Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Seçimden sonrası


Cumhurbaşkanlığı seçiminin belki de en az önemli sonucu Tayyip Erdoğan’ın bu seçimle cumhurbaşkanlığını kazanmış olmasıdır. Elbette sonuç; Erdoğan, ailesi ve kendi grubunda yer alıp, yeni dönemde de yer almaya devam edecekler için önemlidir. Onlar, bu seçimi bir anlamda gemi batarken kendilerini kurtarabilecekleri bir “can yeleği” olarak görmüşlerdi.
Yeleğin ne kadar güvenli olduğunu bilemeyiz ama değişmeyecek gerçek geminin batmakta olduğudur.
Esasen 2011 yılıyla birlikte tıkanmaya başlayan ekonomik yapı, aynı zamanda AKP koalisyonunun da sarsılmaya başlamasına neden olmuştur. 2011 Haziran genel seçimleri öncesinde koalisyon ortaklarının son anda “yola devam” demesine karşılık, seçim sonrasında en büyük ve etkili ortaklardan Gülen tarikatının bayrak açmasıyla sonun başlangıcına gelinmiştir. Ekonomik alanda ortaya çıkan tıkanma, koalisyon içinde gizli ve kimi zaman açık paylaşım mücadelelerini/kavgalarını ortaya çıkarmıştı.
2011 Krizi ile birlikte ortaya çıkan ekonomik çöküntü bir yandan inşaatçılık gibi “günü kurtaracak” faaliyetleri hızlandırmış öte yandan ise bazı kayıt dışı (Ambargo uygulanan İran ile TL takaslı Altın-Petrol ticareti gibi) faaliyetlerin gelişmesine yol açmıştır.
Ancak, AKP koalisyonunun birçok bileşeni bu “yeni ticarette” kendisine yer bulamamıştır. Güçlü olan Gülen tarikatı koalisyonu darbelemeye çalışırken, diğer bileşenlerin bazıları da hesaplarını “Erdoğan sonrasına” ertelemiştir.
Şimdi “Erdoğan sonrası” gelmiştir. Her ne kadar yaklaşık bir ay coşku gösterileri yapılacak ve kurulacak ilk hükümet tam da Erdoğan’ın istediği gibi oluşturulacak, belirlenecek başbakan cumhurbaşkanına(!) tam bağlılığını ifade edecek ve özellikle ekonomi yönetimindeki bazı isimlerin tasfiyesi gerçekleştirilecek olsa da yılsonunu görmeden koalisyon içindeki çatışma gün yüzüne çıkacaktır.
İşte 2015 genel seçimleri böylesi bir siyasi atmosfer içinde gerçekleşecektir.
Bunları bu kadar net “tahmin” edebilmemizin en önemli sebebi, ortadaki ekonomik enkazdır. Bugün, ekonomi yönetimi de dünyanın geri kalan ekonomik kurumları ve aktörleri de çok net biçimde mevcut yapının sürdürülemez olduğunu ve Türkiye’nin tarihsel bir ekonomik krizle burun buruna olduğunu bilmektedir.
Dış borç 400 milyar Dolara yaklaşmış, cari açık sorunu yıldan yıla çözümsüzlüğe itilmiş, ithalat bağımlılığı aşılamaz boyutlara ulaşmış, enflasyonla mücadele başarısızlıkla sonuçlanmış, cumhuriyet tarihinin en düşük büyüme oranlarına hapsolunmuş, 12 yılda işsizlik sorununun çözümü için bir adım yol gidilmemiş, açlık ve yoksulluk artmış, gelir dağılımı gün geçtikçe bozulmuş, ülkenin kredibilitesi ortadan kalkmıştır.
Erdoğan sonrası kurulacak hükümetin 12 yıllık AKP hükümetlerinden “daha iyi” ol(a)mayacağı çok açıktır. 12 yıldır dillendirilen istikrar masalına da inanacak pek kimse bulunamayacaktır.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde ortaya çıkan halk iradesi doğru yorumlanıp, gerçek anlamda bir muhalefet alanı yaratıldığı takdirde 2015 genel seçiminin galibinin ezilen geniş halk kesimlerinin olabileceği söylenebilir.
Bu elbette, seçim öncesinde son iki aya sıkıştırılan bir “seçim propagandası” ve iradeci koalisyonlarla değil, bugünden başlayan güçlü ve birleşik demokrasi mücadelesiyle mümkündür.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 12/08/2014 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: