Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

YÖK İstişareleri


AKP’nin demokrasi anlayışı meselelerin istişare edilmesiymiş. Bunu geçen hafta öğrendik. YÖK’de şimdilerde bu tip egzantrik çabalar içerisine girdi. Sonuca hiç tesiri olmayacak olsa da “haydi herkes fikrini söylesin” turları atılıyor şimdi yeni YÖK yasa tasarısıyla ilgili.

Bir yandan İTÜ’de asistan kıyımı devam ediyor.

Olsun varsın!

Konuşuyoruz ya yeter!

***

Liberal-Muhafazakar siyaset kuramının kurucularından ve Adam Smith’in de esin kaynaklarından olan Edmund Burke “Halkın öz-yönetime değil, iyi bir yönetime sahip olma hakkı vardır” der. İşte bu yaklaşım bugün de liberal-muhafazakar politika yapıcılarının ve onların kuramsal alandaki destekçilerinin temel şiarıdır.

Zaten “iyi” olan ne varsa yönetenler bilir! Dolayısıyla değiştirme çabasına girmek gibi bir gaflet içine düşmeye gerek yok!

***

Bu demokrasicilik oyununun akıl karıştıran yönü akıl karıştıran yönüdür. Yani, temel sorunlarda izlenen “istişare” yolu; esasın görünmez kılınması ve bir çok lakırdı arasında atı alanın üsküdarı geçmesi ilkesine dayanır.  

Örneğin 31 yıldır üniversitelerden bir çığlık yükseliyor: “YÖK’e hayır” diye. İstişareciler, eğer gerçekten söylenenleri dinleyecek olsa sanırım tez elden YÖK’ü kapatmaları beklenirdi. Böyle bir durum yok. Yeni YÖK yasasıyla YÖK’ün emrindeki üniversiteler tamamen sermaye birikimini hızlandıracak taşeronlara dönüşecek.

***

Elbette konu ile ilgili olarak sadece düzenleyici bir üst-yapı organı olarak YÖK değil, onunla çeşitli düzey ve biçimlerde istişareye oturan akademikerler de sorumludur. Bu atı arabanın arkasına bağlamaktan başka birşey değildir. Anayasa referandumu sürecinde “yetmez ama evet” diyen çeşitli düzeylerdeki liberaller, bugün gelinen aşamada pişmalık dile getiriyorlar. Benzer bir durumun yaşanmaması için üniversitelerin ve dolayısıyla bilimsel bilgi üretim sürecinin tamamıyla piyasalaştırılmasına olanak sağlayacak yeni YÖK yasa tasarısıyla ilgili her türlü istişareden uzak durmak gerekir.

***

İstişare sürecinin “iyimser” havası bu sürece katılanların katkılarından da anlaşılıyor! Örneğin, rektör seçimleriyle ilgili olarak öğretim üyelerinin seçim hakkı bulunmaması gerektiği, bunun gereksiz gerginlikler yaratacağı görüşü bu istişarelerden çıkan bir sonuçtur!

Ne diyordu Burke: öz-yönetim değil, iyi yönetici hakkı!

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 20/11/2012 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: