Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Öncesi, sonrası…


Yarın 1 Mayıs. İşçi sınıfı, emekçiler ve yoksul halk kesimlerinin birlik, mücadele ve dayanışma günü. Kutlu olsun!
Kutlu olsun ama nasıl?
Ülkemizde 1911 yılında Selanik’li tütün, liman ve pamuk işçileriyle başlayan 1 Mayıs kutlamaları ilk kez 1923 yılında “resmi” nitelik kazandı. Ancak, bir yıl sonra 1924 yılında hükümet 1 Mayıs kutlamalarını yasakladı. 1925 yılında kabul edilen Takrir-i Sükun Yasası ile uzun süre kutlamalar engellendi. 1976 yılında Taksimde kitlesel bir kutlama yapıldı. 500 bin emekçinin katıldığı 1977 1 Mayıs’ı ise toplu katliama sahne oldu. Tarihe kara harflerle yazıldı “Kanlı 1 Mayıs”!
Sonra yeniden yasaklamalar, askeri yönetimler, askeri yönetimden beslenen sözde “sivil” iktidarlar yok sayma, inkar ve linç politikalarını uzun yıllar sürdürdü. Örneğin 80’lerin sonuna doğru 1 Mayıs düğün salonlarında yeniden kutlanmaya başladığında büyük bir başarı sayılmıştı. Gerçekten de öyleydi.
1977 1 Mayıs’ının yakın dönem provası 1996 yılında Kadıköy’de sahnelendi. Üç emekçi alanda kurşunlanarak öldürüldü.
Son yıllarda ise 1 Mayıs tartışmaları ağırlıklı olarak meydan üzerinden yürüyor. Meydan konusunda özellikle DİSK ve KESK’in gösterdiği kararlılık taksimin yeniden 1 Mayıs kutlamalarına ev sahipliği yapmasını sağladı. Ayrıca 2-3 yıl yoğunlukla verilen bu mücadele 1 Mayıs’ın 2008 Nisan’ında, “Emek ve Dayanışma Günü” olarak kutlanmasının kabulüne ve 22 Nisan 2009 tarihinde TBMM’de kabul edilen yasa ile de resmi tatil ilan edilmesine vesile oldu.
Bunlar önemli. Ama alan mücadelesinden daha önemli bir yanı da var 1 Mayıs’ın!
Hatırlayalım: 1 Mayıs 1886’da Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde işçiler günde 12 saat, haftada 6 gün olan çalışma takvimine karşı, günlük 8 saatlik çalışma talebiyle iş bıraktılar. 8 saat işgünü talebiyle başlayan eylemler her eyalet ve kentte, siyah ve beyaz işçilerin birlikte yaptığı gösterilere sahne oldu. İlk kez beyaz ve siyahlar bir araya geliyordu. Sınıf dayanışmasının her türden ırkçılığa ve ayrımcılığa da birebir ilaç olduğunun en yalın göstergesidir bu durum! Sonra gösteriler bazı işçi önderlerinin idam edilmesiyle bastırıldı!
1889 yılında toplanan II. Enternasyonel 1 Mayıs’ı tüm dünyada “Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü” olarak ilan etti.
ABD’deki ilk kitlesel 8 saat işgünü mücadelesinden bu yana 127 yıl geçmiş. 127 yıl önce verilen mücadele alanlara sığmadı. Fabrika bacasının tüttüğü her alan birlik ve mücadele alanıydı. Böylelikle bir çok kazanım elde etti ABD işçi sınıfı. Bu kazanımlar içinde herhalde bir liste yapsak “şu alanda toplanılabilir” talebini en son sıraya yazarız.
Haftalık 52 saati bulan fiili çalışma süreleri, iş cinayetlerinin işin rutini haline getirildiği çalışma düzeni, taşeronlaşmanın asıl iş konumuna dönüştürüldüğü bir yapı, yok edilmeye çalışılan kıdem tazminatı ve işçilerin yüzde 3’ünü temsil gücüne sahip sendikalar!
Milli içkisi yok içmeye atla girer meydana desek; her semtte, haydi olmadı her ilçede haydi o da olmadı her ilde 1 Mayıs’ı Birlik Mücadele ve Dayanışma gününe çevirmeyip tuttuğu 5-10 otobüsün aldığı kadar işçiyi İstanbul’a taşıyıp kalanları eve gönderen sendika yöneticileri darılır mı?
Kızarlar belki ama darılacaklarını sanmam.
Onlar terlemeden hamam derdine düşmüş durumda.
Darılacak olsalar 1 Mayıs’ı bayram gibi kutlamanın tek koşulunun 2 Mayıs’tan 30 Nisan’a kadar geçen bir yılda verilecek mücadele olduğunu bilirler!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 30/04/2013 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: