Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

İki Resim Arasındaki Fark


Geçtiğimiz iki gün iki yeni veri açıklandı: Birincisi, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından açıklanan 2012 yılı kurumlar vergisi rekortmeleri listesi ve ikincisi, TÜRK-İŞ tarafından açıklanan Mayıs ayı açlık ve yoksulluk sınırı.
Gelir İdaresinin kurumlar vergisinde ilk yüze girenler listesinin ilk sıralarını ticari bankalar kapmış durumda. İlk on firmanın sekizi banka. İlk sıradaki Garanti Bankası’nın 2012 yılı için ödediği kurumlar vergisi 1 milyar 181 milyon lira. Geçen yıl Türk Telekom ve Turkcell gibi bankacılık dışı kurumlar ilk sıraları almıştı. 2011’den 2012’ye gelirlerin faiz ve ranta doğru daha hızlı kaydığını gösteriyor durum.
Türk-İş’in açlık ve yoksulluk sınırı verisine göre; dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için aylık 995 lira gıda harcaması yapması lazım. Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi kalemlere ise 3 bin 240 lira harcanması gerekiyor. Verilerin anlamı şu ki, açlıktan ölmemek için yaklaşık bin lira ve sadece zorunlu ihtiyaçları karşılayabilmek için ise 3 bin liranın üzerinde aylık gelir gerekiyor. Ülke nüfusunun yaklaşık yükze 65’inin asgari ücrete mahkum bırakıldığı düşünüldüğünde durumun vahameti daha net gözüküyor.
***
Bir yanda karlarını hızla katlayan özel kesim sermaye ve onun içerisinde de rant kesimi ve diğer yanda açlık ve sefaletle karşı karşıya bırakılan on milyonlarca emekçi! İşte, baştan aşağıya eşitsiz ve adaletsiz bu resim nasıl bir ekonomik yapı içerisinde olduğumuzu da gözler önüne seriyor.
***
Herhalde bir iktisatçının en çok nefret ettiği fakat bir iktisatçı görülünce de hemen sorulan soru “ekonomi nasıl gidiyor?” sorusudur. Bu soru sınıfsal karekterli bir sorudur. Soruya burjuva iktisatçıları genellikle makro ekonomik pencereden ve sermayenin gözlüğüyle bakarak; enflasyon, faiz oranları, büyüme rakamları ve cari açık üzerinden yanıt verir.
Yanıtlar genellikle bqzı kalemler için olumsuz ama bir çok kalem için olumlu çıkar. Böylesi bir soruya, işsizlik, açlık, ödenmeyen çekler, kapanan küçük işletmeler, uzun çalışma saatleri, tırpanlanan sosyal haklar üzerinden yanıt vermeyi tercih etmez burjuva iktisatçıları. Oysa ekonomideki “iyi verileri” var eden kesinlikle “kötü veriler” vardır. Bankaların karlarının bu kadar artmasının gerisinde hanehalkının borçluluğundaki artış ve hayat standarlarının düşmesi vardır.
Başka bir örnek; kapasite kullanım oranının artmasının ardında işçi ve emekçilerin daha uzun süre ve daha ağır koşullarda çalıştırılmaları vardır.
***
Ekonomik yaşam; üretim, tüketim ve bölüşüm ilişkilerinin resmidir. Siz bu resmin en renkli ve parlak yerini seyre daldığınızda resmin bütünündeki silikliği, solukluğu göremezsiniz.
Gerçek ise tekil olarak “sen”in, yanındaki “ben”in ve bütün olarak “biz”in nasıl ve hangi koşullarda yaşadığımızdır.
İki veri arasındaki fark aynı zamanda sınıfsal konumlanışımızın da tezahürüdür.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 28/05/2013 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: