Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

İşsizler Ordusu Büyürken…


İşsizlik üzerine bu kaçıncı yazım bilmiyorum. Bildiğim bir şey var o da; birikim rejimi mevcut haliyle işlemeye devam ettikçe her gün yeni binler işini kaybedecek.
Ama sorun bilmem kaç insanın işini kaybetmesinden daha büyük.
TÜİK’in dün açıkladığı Eylül ayı işsizlik rakamlarına göre bir önceki yılın Eylül ayına göre işsiz sayısı 141 bin artarak 2 milyon 539 bin oldu.
Elbette bu rakamlar “resmileştirilmiş” durumu yansıtıyor. Gerçek resim çok daha kötü. Bağımsız veri yayımlayan kurumlar işsiz sayısını 6 milyonun üzerinde tahmin ediyor.
Açıklanan rakamlara 15 yaş altı ve 64 yaş üstü nüfus bulunmuyor. Ayrıca “çalışmak istemeyenler”de bulunmuyor. Örneğin kadınların işgücüne katılım oranı sadece yüzde 29. Bu demek oluyor ki 15 yaş üstü 27 milyon kadından sadece 8 milyonu iş arıyor. Avrupa ülkelerinde kadınların işgücüne katılımı yüzde 45’ler düzeyinde. Şimdi burada iki durum var: Birincisi gerçekten eve kapatılan kadınların varlığı, ikincisi ise görünmeyen emek konumundaki kadınlar. Yani kadınların “kara kaderi” üzerinde kapitalist üretim ilişkileri ile birlikte patriyarkanın da etkisi büyük.
İşsizlik hesaplamalarında her ne kadar 15 yaş altı ve 65 yaş üstü nüfus hesaba katılmasa da biliyoruz ki; hane-halkı geçiminde iki yaş grubunun da önemli katkısı var. Ne çocuklar çocukluklarını yaşayabiliyor ne de yaşlılar “ayaklarını uzatıp” hayatın tadını çıkarabiliyor!
Bu üç grup: kadınlar, çocuklar ve yaşlılar; ülkede üretim koşulları acımasızlaştıkça konumları en çok etkilenenlardir. Çalışmak zorunda kalmaları üretim ilişkilerinin bu günkü konumundan kaynaklanır. Öte yandan çalışma koşulları da “normal” işlerin çok ötesinde ağır ve güvencesizdir. Ne bir çocuk ne de yaşlı bir insan tam zamanlı, kadrolu ve sosyal haklara haiz bir işte çalışamaz. Kadınların –işgücüne katılan kısmı hariç- çalışmayı deneyenleri için de her türlü güvenceden yoksun çalışma alanları (ev temizliği, parça başı iş, kaçak tekstil atölyeleri gibi) tek seçenek olarak kalır.
Her ne kadar açıklanan veriler “kişi” sayısına dayansa da 141 bin kişi/birey demek 141 aile demek ve her ailede ortalama 4 insanın yaşadığını varsayarsak mevcut işsizliğin sadece resmi kısmından 564 bin insanın etkilendiğini görürürüz.
Daha önce de zaman zaman şu soruyu sormuştuk: İşsizlik Sorun mu? Yani, işsizlik politika koyucular açısıdnan gerçekten çözülmesi gereken bir problem alanı olarak değerlendirilmekte midir? Söylem üğzerinden gidersek herhalde işsizliği kimse istemez! Ama ne hikmetse ne Orta Vadeli Planlar içerisinde ne 2013 Bütçesi’nde ne de teşvik programlarında işsizliğin ortadan kaldırılması ile ilgili –temenni dışında- bir hedef bulunmuyor.
İşsizler ordusu büyüyor. İşsizler ordusu büyüdükçe toplumun geneli işçileşiyor.
Mevcut çalışanlar daha düşük ücretlerle ve daha ağır çalışma koşullarında çalışmaya “razı” kılınırken; iş bulamayanlar da kayıtdışı, güvencesiz ve ağır koşullarda çalışmak zorunda kalacaklar.
Öyleyse işsizlik sadece işsiz kalan yüzbinlerin değil halen çalışanların da sorunudur!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 18/12/2012 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: