Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Paketli demokrasi


İçinden civciv mi çıkacak kuş mu çıkacak diye aylardır beklenen AKP’nin “demokratikleşme paketi” başbakan tarafından dün nihayet açıklandı. Hem de ne açıklama!
“Demokratikleşme Paketi”nin açıklanacağı güne Hasan Ferit Gedik’in uyuşturucu çetelerince göz göre göre katledilişi haberiyle uyandık. Paketin adında demokratikleşme sözü geçse de sunuş biçimi OHAL dönemini aratmadı; yandaş medya ve burjuva basını dışında hiç bir basın-yayın kuruluşu açıklamanın yapılacağı toplantı salonuna alınmadı.
Milattan Önce (M.Ö.) ya da İsa’dan Önce (İ.Ö.) dönemlendirmelerinin tarih olduğu ve artık AKP’den önce ve sonra (AKPÖ, AKPS) diye bir tasnifin daha uygun olacağına kanaat getirdiğimiz ilk 45 dakikalık girizgahtan sonra gerçekten de dağların fare doğurabileceğine tanıklık ettik!
***
Hükümetin bir paketle çıkagelmesine; Kürt sorununun çatışmazlık ortamında çözümüne ilişkin Mart ayından itibaren içine girilen süreç ve Haziran Direnişinin dayattığı “özgürlük alanlarının genişletilmesi” talebi neden olmuştu.
Ancak, paketten parası olana “MEB kontrollü” özel okullarda Kürtçe ve tabii dünyanın diğer tüm dillerinde öğrenim görme hakkı tanınacağının açıklanması dışında; doğrudan Kürt sorununun çözümüne katkı sağlayacak somut hiç bir politika önermesi çıkmadı.
Hükümet paket ile birlikte, özgürlük alanından anladığı tek şeyin başörtüsü takma ve sunni örgütlenme önündeki engellerin kaldırılması olduğunu tüm dünyaya ilan etmiş oldu.
***
Paket, her ne kadar tavşan doğursa da belli ki önümüzdeki günler –yerel seçim manevralarının da dahil olduğu- birçok tartışmaya vesile olacaktır. Fakat bu olası tartışmaların “Kürt Sorunu” ve “Özgürlükler” meselesinin çözümüne su taşımaktan ziyade konunun sulanmasına vesile olacağı aşikardır.
***
AKP’nin paketi de göstermektedir ki, demokrasi ve özgürlükler toplumlara “hediye” edilen bir şey değil; doğrudan en geniş anlamda demokrasi mücadelesinin bir kazanımı olarak elde edilebilecek haklardır.
İşte bu yüzden; Kürt sorunundan çevre sorununa, özgür bilimsel üretim sorunundan kadın sorununa, çocuk istismarından töre cinayetlerine, gerici-ırkçı öğretim dayatmasından toprağın yok edilişine, taşeronlaştırmadan atipik çalışma biçimlerine, grev hakkının fiili gaspından fikir özgürlüğüne kadar hayatımızın tamamını çevreleyen hemen tüm sorun alanları ile ilgili gerçekten demokratik ve özgürlükçü bir çözüm yaygın ve kararlı bir demokrasi mücadelesinin kararlılıkla sürdürülmesine bağlıdır.
En geniş haliyle demokrasi mücadelesinin eksenini çizecek şey; tüm eşitsizliklerinin, hak gasplarının, cinsel sömürünün, doğanın talanının temel itkisini oluşturan eşitsizliğe dayalı üretim ilişkilerinin oluşturduğu sınıfsal konumlanışların kendisidir. Bugün hükümetin “paket”le yaptığı gibi kimlikçi ve tekçi bir mücadele ekseni esasen gerçek demokrasi mücadelesinin yürütülmesinin önünde duran en önemli engellerdendir.
En geniş halk kesimleri için –en iyi ihtimalle- “düşmanımın düşmanı dostumdur” çıkarsamasına götürebilecek kimlik siyasetinin ötesine geçmek, tüm demokrasi güçlerinin sorumluluğundadır. Dün açıklanan “paket” bu gerçeği bir kez daha yalın bir biçimde göstermiştir!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 01/10/2013 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: