Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Aman sıfırlamayın!


Kemal Kılıçdaroğlu katıldığı Dünya İş Konseyi Liderler Konferansı’nda kendi iktidarlarında yoksulluğu sıfırlayacaklarını müjdeledi! Sıfırlama konusunda halkın belleği bu kadar tazeyken, Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu çıkışı gerçekten cesaret işi.

Öyle ya, AKP de 2002 seçimlerinden itibaren 3Y ile (Yolsuzluk, Yoksulluk ve Yasaklar) mücadele edip bunları sıfırlayacağını ilan etmişti!

Neticede neyin nasıl sıfırlandığını yaşayarak öğrendik.

Geçen hafta HDP milletvekili Levent Tüzel Ekonomi bakanı hakkındaki gensoru önerisi görüşmesinde 13 yıllık AKP iktidarı sonucunda ülkede nüfusun yüzde birinin toplam servetin yüzde 54’üne sahip duruma gelmesinin ne anlama geldiğini sordu. İktidar koalisyonundan bir yanıt gelmedi.

***

Kılıçdaroğlu, konferanstaki konuşmasında “Ben söz veriyorum; 4 senelik CHP iktidarında Türkiye’de yoksulluk sıfırlanacaktır, kimse yoksul olmayacaktır” dedikten sonra doğal olarak konferansın düzenleyicileri olan uluslararası tekelci sermaye temsilcilerinin aklına da bazı sorular takıldı: Peki nasıl? Bu işin ucu bize dokunur mu?

Nitekim birisi sordu: “Türkiye’nin gelir dağılımı nasıl dengelenir?” diye.

Çıkış AKP gibi olunca belki çözüm CHP gibi olur diye düşünüyor insan ama vaziyet farklı. Kılıçdaroğlu, bu soruya şöyle yanıt verdi: “…Yani vergi politikasını, bütçe politikasını, sosyal destek programını buna göre yaparsınız, yoksulların tamamını sosyal destek programına alırsınız…”. Vergi politikası açık ifade edilmediğinde hiçbir anlam ifade etmiyor. Mevcut iktidar da yıllardır vergi politikasına değiniyor. Yaptıkları en ileri uygulama vergi kaçağını önleyecek tedbirleri artırmak olmuştur. Neticede ülkede vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 70’i dolaylı vergilerden oluşuyor. Dolaysız vergi gelirleri (doğrudan kazanç üzerinden alınan) yüzde 30’u aşmıyor. OECD ülkelerinde durum tam tersi. Onlarda bile yoksulluk “sıfırlanamamışken” sayın Kılıçdaroğlu’nun 4 yıllık CHP iktidarında nasıl sıfırlanacaktır? Örneğin CHP iktidarında servet vergisi uygulanacak mıdır?

Açık söyleyelim: AKP’nin sadaka ekonomisini yaygınlaştırmaktan başka somut bir plan gözükmüyor. Sosyal destek programını genişletmeyi öngörüyor Kılıçdaroğlu. Hani şu meşhur kömür yardımı, odun yardımı, beyaz eşya yardımı, yiyecek yardımı, aile yardımı… Yoksul halk kesimlerini iktidara bağlayacak ne kadar rüşvet aracı varsa hepsi birden!

***

Sosyal destek adını verdikleri şey, on yıllar boyunca işçi ve emekçilerin gasp edilen sosyal haklarıdır. Peki, her burjuva partisinin “sıfırlayacağım” diyerek seçim meydanına girdiği bu yoksulluk nereden çıkmıştır? Özelleştirmeler nedeniyle işsiz kalan emekçilerden çıkmıştır yoksulluk. İş cinayeti ya da meslek hastalığına kurban verdiği eşinin arkasında çocuklarıyla kalan kadından çıkmıştır yoksulluk. Asgari ücretini kaçıramadığı için çoğunu vergi olarak devlete gönderen işçiden çıkmıştır yoksulluk.

Teşvik adı altında ülke kaynaklarının bir avuç tekelci kapitaliste sunulmasından çıkmıştır yoksulluk.

Verimlilik adı altında işçi ve emekçileri sefalet koşullarında çalışmaya zorlayan Derviş Programından çıkmıştır yoksulluk.

Göreli yoksulluk günden güne artmaktadır.

Yoksulluğu sıfırlayacak yine yoksul halk kesimlerinin kendisidir.

Yardım ya da “sosyal destek” olarak değil, hak olarak!

Bunun için sadece değil ekmek,  yani onurluca geçinecek ücret ve hepsini anlamlı kılacak özgürlük için mücadele gerek!

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 24/03/2015 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: