Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Beklentileri Yönetmek


Dün Ocak ayı enflasyon oranları açıklandı. TÜİK’in verilerine göre Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Ocak ayında yüzde 1.65 oranında arttı. Yıllık bazda ise artış yüzde 7.31 oldu. İki oran da beklentileri bir hayli aşıyor.
Ocak eyı enflasyon beklentisi ortalama yüzde 1.12 düzeyindeyken, yıllık enflasyon beklentisi yüzde 6 civarındaydı.
Acaba beklentiler mi normalden düşüktü yoksa gerçekleşen mi “normal”i aşıyor?
Toplam harcamalarımızın yaklaşık yüzde 60’ını gıda ve alkolsüz içecek harcamalarımız oluşturuyor. Ocak ayında sebze-meyve fiyatlarında ortalama yüzde 40 düzeyinde artış oldu. TÜİK verisiyle bir kaç örnek: Domates fiyatı yüzde 51,26, patlıcan fiyatı yüzde 47,72, kabak fiyatı yüzde 45,85 arttı. Toplam harcamalarımızın yüzde 60’ını oluşturan gıda ürünlerinin fiyatı yüzde 40 düzeyinde artarken aylık enflasyon oranı 1.65.
***
TÜİK geçen hafta veri setlerinde ve hesap yöntemlerinde bir takım “iyileştirmelere” gideceğini açıkladı. Örneğin bundan böyle cari açığın daha düşük gözükeceğini(!) müjdelediler. Daha evvel büyüme rakamlarını yüksek, işsizlik oranlarını düşük gösterecek düzenlemeler de yapılmıştı. Bu çalışmalara devam edileceğini anlıyoruz.
Enflasyon oranı hesaplanırken “sepet” adı verilen bir veri seti oluşturulur. Bu sepet içerisinde tüketilen mallar ve tüketim ağırlıkları yer alır. Örneğin benzin fiyatındaki değişim ile ayna fiyatındaki değişim enflasyonu aynı oranda etkilemez. Malların enflasyon üzerindeki etkisi tüketim ağırlıklarıyla orantılıdır. Problem burada başlıyor. Sepet içinde yer alan malların tüketim ağırlıklarıyla oynadığınızda rahatlıkla enflasyon oranını “beklentiler”e uydurabilirsiniz!
Toplam harcamalarımızın yüzde 60’ını oluşturan gıda ve alkolsüz içeceklerin sepet içerisindeki tüketiğim ağırlığı TÜİK’in yeni hamlesiyle yüzde 24’e indiriliyor.
Faklı gelir gruplarının tüketim ağırlıkları da farklıdır. Örneğin en zengin yüzde 5’lik nüfusun harcama yaptığı malalr ile geniş halk kesimlerinin harcama kalemleri farklıdır. Dolayısıyla aslında enflasyon gelir gruplarına göre farklılık gösterir. Gelire dayalı veya bölge esasına dayalı enflasyon hesapları yapılıyor dünyada. Bizde şimdilik beklentiler yönetiliyor!
***
Herhalde ekonomik gerçeği ucundan köşesinden görüp anlayan ve birazcık vicdan sahibi hiç kimse açıklanan; büyüme, işsizlik, enflasyon, gelir bölüşümü, dış ticaret verilerinin gerçeği yansıtmadığını rahatlıkla söyleyebilir. Bu gerçeği de en çok piyasa tahmincileri bilir! Ülke ekonomisinin hali ortadayken yıllık yüzde 6 enflasyon bekleyenler aslında başka bir bekleyişin içerisindeler. Onlar geleceğe dönük beklentilerden rant elde etme gayesindedirler. Bir şeylerin gerçekten “iyi” ya da “kötü” olmasından ziyade nasıl gösterildiği önemli hale gelmektedir. Eğer gerçek bekletilerle uyumlu değilse gerçeğin görüntüsüyle oynanır, olur biter.
***
Üretim alanlarına ve piyasaya gittiğinizde gırtlağına kadar borca batmış ve çekleri ödenmeyen küçük üretici ve esnafla rahatlıkla karşılaşırsınız. Acaba neden “iyimserlerin” sesi kötü durumu bizzat yaşayan geniş kesimlerden daha çok çıkar? Çünkü, iyimserler “yalan da olsa” olumlu beklentiler yaratır. Aslında ölüyorsunuzdur hızla ve bunu biliyorsunuzdur ama hızla sağlığınıza kavuştuğunuzu birisi söylediğinde hoşunuza gider, öyle sanırsınız! Ama sonra ölürsünüz, iyi şeyler beklerken ölen biri olursunuz o kadar!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 05/02/2013 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: