Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Cumhurun Anası


Ülke ekonomisinin hali ortada: Yoksul sayısı 22 milyonu geçmiş, enflasyon çift haneye tırmanmış, işsizlik rekor tazeliyor…
Tüm bunlar olup biterken, iktidarın; Ferrari’sine LPG taktıran bilge rahatlığı şaşırtıyor insanı.
Belli ki, “benden sonrası tufan” anlayışı sinmiş üzerlerine. Geçtiğimiz 7-8 ayı yerel seçim “telaşıyla” geçiren iktidar güçleri, önümüzdeki ayları da Cumhurbaşkanı seçim kavgasıyla geçirme telaşında. Bu arada cumhurun anası ağlamış ne gam. Çok ağlarsa, anasını da alır gider, olur biter!
***
Pazar günü cumhurun anneler günü vardı. Bir yanda çocuklarını kaybedenler, bir yanda tüketim pazarının dönemsel hedefi haline getirilen analar.
Cennet ayaklarının altında olan analar, cefakâr analar, sadık analar, saçını süpürge yapan analar, ev kuran dişi kuş olarak analar…
Bu tanımların hiçbirinde kadın olarak anaları göremezsiniz.
Toplumda ve ekonomik yaşamda kadınlar ancak üstlendikleri “yardımcı roller”le anılır.
İktidar güçlerinin topluma karşı vurdum duymazlığı ne ise genel olarak erkek egemen toplumun kadınlara karşı tavrı da benzer.
***
TÜİK verilerine göre, tek ebeveynli hanelerde ebeveyni anne olan hane oranı yüzde 85. Eşi tarafından terk edilip çocuklara tek başına bakmak zorunda bırakılan kadınlar yüzde 85, tek başına çocuklara bakan erkekler ise yüzde 15’i oluşturuyor.
Kadınların işgücüne katılım oranının yüzde 29’a kadar düştüğü bir ülkede (Dünya ortalaması yüzde 45) anaların potansiyel yoksul olması tesadüf değil.
***
Kadını; anne olarak kadın, eş olarak kadın, çocuk olarak kadın, sevgili olarak kadın haliyle değil de kadın olarak kadın yani insan olarak kadın olarak görmedikçe tablo pek değişecek gibi değil.
Yukarıda sıralı tüm sıfatlar aslında “kadın hakçılığı”nın da beslendiği kimliksel rollerdir. Bu kimlik rollerinin sayısının artması ya da en azından mikro ölçekte keskinleşmesi insan olarak kadının sınıfsal pozisyonunun da bulanıklaşmasına neden oluyor.
Kapitalist üretimin kadını erkek işçinin bakım emeğine indirgeyen arkaik yanı beraberinde kadını erkeğe, erkeği de kadına düşman kılıyor. Aşk, sevgi, paylaşım gibi kadın-erkek ilişkisinin temel bileşimini oluşturan duygular ise iki taraf için de ya nefret ya da bağımlılık yaratan saplantılara dönüşüyor.
Kadın-insanı, “cumhurun anası” olmaktan çıkarıp, tam ve eşit yurttaşa dönüştürecek yine yanı başında hayatı paylaştığı erkek-insan ile birlikte yürüteceği sınıf mücadelesinde saklıdır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 13/05/2014 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: