Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Demokratik Cumhuriyet için


Anadolu halklarının, emperyalist işgalciler ve onların yerli işbirlikçisi iktidara karşı başlattıkları direnişin sonucu gelmişti Cumhuriyet. Her ne kadar II. Meşrutiyet (1908) sonrası sınırlı bir parlamento deneyimi olsa da halkın gerçek anlamda kendi kendini yönetebileceği bir rejimdi Cumhuriyet. Bu anlamda tarihsel bir kopuştu; Osmanlının tebaa kültüründen, şahından, padişahından,  paşasından, diğer zevatından…

Kuruluş böyle. Ancak, cumhuriyetin devamında demokrasinin temsili hali en sembolik biçimiyle sürdürülünce, padişah yerine bir ayrıcalıklılar zümresinin kazanımına dönüştü halkı yönetmek.

Demek ki, bu en önemli savaşın birlikte kazanılmış olması, tek başına halkları esaret, yoksulluk ve eşitsizlikten kurtarmaya yetmiyor ve dahası gerçekten kendi kendilerini yönetmeleri sonucunu da doğurmuyordu.

Artık “halkın gücü” ya da “milletin iradesi” siyasal aktörlerin elinde sandık gücüne dönüşüyor, sermaye ile girilen bitişik nizam içinde demokrasi sopaya dönüşüyordu. Gerisi Takrir-i Sükûnlar, 12 Mart’lar, 12 Eylül’ler, Beyaz Toros’lar ve sonra yargı vesayeti, medya vesayeti, vergi vesayeti, seçim vesayeti!

Sermaye iktidarlarının vesayet alanı genişledikçe, bırakın halkın kendi kendini yönetmesini, nefes alması bile zorlaşmaya başladı. Nasıl zorlaşmasın? 30 yılda 30 bin gencini toprağa gömen Anadolu halkları topladığı vergilerin beşte birini örtülü ya da açık ödeneklerle silaha, kurşuna, bombaya yatıran sermaye iktidarlarının gün geçtikçe artan baskısıyla boğuşmak zorunda bırakıldı, bırakılıyor.

***

Cumhuriyet’in kuruluşu konusunda halkların yükselttikleri birlik ve ortak mücadele ruhu, cumhuriyetin demokratik biçimde sürdürülmesi, yani halkın gerçekten kendi kendini yönetebildiği demokratik bir halk iktidarına dönüşüm konusunda devam ettirilememiştir. Halkın çoğunluğu iktidarın güçlü tacirlerin ya da zaman zaman cuntacıların eline bırakılmasını “kurtuluş” olarak görmüş ama her bir dönem bir öncekini aratır biçimde kötüleşmiştir.

***

Bugün (29 Ekim Cumhuriyet Bayramı) cumhuriyet yaygın olarak iki biçimde öne çıkartılmaktadır: Birincisi, talim-terbiye ruhuyla kutlanması uygun görülen resmi bir gün olarak ve ikincisi, 2. ve hatta 3.  Cumhuriyet tartışmaları bağlamında burjuva iktidarının yeniden-inşasına duyulan ihtiyaç(?) yönüyle…

Bu iki biçim de, cumhuriyetin gerçek sahibi olan Anadolu halklarının ihtiyaçlarını ve beklentilerini karşılamamaktadır.

Halkların gerçekten kendi kendini yönetebildiği, iktidarların sahip oldukları gizli ve açık baskı araçlarının ortadan kalktığı, özgürlüklerin sınırsız ve koşulsuz olarak her cinsten, dinden, cinsiyetten, yaştan yurttaşa eşit olarak sağlandığı bir cumhuriyet demokratik cumhuriyettir. Demokratik cumhuriyetin inşası ise doğrudan birleşik demokrasi mücadelesine bağlıdır. İşte bu nedenle, daha fazla özgürlük için, eşit haklar için, ayrımcılığın ortadan kalkması için verilecek mücadele demokrasi mücadelesidir. Bugün tekil olarak karşımıza çıkan sorunların neredeyse tamamının bertaraf edilmesi demokratik halk iktidarıyla, demokratik cumhuriyetle mümkün olacaktır. Bunun için her gün ama bugün daha fazla demokrasi mücadelesi günüdür! Kutlu olsun!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 29/10/2015 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: