Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Yeni Teşvik


Hükümet 2008 kapitalist krizi sonrasında, kriz koşullarını sermaye kesimleri için fırsata çevirmek üzere çeşitli teşvik uygulamalarına gitti. Geçtiğimiz hafta da bunlara bir yenisi eklendi. Hepsinin ortak bir özelliği var: kamuya ait kaynakların halkın genelinin kullanımından çekilip büyük sermaye gruplarına sunulması. Örneğin krizden hemen sonra İşsizlik Sigorta Fonu’nun taliplisi TUSKON olmuştu. İstediklerini de aldılar. Hem de bir defa değil, defalarca. Bu yönüyle teşvik uygulamaları kaçınılmaz olarak bölüşümde yeniden dağılım sorununu yeniden düşünmeyi gerekli kılıyor. Kriz sonrası dönemde büyüklerin daha çok büyümesi, küçük esnaf ve emekçilerin ise daha fazla yoksulluğa mahkûm olmasının sebebi budur.
***
Açıklanan son teşvik paketi bölüşümdeki eşitsizlik yaratıcı yönü ve kamusal kaynakların talanı yönüyle kendinden önceki paketlerden ayrılmıyor.
Peki, yeni teşvik paketini “yeni” yapan nedir?
Paketi yeni yapan, içeriğinde ortaya çıkan farklılaşmadır. Teşvik ile ödül birbirine karıştırılan kavramlar. Teşvik ödülü de kapsayan özelliktedir. Ama öte yandan cezayı da içerir. Teşvik faaliyetin yönünü, biçimini, şiddetini kumanda etmek amacıyla uygulanır. Teşvik edilen davranışı (üretimi, yatırımı, tüketimi) gösterenler bu davranış sonucu ödül alırken, teşvikle çizilen “zorunlu” yoldan sapanlar cezaya mahkûmdur.
Örneğin sadece pembe renkli gül yetiştirenlere vergi indirimi uygulanırsa, kırmızı gül üretenler nispi olarak daha fazla vergi ödemekle cezalandırılmış olur.
***
Yeni teşvik paketi, yatırımları; bölgelere göre ve üretilen malın cinsine göre ayırıyor. Bölgeler altıya ayrılmış durumda. Görüntüde en az gelişmiş bölgelere yatırım yapalar en çok ödüle ulaşacak. Böylelikle bölgesel eşitsizlik sorun olmaktan çıkacak! Hatta paket destekçilerine göre, Kürt sorunu da bu paketle çözülüp gidecek.
Buna kimse inanmadı. Kimse derken, elbette bir kısım sermaye örgütlerinin hakkını yemeyelim! Ama onlar sürekli alkış halinde oldukları için hükümetin doğru veya yanlış bir şey yapması durumu değiştirmiyor; onlar alkışlamaya devam ediyor. Geri kalan sermaye örgütleri –her ne kadar 2 gün bir geceye yayılarak bayram havasında ilan edilmiş olsa da- paketi ciddiye alıp açıklama bile yapmadılar.
Bölgesel anlamda paketin görüntüde getirdiği şey geri bırakılmış bölgelerin yatırım çekecek olması. Ama gerçekte, gerek bölgedeki çatışma durumu gerekse de yatırım için gerekli altyapı, lojistik ve pazar imkânlarının kısıtlılığı bu paketi de -diğerleri gibi- bölge üzerinden bir propaganda aracının ötesine taşımayacak.
Paketin bölgesel anlamda getirdiği yenilik şu: batıdaki bir yatırımcı bölgede paravan bir şirket kurup faaliyetteymiş gibi gözükse de batıdaki faaliyet gelirleri açısından teşvik kapsamına alınıp ödüllendirilecektir. Yani, genel politikaya uygun olarak, yapmayıp yapar gibi gözükmez yeter de artar bile!
***
Paketin ikinci önemli özelliği, bazı mal gruplarının “stratejik” nitelikli olarak ilan edilmesidir. Bu alanlarda üretim yapan özel kesim sermaye desteklenecek. Buradaki amaç dış ticaret açığına ve nihayet cari açığa sebep olan ithal girdi kullanımının kısıtlanması. Bunu da yeni bir ithal ikamesi (yabancı malın yerine alternatif olacak yerli malın üretilmesi) rejimiyle uygulamak istiyor hükümet. 1962-1980 arası uygulanan ithal ikamesinin amacı da döviz sıkıntısını aşacak biçimde dış ticaret açığını frenlemekti. Dönem sonunda ülke iyiden iyiye ithal girdi bağımlısı oldu. Şimdi de biraz farkla aynı durum olacak. Fark şu; 62-80 arası aramalına rakip mallar üretilmeye çalışılıyordu. Bağımlılıkta aramalı girdilerine oldu. Şimdi nihai mal (tüketim malı) ikamesi hedefleniyor. Bu aramalı ikamesinden çok daha geniş bir ürün grubunda dış bağımlılığı artıracaktır. Örneğin önceden otomobili dışarıdan alırken, sadece otomobil kalemine para harcarken şimdi otomobili üretmek için contadan cıvataya, marş motorundan benzin deposuna kadar ithal girdi kullanımı artmış olacak.
***
Yeni teşvik paketinin sınıfsal yönü değişmedi. Yine toplumun ortak kaynaklarının peşkeş çekilmesi esasına dayanıyor. Yine daha fazla yoksulluk yaratacak. Ancak; yeni olan, büyük sermaye gruplarının üretmeden de -üretiyormuş gibi görünerek- kazanacak olması ve ülke için dış bağımlılığı dışa muhtaçlık seviyesine ilerletecek olmasıdır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 10/04/2012 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: