Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Kavga eder gibi


Cumhurbaşkanı ve yönettiği kabinenin Merkez Bankası ile faiz tartışması hız kesmeden sürüyor. Tartışma derken tek taraflı bir azar işleyişi var aslında orta yerde. Orta yer derken de,  Cumhurbaşkanı ve kabinesi, Merkez Bankası ve Başkanını çeşitli açılışlarda, konferanslarda, basın toplantılarında TV aracılığıyla azarlıyor, MB’da bu azarlara karşılık “vakur” duruşunu sürdürerek eşe dosta ne kadar “güvenilir” bir kurum olduğunu gösteriyor!

Geçen hafta itibarıyla konu giderek garip bir hal almaya da başladı.

Cumhurbaşkanı önce Merkez Bankası’nı “verilen mesajlardan (faizi indirmesi konusunda) nasibini almamış” olmakla suçladı. Karşı taraftan ses gelmeyince de birkaç gün sonra: “İnsanı böyle adeta çıldırtacaklar” deyiverdi.

***

Geçen hafta bu konuyu yazamadım çünkü Yunanistan’ın seçimi ve metal işçilerinin inisiyatifiyle alınmış 15 bin işçinin başlatacağı grev kararı vardı.

Sonrası malum…

SYRIZA lideri Tsipras, troykayla anlaşma eğilimini Bloomberg’e yaptığı yazılı açıklamayla beyan etti.

Metal grevinde de, kabinenin grevi hak olmaktan çıkartan kararı Birleşik Metal yönetimince uygulamaya sokuldu. Gerçi, yönetim “kuyruğu dik tutma” adına, hükümete yönelik bazı ajitatif sloganlar yazsa da başkanlar kurulu toplantısından çıkan metinde esas dikkat çeken,  sınıf partisi ile diğer emekten yana örgütlere “siz bu işe karışmayın” çağrısıydı. Metni okuyan birisi, eğer sınıf mücadeleleri tarihinden bihaber ise, sendika yönetiminin işçisine danışmadan aldığı grevi bitirme kararını ve grev pankartlarını kendi yöneticilerine söktürme adımlarını “işte gerçek sınıf sendikacılığı” diye okuyabilirdi!

Hem Yunanistan hem de metal grevi bir kez daha göstermiştir ki, mücadele yeni başlamaktadır ve derlenip toplanmayacaktır bayraklar.

***

Faiz meselesine dönersek, aslında Merkez Bankası geçen hafta “ılımlı” bir açıklama yapmış, enflasyonun düşmekte olduğunu vurgulamış, bu durumda faiz indiriminin (iki hafta önce 50 baz puan düşürmüştü) gelebileceğini ima etmişti. Merkez Bankası’nın bu ılımlı tavrı başbakan tarafından hoşnutlukla karşılanmış, neredeyse bankanın yanağı sıkılmıştı.

Bankanın da yanağı sıkılır mı demeyin. Yunanistan seçimlerinden galip çıkan Radikal Sol Koalisyon SYRIZA için sosyal medya hesabında “Yunanistan Başbakan’ı SYRIZA’nın Kıbrıs, Ege ve İsrail konularında verdiği mesajlar şimdilik Türkiye’nin tezlerine çok yakın” müjdesini veren Burhan Kuzu isimli bir vekile sahip başbakan Merkez Bankası’nın yanağını sıksa çok mu olur yani?

***

Dolar/TL kuru ben bu yazıyı yazarken 2,41 düzeyindeydi. Bugün Merkez Bankası bir “kapalı” toplantı yapacak ve faiz indirimini görüşecek. Toplantı sonucu faiz indirimi kararı çıkarsa bugün 2,50 seviyesini göreceğiz ve bir hafta içinde de 2,60 seviyesine doğru bir çıkış seyredeceğiz.

Görünen odur ki, 1 Amerikan Doları 2,60 TL’sı oluncaya dek taraflar(?) kavga eder gibi görünmeye devam edecektir. Bu düzey yaz ortasından bugüne yüzde 20’lik bir erimeye işaret eder TL’de. Tabii esnek döviz kuru rejiminde MB’nın doğrudan döviz kurunu belirleme hakkı yok ama çeşitli görünmeyen yöntemlerle amaç gerçekleştirilebilir yine de.

Ortada sahnelenen kavganın, biraz böyle bir cinsten olduğunu düşünüyorum.

İstanbul Ticaret Odası’nın dün açıkladığı 2014 yılı İstanbul enflasyonu yüzde 11. Eğer bir beklenti oluşturulacaksa faizlerin düşüşü değil, yükselişi yönünde olmalı ama eğer amaç gizli bir devalüasyonsa bu kavga hali işe yarar görünmektedir.

Faiz öyle belki ama nasıl olsa döviz kazancı haram değil!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 03/02/2015 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: