1 Kasım öylesine seçimi

Hükümet geçici ama “savaş konsepti” kalıcı! 2023 hedeflerine kilitlenen(!) Türkiye, -rotayı tutturamayıp- AKP koalisyonu eliyle 6-7 Eylül karanlığını 8 Eylül’e taşıyabildi ancak. Bu durumda 2071’i bırakın, 2023; hadi onu da bırakın 2015 yılsonu tahminlerini tutturamaz AKP’nin geçici savaş hükümeti.

Öyle bir dert var mı?

Pek öyle gözükmüyor.

Başta Cizre olmak üzere tüm ülkede halklar iktidar koalisyonunun “savaş oyununun” bedelini öderken, siyasi “irade”nin mümtaz üyeleri 1 Kasım seçimleri sonrası kendi pozisyonlarının ne olacağı derdinde…

AKP kongresi ve sonrasındaki tartışmalar, “içerideki çatlağın” gün geçtikçe büyüdüğünü de göstermektedir.

Böylesi bir ortamda ülke “1 Kasım öylesine seçimi”ne gitmektedir.

1 Kasım seçimlerinde ortaya çıkacak sonuç (araştırma şirketlerine göre 7 Haziran’a çok benzer) ne olursa olsun, lime lime demokrasimizin burjuva parlamentosunun “bekleme odası”ndaki istirahatı devam edecek gibi gözükmektedir.

***

Geçici hükümetin kamuda atamaları durdurması tartışıladursun, Maliye bakanı, 2016 bütçesini -bir anlamda- “öylesine” hazırladıklarını ve yapmamış olmamak için yapacaklarını söylemektedir. Maliye bakanı mali çöküş ihtimaline işaret ederken, Standard&Poor’s özel kesim sermayenin döviz borçlarının –zayıflayan TL’nin etkisiyle- sürdürülemez duruma yaklaştığını vurgulamakta.

Türkiye’nin 5 yıllık kredi iflas takası primi (CDS) 7 baz puan artışla, Haziran 2012’den bu yana en yüksek seviye olan 290 baz puana yükselmiş durumda. Bu durum yakın gelecekte kredi notu indirimlerini de getirecektir.

Dışarıda da ülke ekonomisini rahatlatacak gelişmeler bulunmuyor.

İki büyükten ABD faiz sopasını ha vurdu ha vuracakken, Çin Halk Cumhuriyeti de devalüasyon yoluyla Türkiye karşısındaki rekabet şansını artırmaktadır. Çin’in kapitalist rekabette kendine biçtiği yeni pozisyon, Türkiye gibi ucuz emek ve insanlık dışı sömürü koşullarına dayalı sanayileşme stratejisi izleyen ülkeleri zora sokacaktır.

***

Siyasal yaşamından ekonomisine S.O.S. veren ülkenin, işçi sınıfı, emekçiler ve ezilen halklar için yaşanabilir hale gelmesinin tek koşulu birleşik mücadelenin yaşamın her alanında yeniden üretilmesidir. Bu yeniden üretim süreci, temsili burjuva demokrasisinin sınırlarından dönen değil, doğrudan planlayan, yol gösteren ve ortak çıkarları için mücadele eden bir pratik gerektirmektedir.

Bütçenin bile “öylesine” yapıldığı koşullarda işçi sınıf ve halklar kendi ekonomik ve siyasal programını (ortak seçim programı) geliştirebilmeli, bu program etrafında 1 Kasım seçimlerine hazırlanmalıdır. Birlik ve ortak mücadele, 1 Kasım seçimlerini halk için “öylesine seçim” olmaktan çıkarıp, barışın yeniden tesisi ile sömürü ve talan ekonomisinin ipliğinin pazara çıkartılmasını sağlayabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir