Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Yetişme Sorunu – 3


“Yetişme Sorunu”nun temel sorunsalı; nereye yetişileceği ve nasıl yetişileceğidir. Bu kavramı (yetişme sorunu) ilk kullanan Alman (sonradan Amerikan) iktisatçı Georg Friedrich List’dir (1789-1846). List, 19.yy başlarında kapitalist gelişim sürecinde Almanya’nın önünde yer alan Britanya ve Fransa ile ilişkiler üzerine yoğunlaşmıştır. List, “serbest ticaret” mitine inanmakla birlikte, Almanya’nın Britanya ve Fransa ile ancak eşit koşullara eriştiğinde “serbest ticaret” yapabileceğini vurgular. List’in önceliği –ki daha sonra Almanya’nın uygulayacağı- devlet yönetiminde ulusal yenilik sisteminin oluşturulmasıdır.
Almanya’daki deneyim sonradan Japonya, G. Kore gibi örneklere de taşındı. Her birinde devlet ulusal yenilik sistemi için aktif roller üstlendi. Yine bu örneklerde başbakanın yönelişinin tersine, taklitçilik –el altından da olsa- teşvik edildi. Tabii, bunu Hizmet Ticareti Genel Anlaşması’nın (GATS) 72 kaleminin altına imza atarak taahhüt rekoru kıran ve uluslararası tekelci sermayenin “haklarını” koruyacağını garanti eden bir ülkede söylemek çok anlaşılır olmayabilir.
Elbette kapitalist devletin sermaye birikim stratejilerinde üstlendiği rol; esas olarak, “yetişme sorununu” hedefleyen ülkelerde bir avuç tekelci burjuvanın palazlanmasına yol açmıştır. Japonya’da “Japon A.Ş.” denilmesi biraz da bundandır. Amerika’da milyonlarca insanın sokakta yaşaması da bundandır, ya da G. Kore’deki işyeri sporları ile işçi ve emekçilerin “aidiyet beyanları” da bundandır, Hindistan bir taraftan yazılım üssüne dönüşürken hala on milyonların sefalet içinde kalması da bundandır.
***
Belki de “yetişme sorunu”na List’den sonra en çok popülerlik kazandıran iktisatçı Walt Withman Rostow (Amerikan) olmuştur. Rostow’un Türkçe’de sıklıkla “Büyümenin Aşamaları” ya da “Gelişmenin Merhaleleri” adıyla kullanılan ancak gerçek ismi “Ekonomik Büyümenin Aşamaları: Bir Anti-Komünist Manifesto” (The Stages of Economic Growth: A Non-Communist Manifesto) olan kitabında (1960) yaptığı şey, geride kalanlara (azgelişmiş) kapitalist gelişim yolundan sapmamaları(!) için hayali bir gelişim basamakları seyrettirmek olmuştur: Basamaklar, geleneksel toplum adımıyla başlayıp kitle tüketimine kadar ulaşır.
Kapitalizmin azılı savunucusu Rostow, çok basamaklı bir merdiveni geç kapitalist ülkelere yutturmaya çalışırken, tam da List’in gösterdiği yolda, Rostow’un seyrettirdiği merdivenle çıkmaya çalışan özellikle Doğu ve Güney Asya ülkelerinin başına gelenleri Gelişme İktisatçısı Ha-Joon Chang “merdiven atma stratejisi” ile çok güzel açıklıyor. Chiang, erken kapitalist ülkelerin kendi gelişimlerini tamamlayıncaya kadar –ABD, Almanya, İngiltere gibi- “devletçi” olduklarını ve kendileri geliştikten sonra arkadan gelenlerin (geç kapitalist/azgelişmiş) onlara “yetişememesi” için merdiven attıklarını söyler.
Fakat, bunu söylerken devlet kapitalizmini özel kesim sermaye gruplarına yeğ tutmak değil önemli olan. Esasen, ülkeler arasında hiçbir zaman (verili kapitalist rejim içerisinde) ortadan kalkmayacak gelişme farklılıkları ve tek tek ülkeler içerisinde de gün geçtikçe yoğunlaşan sınıfsal eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasının yolu, öndeki kapitaliste “yetişme sorunu” üzerinden bir konumlanış değil, bütün üretim araçlarının ve doğanın (sermaye birikimi için değil), yurttaşların tümü için daha eşit bir ülke yaratacak biçimde planlanıp dağıtılmasıdır.
Bu noktada, “ulusal kalkınmacılar” ile de ayrışıyoruz. Onlar, mevcut gelişme çabalarının kapitalist gelişme adımları olmasından rahatsız değillerdir. Bilakis, tarihsel süreç içerisinde eklemlenmeciliği her türden desteklemişlerdir. Onlar, sermayeyi ulusal-uluslararası olarak ayırıp “iyi sermaye”, “kötü sermaye” oyunu oynamaktadır. Bunu söylerken, uluslararası tekelci sermaye gruplarını görmüyor değiliz. Ancak, dertlenilecek bir kesim varsa bu “yerli sermaye” (kaldıysa) değil, tam da bahsettiğimiz “yetişme stratejileri”nin faturasını ödeyen işçiler, emekçiler ve yoksul yığınlar olmalıdır. Bu kesimlerle dertlenmeyen(!) hiçbir “kalkınmacılık” sermayeden bağımsız bir dil kuramaz.
Netice itibarıyla, hepimiz için eşit ve adil bir ekonomik gelişmeyi ortaya çıkartacak olan, ne üçüncü ne de beşinci kongreler değil, halkın demokratik iktidarıdır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 10/12/2013 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: