Takla Atanlar

1999 yılında 4447 ve 1415 sayılı yasalarda yapılan değişikliklerle çalışanlar için emeklilik bir anlamda hak olmaktan çıkarılmıştı. Emeklilik için prim ve çalışma süresi dışında yaş sınırı da getirildi. Böylelikle, kazanılmış bir hak olan emeklilik ile yaşlılık durumu birbirinin içine geçirilmiştir. Bu bulanıklaşma, daha sonraki yıllarda AKP iktidarı tarafından gerçekleştirilen ve sosyal güvenliği neredeyse yok eden düzenlemelerin de kapısını aralamış oldu.
Son seçim vaatlerinden biri kıdem tazminatını fona devretmek olan AKP, şu günlerde düğmeye basmış durumda. Öncelikle sözde(!) sosyal çevrelerin fikri alınacak, ardından da hızla meclis süreci başlatılarak milyonlarca işçi ve emekçinin alın teriyle biriktirdiği tazminatları bir “nema” alanına devrolunacak. Yani, Kıdem tazminatı alınır-satılır bir fon olup çıkacak karşımıza. Alın size yeni teşvik paketlerinin finansmanı için kaynak!
Benzer uygulamalara bazı erken kapitalist ülkelerde de başvuruluyor. Fonlar batınca da tazminatlar uçup gidiyor. Boşuna değil bu günlerde özel emeklilik fonlarının bu kadar çok desteklenmesi. Kıdem tazminatı “sorun” olmaktan çıkınca sıra emekli aylıklarına gelecek. Öyle ya, fon değerlenirse daha çok emekli aylığı alırsınız: Fon batarsa; bir bardak su!
***
Meselenin bu boyutunu, basınından sendikasına, demokratik kitle örgütlerinden akademisine bilmeyen yok. Bilmeyen yok ama doğru dürüst tepki veren de yok. Tepki veren var aslında ama onlar da sürece yakışır biçimde takla atmakla meşguller. Örneğin bakanın konuyla ilgili geçen hafta yaptığı “kıdem tazminatı bağlanma oranı düşecek, istenildiği zaman çekilemeyecek” açıklamalarını takla atan basın “11 milyon işçiye müjde!” başlığıyla verebildi.
Sözde etik değerlerin savunucusu üniversitelerden de ses ve seda yok. O fon senin bu proje benim telaşıyla, böyle dünyevi şeylere vakit ayıramıyor olabilirler.
Şimdi basına, üniversitelere, demokratik kitle örgütlerine ya da revize edilmiş adıyla sivil toplum kuruluşlarına kızabiliriz. Tepki vermiyorlar takla atıyorlar da diyebiliriz ki diyoruz. Fakat öyle bir alan var ki, ne söylesek boş: Sendikalar!
İki elin parmağını zor bulacak sayıda sendikayı ayırarak tamamına sormak lazım: Siz neden varsınız? Seçimleriniz, genel kurullarınız bitti daha neyin peşindesiniz? Ya da peşinde olmanız gereken şeylerin peşinde neden değilsiniz?
Kıdem tazminatının fona devri konusunda her kesim takla atar, döner döner yine atar ama bu meseleyi kendi doğal süreci içerisinde gündemine almaktan bile çekinen sendikalar kendini nereye atar o biraz belirsiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir