İttifaktan Çatışmaya, Çatışmadan İttifaka

Bu gece muhtemelen son çeyrek asırın “en uzun” yılına gireceğiz ülke olarak. Merkez kapitalist ülkelerdeki toparlanmaya bağlı olarak; 2008 sonrası sıcak paranın yöneldiği ve Türkiye’nin başını çektiği “kırılgan beşli”nin (üretim cehennemleri) hızlı sermaye çıkışlarına sahne olacağı bir yıl bizi bekliyor. Fed’in geçen hafta tahvil alımını 10 milyar Dolar azaltacağını açıklaması 2014 beklentilerinin de bu politikanın sürdürüleceği doğrultusunda şekillenmesine neden oldu.
Uluslararası para-sermaye ana kucağına dönecek!
Bu durum başlı başına kriz sebebi.
***
Ancak, içerideki kriz dışarının etkisini kat kat aşacak gibi duruyor. İki durum (dışarıdan gelen kriz ile içerideki kriz) arasında güçlü bir nedensellik bulunuyor. 2011’den başlayarak, ama yoğunluklu olarak 2013 yılı başı itibarıyla dünya kapitalist sisteminin baş aktörlerinin (Almanya, ABD, İngiltere ve hatta Japonya) toparlanmaya başlaması bizim durumumuzdaki ülkelerin göreli genişlemesinin de sonunu hazırladı. Pasta küçüldü. Pasta küçülünce iktidar ile 11 yıl boyunca ittifak oluşturduğu en önemli grup arasında da kara bulutlar dolaşmaya başladı. İmalar, karşıt açıklamalar, şifreli mesajlar derken konu tam anlamıyla bir çatışma ortamını ortaya çıkardı. Şimdi her iki taraf “yeniden ittifak” arayışında.
İktidar ile Gülen grubu arasındaki savaş devam ederken CHP bir süredir farklı bir ittifak arayışına girdi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun ABD ziyareti, sonrasında ABD Büyükelçisiyle görüşmesi, yine ABD’de iken Gülen grubu temsilcileriyle teması, Gülen grubuna yakınlığıyla bilinen Mustafa Sarıgül’ün –CHP örgütüne rağmen- belediye başkanlığına aday gösterilmesi, Ankara ve Adana gibi kentlerde sağcı adayların aday seçilmesi yeni bir ittifakın emareleri.
Diğer tarafta ise AKP kurmaylarının Ergenekon ve Balyoz operasyonlarının geri alınabileceği yönündeki sinyalleri ile hükümet temsilcisinin Fettullah Gülen’i Türkiye’ye davet etmesi, o cephede de ittifak arayışının sinyalini veriyor.
Bu yıl -beklenenin aksine- AKP, CHP ve Gülen Grubu yeni bir ittifakın içerisine girebilirler. Bu senaryo ne kadar “gerçekçi” ise bunun aksi de (çatışma halinin devamı) o kadar “gerçek dışı”dır.
***
İster çatışma sürsün isterse de yeni ittifaklar kurulsun 2014 yılı ekonomik buhran ile birlikte geliyor. İşçi sınıfı ve emekçiler tüm bu “ittifak ve çatışma” süreçlerinden en ağır biçimde etkilenen ve etkilenecek kesimlerdir.
Yolsuzluk Operasyonu’na konu olan milyar dolarların bedelini ödeyen geniş halk kesimleri şimdi de yeni krizin faturasını ödemekle yüzyüze kalmaktadır.
Bir yandan, dolar fiyatındaki rekor artışlar tüketilen mal ve hizmetlerin fiyatlarını sıçratacakken, işsizler ordusuna da 2014 yılı içinde yeni yüzbinler eklenecektir. Maliye Bakanı’nın “özelleştirmelere hız vereceğiz” açıklaması da bu krizin de topluma ait kaynakların tekelci kapitalistlere verileceğini gösteriyor. Her ne kadar, bütçe denetimi yoksa da bütçenin gelir kalemi olan tüketim vergilerinde artışlar göreceğiz. Bu doğalgazdan, benzine, elektrikten kiraya kadar hemen hemen tüm harcama unsurlarının yükünü artıracaktır.
***
Yaşananların tamamı bir kez daha gösterdi ki, halk yığınları olarak içerisinde bulunduğumuz açlık, yoksulluk, sefalet, ağır çalışma koşullarının tamamı ama tamamı “kaynak yetersizliğinden” değil, paylaşım sorunundan kaynaklıdır. Paylaşımı belirleyen ise iktidar çevrelerinin ittifak ve çatışmalarıdır.
Tekelci burjuvazinin ve onun siyasal/ekonomik/kültürel unsurlarının ittifakına karşı işçi sınıfı ve emekçilerin ittifakının güçlendiği bir yıl olması dileğiyle…
Can Yücel’in dediği gibi belki de:
“Bahar yakın demek ki, mevsim böyle kışladı”…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir