlarının güçlendirilerek kurumsallaştırılması hedefleniyor: “… birçok alanda yeni projeler Kamu-Özel İşbirliği yöntemiyle hayata geçirilecektir. Kamu ve özel kesim işbirliği alanında mevcut yasal düzenlemeler tek bir çerçeve kanun altında toplanacaktır.”

Kamuya özel kesim sermayeye “yancılık” görevi biçilirken mevcut az sayıdaki KİT’in de “sosyal davranışları” adeta yasaklanmaktadır: “KİT’ler; sosyal amaçlı ve kamu yararına yönelik faaliyetler için mümkün olduğunca görevlendirilmeyecektir. Görevlendirmenin zorunlu olması durumunda oluşacak maliyet zamanında karşılanacaktır. Halihazırda KİT’ler tarafından yürütülmekte olan sosyal yardım mahiyetindeki faaliyetler Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına devredilecektir.”

Az sayıdaki KİT’in de özelleştirilerek sermayeye devri hedefler arasında. En önemli KİT’lerin başında gelen TCDD ve kamusal ulaşım sisteminin tasfiyesi de program hedeflerinde yerini almış durumda: “TCDD’nin yeniden yapılandırılması tamamlanacak, demiryolu yük ve yolcu taşımacılığı özel demiryolu işletmelerine açılacaktır.”

Satılamayan KİT’lerde de işçi kıyımının devam edeceği, mevcut çalışanların da daha fazla baskılanacağı anlaşılıyor: “KİT’lerde etkin istihdam politikası uygulamasına devam edilecektir.” Etkin istihdam politikasının da verimlilik adı altında sömürünün katmerlisinin uygulanması olduğunu Türkiye işçi sınıfı ve emekçileri son 25 yılda fazlasıyla öğrenmiştir.

OVP’da sağlık alanındaki tasfiyeye de devam edilmesi öngörülüyor: “ilaç, tıbbi cihaz ve tedavi harcamaları daha akılcı hale getirilecektir.” denilerek tasarrufun kaynağı halkın sağlığı olarak belirlenmektedir.

Meşhur asgari ücret artışı konusunda da sermayenin gönlü alınıyor programda: “Asgari ücrette yapılan artışın işveren üzerinde oluşturacağı ilave maliyetin kısmen telafisine yönelik tedbir alınacaktır.” Belli ki bu asgari ücret artışı tartışması önümüzdeki aylarda daha çok karşımıza çıkacaktır.

Üretimin taşeron yapısının güçlendirilmesi hedefi de programın temel anlayışını oluşturan unsurlardan. Daha dün 301 madencisini toprağa kar hırsıyla, azami üretim aşkıyla gömen biz değilmişiz gibi bir hedef var programda: “linyit kömürü ve jeotermal gibi yerli kaynakların arama ve üretim faaliyetleri azami seviyeye çıkarılacaktır.”

Hay bin linyit!

OVP’de kesinlikle unutulmayan bir diğer konu da iş güvencesinin ortadan kaldırılması amacı. İşte bu amaçla uyumlu iki hedef:

“AB Müktesebatı ve uygulamaları da dikkate alınarak işgücü piyasalarına esneklik sağlayan çalışma biçimleri iş ve sosyal güvenlik mevzuatına eklenecektir.”

“Özel istihdam bürolarının faaliyet alanları yaygınlaştırılacak ve geçici iş ilişkisini de kapsayacak şekilde genişletilecektir.”

Görünen o ki, “Batının ilmini alalım, kültürünü değil” önermesi de suya düşmüştür. İşine geldiği zaman düşman ilan edilen Avrupa’nın iş güvencesini ortadan kaldıran düzenlemeleri havada kapılmaktadır. Özel istihdam büroları eliyle de “işsizlik piyasası” rant alanına dönüştürülmek istenmektedir.

Bu çok taraflı oyunda sahne ülkenin ekonomik kaynakları ve emekçilerin geleceğidir.

Elbette Orta Vadeli Programdaki hedefler, hedef olarak belirlendi diye tamamı uygulanabilecek anlamı çıkmaz. Sınıf mücadelesinin durumu bu sermaye düşlerinin çerçevesini de çizecektir.

Sermaye koalisyonu kendi elini bu programla tümden açık etmiştir. Bu program işçi ve emekçiler için ekonomik saldırı programıdır. Peki işçi sınıfı ve emekçiler? Onların orta vadeli mücadele programı nedir? Böylesi bir programın yeniden oluşturulacak Emek Platformu benzeri bir yapı içinde tartışılarak “asgari müştereklerin” belirlenmesi ortak mücadelenin temel itici gücünü oluşturacaktır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 14/01/2016 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: