Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

İstikrarlı Çöküş


AKP iktidarının 2002 seçimlerinde ve sonrasında en çok dillendirdiği kavram “istikrar” olmuştu. 2002 öncesi koalisyonlarına bir göndermeydi bu. 2002-2005 arasında gerek sermaye sınıfı temsilcilerinin ve gerekse de liberal yanaşmacıların da büyük desteğini aldı “istikrarcılık” argümanı. Gerçekten haksız sayılmazlardı! Bir yandan sermaye birikimine kapı açacak özelleştirmeler, iş yasasında güvencesizliği yaygınlaştıracak düzenlemeler sermaye sınıfının yüzünü güldürürken, her türden köşeyi kapma şansını yakalayan liberal yanaşmacıların da keyfine diyecek yoktu. İlk grup istikrarcılar arasında yer alamayanların bir kısmı ise 12 Eylül referandumunu başlangıç noktası kabul edip işe koyulmuşlardı: Yetmezdi ama evetti!
AKP iktidarının istikrarlı rant ekonomisinin 2011 yılı itibarıyla tıkanma sürecine girişi ile birlikte sermaye grupları ve yanaşmacı liberaller arasında da “sıra yarışı” gün yüzüne çıkmaya başladı.
***
İşçi sınıfı ve emekçiler için AKP iktidarının istikrarcılığı; geçmiş iktidarların acısını hafifletmeyi bırakın, açlık ve yoksulluğun “sıradanlaşması” anlamına geldi. İşçi sınıfının cumhuriyet tarihi boyunca edindiği bir çok sosyal hak birer birer yok edilirken, uluslararası standartlar da hiçe sayıldı. İktidar koalisyonunun tüm bileşenleri rant ekonomisinin yükünü işçi ve emekçilere yıkmakta kararlıydı: İşte istikrar buydu!
***
Bugün gelinen noktada; işsizlik ve enflasyon çift haneli rakamlara dayanmış, işçi ve emekçilerin temel harcama kalemini oluşturan gıda maddelerinin fiyatları dünya ortalamasını katlayacak biçimde artışa geçmiş, gençlerin gelecek umut ve beklentileri örselenmiş, eğitim sistemi gericiliğin her türlü biçimiyle bezenmiş, çalışma bir hak olmaktan çıkartılıp adeta sadakaya dönüştürülmüş, güvenceli iş neredeyse –kamuda bile- ortadan kalkmış, özgürlük alanları darbe dönemlerini aratmayacak kadar daraltılmış, “işini bilen memurlar” dönemi yerini “işini bilen benim milletim”e bırakmış, yolsuzluklar için meşru zemin arayışları yoğunlaşmış, gelir dağılımı eşitsizliği arttıkça artmış, iş cinayetleri “fıtrat” sayılmış, doğa ve su üzerindeki tahakküm yaygınlaşmıştır.
***
Yaşananların tümü ülkenin istikrarlı bir ekonomik çöküş içerisinde ilerlediğini göstermektedir. Ancak, buradan basit bir indirgemecilik ile “hükümet krizi” aramak ve işçilerin, emekçilerin, yoksul halk kesimlerinin kurtuluşunu burjuva demokrasisinin seçim sisteminde ya da radikal demokrasiciliğin her şeye karşı gözüküp hiç bir şeye karşı olmayan sınıf karşıtı politikalarında aramak yanlış olacaktır.
***
İstikrarlı çöküşün sınıfsal etkilerini bertaraf edecek tek şey birleşik ve yaygın bir demokrasi mücadelesinin istikrarlı biçimde yükseltilmesidir. Bu basit ve birileri için “sıkıcı” gerçek, sınıfsal eşitsizlikler devam ettikçe istikrarlı olarak sürecektir!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 16/09/2014 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: