Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Özgür Ölüler Ülkesi


TÜİK geçtiğimiz hafta ölüm istatiklerini açıkladı. 2010 yılında 365.646 olan ölüm sayısı 2011 yılında 375.281’e yükselmiş. Sıçrama özellikle 55 yaş ve üzerinde ortaya çıkmış. Öte yandan yaklaşık 15 bin bebek henüz bir aylık bile olmadan hayata gözlerini yummuş. Bebek ve orta-yaş ölümlerinin bu kadar yüksek olduğu bir ülkede yaşam koşullarını iyileştirmek yerine daha çok çoğalma teklifi mevcut tabloyu daha da kötüleştirmekten başka bir işe yaramaz.
***
Yüzyıllar içerisinde ortalama yaşam süresi dünya genelinde arttı. Bundan 250-300 yıl önce ortalama yaşam süresi 30’larda dolaşırken bugün 70’leri geçmiştir. Elbette bunlar ortalama değerler. İç savaşların, ağır çalışma koşullarının ve güvencesizliğin yüksek olduğu ülkelerde ortalama yaşam süresi kolaylıkla 50’lere doğru inmektedir.
***
Ortalama yaşam süresinin dünya genelinde artmış olmasının bir kaç temel sebebi var. Bebek ölümlerine neden olan hastalıklara karşı geliştirilen aşılar, bazı ölümcül hastalıkların tedavi edilebilir hale gelmesi, çevre ve hijyen koşullarında meydana gelen iyileşmeler sonucu salgın hastalıkların oranında düşüş, çalışma koşullarının göreli iyileşmesi, orta-yaş üstü bireylerin yaşam koşullarında iyileşme.
***
2013 Türkiye’sine baktığımızda ölüm oranlarınlarındaki bu hızlı artış esas olarak yaşam koşulların topyekun ağırlaşmasının sonucudur. 1999 yılında atılan adımlarla sosyal güvencenin bir hak olmaktan büyük ölçüde çıkartılması, çalışma koşullarında ortaya çıkan bozulmalar, işçi sağlığının hiçe sayıldığı üretim alanlarının yaygınlaşması, toprağın ve doğanın hızla yok edilmesi, atıkların yeterince rehabilite edilmemesi gibi faktörler nedeniyle ölüm daha “kolay” hale gelmiştir. Ölümlerin hızlanması –doğum oranının sabit kaldığı durumda- nüfusun azalmasına neden olur. Hükümetin ısrarla “çoğalın” çağrısı nüfus düşüşünü engellemek için. Elbette bu söylem oldukça seksist ve öte yandan ırkçılık kokan yanları da var. Bunları da bir yana bırakalım, nüfusu hızlı bir biçimde artırmak –yaşam koşulları iyileştirilmeden- bir yandan bebek ölümlerini artıracak öte yandan da orta-yaş ölümleri sorunu giderilmedikçe nüfusun yaş dağılımını bozacaktır.
***
Bugün, Türkiye, Çin, Mısır gibi “üretim cehennemi” ülkelerde politika koyucuların esas derdi mevcut yurttaşların daha sağlıklı ve uzun bir ömür süremelerini sağlamak değil, “işe koşulabilecek” askerler yetiştirmektir. Bu askerlerin hem “çalışabilir” dirilikte olmaları hem de sisteme karşı bağımlılıklarının olması gerekir. Türkiye özelinde düşünürsek 24 Ocak 1980 Kararları ve sonrasında 12 Eylül cuntasının baskın hale gerirdiği “popüler kültür” arabesk yaşamları da tetikledi. Sürekli mutsuzluk ve umutsuzluk hali ve ama sisteme sıkı sıkıya bağlılık. İşte, Fuat Ercan’ın bir kaç yıl önce gazetemize yazdığı “Müslüm Baba Kapital’i Öğretiyor” yazısında bahsetiği Müslüm Baba’nın “İtirazım Var”ının zaman içinde “İhtiyacım Var”a dönüşümü bu süreci güzel biçimde özetliyor.
Elbette kültürel bağlılık tek başına sistemin işleyişini olanaklı kılmaz. Bir yandan da farklı “göbek bağları” kurulur. Çalışma bakanı açıkladı; Maden işçilerinin yüzde 10’u icralık ve bir çoğunun birden çok icra davası var. İki seçenek; ya cinnet getirecekler ya da ölüm kuyularına dalıp “güzel ölümlerini”(!) bekleyecekler. Sonra bir sarmal; kuyuya indikçe borçlanacaklar, borçlandıkça kuyuya inecekler ve böylece erken ölecekler. Sistem için çalışmayan yaşayanlardansa çalışmayan ölüler daha az masraflı nasıl olsa.
***
Grundrisse’de Marx, tarımın ticarileşmesi ve zanaatkarların bağımsız çalışma koşullarını kaybetmeleriyle ortaya çıkan mülksüzleşme sonucu “emek piyasasına sürülen emek gücü
kitlesinin” iki anlamda özgür olduğunu yazıyor: “Hem eski himaye, ya da taabiyet ve hizmet ilişkilerinden, hem de her türlü mal ve mülkten, her türlü nesnel, maddi varoluş biçiminden, her türlü mülkiyetten kurtulmuş(!) ve özgür; tek geçim kaynağı olarak çalışma yeteneklerini, emek güçlerini satmaya terk edilmiş bir kitle”.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 12/03/2013 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: