Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Sunum olarak PowerPoint ve A.Ş. olarak T.C.


Geçen hafta MB Başkanının Erdoğan ve danışmanlarına yaptığı 130 slaytlık temel ekonomik göstergeler sunusu sonrası, iktidar koalisyonunda faiz-döviz tartışmasının şimdilik tatlıya bağlandığını anladık.

Biz anladık anlamasına da mesele o kadar gerçek dışı bir zemine doğru kaymakta ki, neredeyse her şey sembollerle yorumlanır duruma geldi. Örneğin kimi aklı evveller MB Başkanı Başçı’nın Ak-Saray’da gerçekten 130 slaytlık sunumu gerçekleştirdiğini ve Erdoğan’ın da bu slayt geçidini sabırla dinlediğini ve orada ifade edilen “ekonomik gerçekler”i öğrendikten(!) sonra ikna olduğunu iddia etmektedirler.

130 slaytı ortalama 3 dk ile çarparsak 390 dakika eder ki bu da görüşmenin toplam süresini (başka hiçbir şeyle vakit kaybedilmemiş ve el dahi sıkışılmamış olmalı) üçe katlamaktadır. Şimdi el bile sıkışılacak vakit olmayan bir toplantı sonucunda taraflar nasıl işi tatlıya bağladı bunu anlamak gerçekten zor!

Faiz-Döviz ikilemi tatlıya bağlanır bağlanmaz, Merkez Bankası Bağımsızlığı konusu da tatlıya bağlandı. Ekonomi Bakanına göre Merkez Bankası hükümetin gösterdiği hedeflere yürümek konusunda araç bağımsızlığına sahipti.

Öyle ya, memlekette tam bir hürriyet ortamı hâkim! İktidarı sevmek ve övmek konusunda sınırsız bir özgürlük ortamı var.

Örneğin Merkez Bankası 130 slaytlık sunuşu için PowerPoint programını kullanma konusunda da (araç bağımsızlığı) özgürdür! Aksini kim iddia edebilir!

***

Seçim yaklaştıkça, başkanlık meselesini de akla hayale gelmeyecek tüm boyutlarıyla tartışmakta ve siyaset biliminin inceliklerine(!) vakıf olmaktayız.

Cumhurbaşkanı Balıkesir’deki “toplu açılış töreni” ya da “millete teşekkür buluşması” ya da “400 milletvekili mitingi”nde ülkenin bir Anonim Şirket gibi yönetilmesi gerektiğini söylüyor. Bunu söylüyor ama önerdiği yönetim biçimi (Başkanlık) Anonim Şirket özellikleriyle pek örtüşmüyor.

Bir A.Ş.’yi herhangi bir adi şirket, şahıs şirketi ya da limited şirketten ayıran temel özellik çoğulculuğudur. Buradaki çoğulculuk hem ortaklık yapısındaki çoğulculuğu hem de karar alma ve denetim mekanizmalarındaki şeffaflığı içermektedir.

Şeffaflık ilkesi bir hesap verilebilirliğin de en temel unsurunu oluşturmaktadır. A.Ş.’ler kendilerine bağlı şirketleri böyle yönetirler!

Ha bir de A.Ş.’lerde ücret karşılığı çalışan CEO’lar (Chief Executive Officer) vardır. Genel Müdür yani. Holdingin ya da A.Ş.’nin çıkarlarını temsil eder bu başkanlar! Yönetim Kurulu istediğinde CEO’yu görevden alır.

Madem ülkenin bir tür A.Ş.’ye dönüştürülmesi düşünülüyor öyleyse bu başkanlık sisteminden vazgeçilmesi lazım. Parlamenter sistem daha uygundur “rekabetçi görünüm” için.

Yok, illa da başkanlık olacaksa o zaman, A.Ş. yerine şahıs şirketi düşünülebilir!

***

Bütün bu aklın sınırlarını zorlayan gerçekliğimiz içerisinde henüz “tatlıya bağlanmamış” meseleler de var. Ertelenen metal grevinin hakemlik süreci, kamuda TİS görüşmeleri, tazminatları ödenmeyen Soma işçileri, sistematik hale getirilen iş cinayetleri,  dün açıklanan verilerle artışını “istikrarlı” biçimde sürdüren işsizlik sorunu, döviz artışına bağlı artan fiyatlar ve “fıtrat” haline getirilen yoksulluk var.

Bu sorunların nasıl çözüleceği ve geniş halk kesimleri için tatlıya bağlanıp bağlanmayacağı özellikle önümüzdeki 3 aylık sınıf mücadelesinin biçim ve yaygınlığına bağlıdır.

Önümüzdeki süreç, demokrasi güçlerinin hiçbir “gerekçeyi” kendisine ayrılık sebebi yapmasına olanak tanımayan yakıcılıktadır.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 17/03/2015 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: