Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Müslüman solculuk


Bir iktidar çatışması sonucu Saadet Partisi’nden ayrılan bir grup, kendisine “Müslüman sol” diyen birkaç ismi de yanlarına alarak Has Parti’yi (HP) kurdular. Görünüşte “alternatif” olma iddiasıyla yola çıkan HP ne kendi geliştiği tabanında ne de “Müslüman sol” tayfasında önemli bir heyecan yaratmadı.
Parti ilk kurulduğunda tüzüğündeki ekonomi hedeflerine baktım. Açıkçası bir “cacık” olmayacağı belliydi. Her ne kadar bir süre sonra tekrar baktığımda bazı hedeflerin değiştiğini gördüysem de (muhtemelen HP’ye katılan az sayıdaki sosyalist ve eski sosyalistin katkısı) yine de bana heyecan vermedi.
***
Partinin iki yıllık ömrü daha ziyade yerel ve kişisel siyasi bağlantılar üzerinden gelişti. Ülke gündemine ilişkin çıkışlar ise Mehmet Bekaroğlu ve çevresinde toplanan birkaç dürüst insandan geldi. Bunlar da aktif politik hareket yerine daha ziyade “vicdan” ile açıklanabilecek kesintili mesajlar düzeyinde kaldı.
***
Bu harekete benzer bir iki örnek daha var: Birkaç yıl önce Genç Siviller diye bir grup çıktı. Kürt sorunu üzerinden “empati” kurduğunu iddia eden bu grup iktidarın reklamını yapıp dağıldı.
Sonra bu yıl “Anti-kapitalist Müslüman Gençler” grubu görünür oldu.
Sonra n’oldu, o’nu bilmiyorum.
***
Neticede şöyle veya böyle kendisini Müslüman olarak tanımlayan İslami mücadele içerisinde yer almış ve mevcut iktidarın pervasız siyasetinden, yarattığı eşitsizlikten ve yoksulluktan rahatsızlık duyan bir grubun olduğu aşikâr. Aşikâr aşikâr olmasına da, bir şeyler eksik kalıyor sanki! Sol kavramların yanına “Müslüman” ibaresini ekleyince mesele çözülmüyor demek ki…
***
Bu ülkenin solcuları içerisinde elbette Sünni Müslümanlar, Caferi Müslümanlar, Hıristiyanlar, Yahudiler, Yezidiler, Ateistler, Deistler ve daha birçok düşün içinde olanlar var. Ancak Sünni Müslüman olanlar dışında hiçbirinin Yahudi-solcu veya ateist-solcu gibi bir niteleme sıfatına ihtiyaç duymadığını görüyoruz. Demek ki, Sünni Müslümanlığın iktidarı kolay vazgeçilir durumda değil!
***
Burada Müslüman-sol demenin diğer bir anlamı şudur: “Solcular Müslüman değildir ya da Müslümanlara zulmetmişlerdir”. Müslüman-sol deyince ne şiş yanar ne kebap! Bu biraz da Müslüman-solcularının “hesaplaştık” dedikleri “Moskof” korkusundan kaynaklanıyor.
***
Geçtiğimiz günlerde bir jüri sınavı sırasında bir meslektaşım bir konudan bahsederken “…Stalinist din düşmanlığı…” gibi bir laf etti. Ben de sordum kendisine “o nereden çıktı şimdi?” diye. O bunun nereden çıktığını bulamadı. Ben o’na şuan Rusya’da halkın yaklaşık yarısının Hıristiyan dini inancında olduğunu hatırlattım. Öyle ya, “din düşmanlığı” mevzu bahis olsa taş taş üstünde kalır mıydı kiliselerden? Sovyetlerde “bile” ibadet yasaklanmamıştır. İsteyen dincilik yapmakta isteyen de din karşıtı görüşlerini dillendirmekte özgür bırakılmıştır. Bir tek halkı kandırıp soyan ve suçunu itiraf eden din adamları cezalandırılmıştır. Oysa bugün Türkiye’de Alevi yurttaşlar “onlar da Müslüman ayrı ibadet yerine gerek yok” diye “hizalanıyor”.
***
Şimdi HP’nin başındakiler ve muhtemelen tabanının büyük kısmı üzerlerindeki bu eklektik sıfattan (Müslüman-solculuk) kurtuluyor ve aslına (AKP) rücu ediyor: hayırlı olsun!
Bu bütünleşmeyi onaylamayan az sayıda ama etkili grup için ise yüzünü gerçeğe dönme vakti: ister Müslüman isterse değil!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 17/07/2012 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: