Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

YÖK bile az


Bugün 6 Kasım: YÖK’ün kuruluşunun yıldönümü. Aynı zamanda ülkede üniversiter yapının parçalandığı tarih! YÖK ile birlikte, iktidarın günlük politik çıkarlarına hizmet etmeyen üniversiteler ve birçok bilim insanı tek elden sisteme bağlanmaya çalışıldı. 2012 yılına geldiğimizde bu amacın büyük ölçüde gerçekleştirildiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.
Ne neo-liberal saldırganlıkların ortaya çıktığı 80’lerde ne gladyo sisteminin yaygınlaştığı 90’larda ne de kapita-islamist birikim rejiminin geliştiği 2000’lerde üniversitelerden –bir kaç “iyi adam” dışında- ne ses çıktı ne de soluk.
***
Ülkenin içinden geçtiği bu en uzun 30 yıl boyunca sadece üniversite dışındaki dünya değil, üniversitelerin kendisi de kapitalist birikim sisteminin bir bileşeni oldu. Üniversite, kelime kökü itibarıyla “güçlü yerellik” anlamına gelmektedir. Bu güçlü yerellik gündelik politik oyunlara, sermaye çevrelerinin kar hırsına ve iktidarın baskılarına karşı güçlü duvarlar demek. Bu güçlü duvarlar ardında bilim insnaının görevi, akışın dışından ve ama vicdanla insan ve topluma dair konular da düşünmek iyi olanı göstemeye çalışmaktır.
***
Yaşadığımız 30 yıl göstedi ki, bırakın üniversitelerin toplumun vicdanını olmasını kendi içinde bile vicdansızlaşmıştır. Üniversiteler bu süreçte iktidarı eleştirerek onu toplumsal çıkarlar konusunda politika üretmek için teşvik etmek yerine bizzatihi iktidarın şarlatanlığına ve yapılanların teorisini üretmeye soyunmuştur.
***
YÖK sistemine karşı çıkan öğrenciler okuldan atılırken, cezaevine konulurken, ölüm oruçlarında ölürken sus pus olan üniversiteler; KİT’ler satılırken verimlilik teorileriyle, Bologna Süreci başlatılırken akreditasyon düşüyle, bilimsel bilginin ticarileştirilmesi adımları atılırken üniversite-sanayi işbirliği projeleriyle, asistanlar işten atılıken alkışlarla ve nihayet bugün devlet üniversitelerinin bile özelleştirilmesi çabalarına karşı sus pus olmayı yeğlediler.
***
Cumhuriyet gazetesinin haberi şöyle:
“Kalkınma Bakanlığı tarafından düzenlenen 10. Kalkınma Planı Yükseköğretim Sisteminin Yeniden Yapılandırılması Özel İhtisas Komisyonu, 5-6 Eylül tarihlerinde toplandı. Komisyon toplantısının sonuçları, aralarında Milli Eğitim Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu, Kalkınma Bakanlığı ve Üniversite rektörlükleri temsilcilerinin de bulunduğu komisyon üyeleri çoğunluğu tarafından kabul edildi.
Çalıştayda, “Öğrencilerin öğrenim masraflarına katılmaları gerekmektedir. Türkiye’de uygulanan vergi politikası ve gelir dağılımındaki sorunlar dikkate alındığında, parasız eğitimle sosyal adalet arasında ilişki kurulması söz konusu olamamaktadır. Bu açıdan tam burs politikasının sadece alt gelir grubuna yönelik olması gerekmektedir” ifadeleri karara bağlandı.”
***
Hadi şimdi görev zamanı!
Neden devlet üniversitesinde okuyan öğrencilerin bile parayla öğrenim alması gerektiğini teorize edin!
Size yakışan budur!
Size YÖK bile az!
***
Elbette bu aymazlık devam etmeyecektir. Üniversitelerin gerçek sahibi olan geniş halk kesimleri, öğrenciler ve onurlu bilim insanları bu oyuna dur diyecektir. Tarih hem onları hem de şarlatanları yazacaktır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 06/11/2012 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: