Soma’yı 15-16 Haziran ile hatırlamak

15-16 Haziran direnişini öncüllerinden ayıran en önemli nokta, işçi sınıfının öz siyasal taleplerini öne çıkarmasıydı. Gerçi Türk-İş’in 1962 yılında düzenlediği “Komünizmi Tel’in Mitingi” de siyasal içeriğe sahipti ancak, talepler (İnsanlık idealinin bekçisi ve koruyucusu NATO ve CENTO’yu destekliyoruz!…gibi) sınıfın talepleri olmaktan ziyade konfederasyon şeflerinin siyasal çıkarlarını içeriyordu.
İşçiler, üyesi bulundukları ya da oy verdikleri CHP ve Adalet Partisi’nin uzlaşısıyla TBMM’de kabul edilen 1370 sayılı sendikalar hakkındaki kanun tasarısının Cumhuriyet Senatosunda reddedilmesini istiyorlardı.
Sınıfın siyasal çıkarlarının seçimde oy vermenin ötesinde olduğunu gösteriyordu bu direniş. Şimdi de Türkiye işçi sınıfının hatırı sayılır bir bölümünün iktidar partisine oy vermesi onun tüm politikalarına sürekli olarak onay vereceği anlamına gelmez.
Direnişin sonucunda Anayasa Mahkemesi yasayı iptal etti ve siyasal iktidar, grev hakkının gaspına yönelik hazırladığı kanun tasarısını meclise sunmaktan vazgeçmek zorunda kaldı.
15-16 Haziran direnişinin gösterdiği en önemli şey; sınıf hareketi açısından siyasal mücadelenin önemidir. Salt ekonomik çıkarlara odaklanan bir işçi mücadelesi, ekonomizm bataklığına er geç saplanır. Lenin’in “ ekonomik ve siyasi mücadele madalyonun iki yüzüdür ve birbirinden ayrılamaz” sözü de evrensel geçerliğini en baskın haliyle koruyor. İşçi sınıfının siyasal mücadelesi siyasal haklar yanında ekonomik hakların da kazanımını sağlar.
***
Bugün irili ufaklı onlarca direniş çadırında ve Soma işçilerinde görünür olan taşerona karşı mücadele salt, “iş güvencesi” talebi olmayıp, üretim ilişkileri bütününün değişmesine yönelik siyasal bir taleptir de.
Çünkü taşeron sisteminin ortadan kalkması demek, bir bütün olarak siyasal erkin beslendiği (ihaleler, kamu harcamaları, kişisel ticari çıkarlar) ekonomik ve politik yapının değişmesi demektir.
İşçi sınıfı mücadelesi –genişleyen bir biçimde- taşerona karşı yükselirken, onun hem ekonomik hem de siyasal yönü daha fazla kavranmaktadır. Sınıfsal bilinç dönüşümü de bu süreçte yaşanmaktadır.
Ülkenin bölge içerisinde sürüklendiği çatışma koşulları ve iktidar koalisyonunun kendi halkına yönelik takındığı baskıcı tutum göz önüne alındığında siyasal mücadelenin gerçek bir demokrasi mücadelesinin de temel itici gücünü oluşturacağı da söylenebilir.
***
Bugün Soma katliamını hatırlamak, ölüme gönderilen 301 işçiden gayrı, çok farklı sektörlerde taşeron ilişkilerine zorlanan sınıfın mücadelesinin yanında olmaktan geçiyor.
Bügün Soma’yı hatırlamak, özelleştirmeye karşı direnen Yatağan işçilerinin yanında olmaktan geçiyor.
Bugün Soma’yı hatırlamak, 15-16 Haziran direnişini ve kazanımlarını hatırlamaktan geçiyor…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir