Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Sadece bomba patlamadı Ankara’da


Zamanın nesnel hali ile öznel hali ayrışıyor zaman zaman. Bu aralar pek sık hem de… Bugün 15 Ekim gibi gözükse de kalbimizin en kuytu odacığında 10 Ekim saat 10:05 hala!

Barışı kursağımıza tıkmak isteyenler patlattığında iki parça tesirli bombayı, nice gülüşler asılı kaldı orada, tren garının önünde.

Sonra artçı patlamalar başladı, sürüyor ve sürecek bir zaman daha. Ağzından salyalar akıtarak TV programlarına koşup tersine evrimleşmiş beyinleriyle jimnastik yapanları mı ararsınız, keyfe gelip sırıtanlarını mı? Hepsi mevcut. Hepsi tek elden “düğmeye basılmış gibi” hareket halinde: Barışa ve insanlığa karşı…

***

Patlamadan sonra gittim Ankara’ya, hava yeni kararıyordu. Kentin üstüne ölümün ağırlığı kara bir örtü gibi serilmişti. Ağıtlar, ağlama sesleriydi hastaneye girerken ilk karşılayan. Sonra acı, acı, acı… Hem de her rengi acının. TV’lerde anlatılmayanları –belki de anlatılamayanları- dinledikçe nefesi kesen bir yumruk gelip oturuyordu dinleyenlerin boğazına.

Hayatını kaybedenlerin ve yaralananların önemli bir kısmı Ankara dışından gelen ve geceden ya da sabahın erken saatlerinden itibaren miting alanında toplanmış olanlardı. Bu durum hastane kapılarında yaralı yakınını ya da cenazesini bekleyenlerin profilini de belirliyordu. Çoğunun Ankara dışından bin bir zorlukla geldiği belliydi. Yorgundular, yoksuldular ve mazlumdular…ve bir o kadar da onurluydular!

IMG_0147

Nasıl ki, patlamadan sonraki kritik ilk yarım saat ambulans girmediyse katliam alanına, belli ki devletin “tunç eli” hastanelere de uzanmıyordu. Kızılay’ı Adli Tıp önünden başka yerde (hastanelerde) görmek mümkün değildi. Gerçi büfede sodaları satılıyordu hala!

***

Ama insanlık orada dimdik ayaktaydı! Tüm karanlığa, katliama, savaş naralarına karşı! Kızı yoğun bakımda yatan bir anne diğer hasta yakınlarına evinin kapılarını açıyor, üniversite öğrencileri Ankara’nın soğuk gecelerine karşı tek silahları olan battaniye ve yorganlarını dağıtıyor, emekçi kadınlar gözyaşlarıyla yoğurup pişirdikleri çörekleri “zorla” yediriyor ve işte tam orada umut, kardeşlik ve barış yeniden ve yeniden yeşeriyordu.

IMG_0148

***

Sadece bomba patlamadı Ankara’da; tutanlar, vuranlar ve “hani bana” diyenlere karşı birleşik mücadelenin önemi ve er ya da geç halkların barışı kazanacağı da görüldü.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 15/10/2015 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: