Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Denetimli kapitalizm ne kadar mümkün?


Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) Avro Bölgesindeki düzenleyici kurumların bankalara yönelik daha fazla sermaye tutması çağrılarının finansal sektörün sağlığına ilişkin endişeleri artırdığını iddia ediyor.
Avro bölgesi üzerinden konuşacak olursak: Avrupa’nın borç krizi tüm Avro bölgesi ülkeleri ve ilk elden de bankalarını tehdit ediyor. Fakat, 2008 kapitalist dünya ekonomik krizi sonrasında “ehlileştirilmiş kapitalizm” veya “denetimli kapitalizm” olarak dillendirilen ve başta finans piyasaları olmak üzere sistemin işleyişini riske sokacak aktörlerin ve işlemlerin denetim altına alınmasını amaçlayan bir dizi politika uygulamaya konuldu.
Bu önlemlerin başında bölgesel para politikaları uygulama çabası öne çıktı. Bunun en tipik örneği Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) Avro bölgesinde ülkelerin yerine geçerek bağlayıcı para politikası araçları kullanması oldu.
Öte yandan bankacılık sektöründe yaratılan kredilerin kontrolü amacıyla BASEL III kriterleri belirlenmeye çalışıldı. Krizin merkezi olan ABD’de ise Dodd-Frank Yasası ile belirlenen kriterlerle bankacılık sisteminin riskli kredileri denetim altına alınmaya çalışıldı.
Ancak gelinen aşama gösteriyor ki, yeni dünya krizinin başat aktörü uluslararası bankacılık sistemi olacak.
Peki bankacılık krizi bankacılık sektörünün krizi midir? Yani, krizin tetikleyicisi olan ve olacak bankalar krizden nasibini alacaklar mıdır?
Bu soruya “evet öyle olur” demek yanlış. Zira, başta ABD olmak üzere birçok kapitalist ülke devleti 2008 krizinde olduğu gibi sonrasında da batığa giden bankalarını ya devletleştirdi ya da kamu kaynaklarıyla fonlama yoluna gitti. Bankalar devlete devletler de bankalara benzemeye başladı.
İşte yanıbaşımızda hızla çöküşe sürüklenen Yunanistan ekonomisinin ahvali şeraiti bunun en açık göstergesi. Bir yanda yıllarca “el altından” riskli kredi işlemleri için teşvik edilen Yuınanistan bankacılık sistemi, öte yandan batığa giden Yunanistan bankalarını kurtarmak için gerekirse ülkeyi satacak hadde gelen ülke yönetimi.
Bu resim içerisinde eksik olan ne? Eksik olan geniş halk kesimleri!
Geniş halk kesimleri kar hırsıyla çarpıklaştırılmış bankacılık ve finans sisteminin batıklarını kurtarmakla görevli.
Bunu 2001 krizi sonrasında Türkiye emekçi halkları ziyadesiyle tecrübe etti.
Şimdi BIS’ın çağrısına dönersek, uluslararası tekelci finans kapitalin bu tip “düzenleyici” dokunuşlara bile tahammülü olmadığını ve denetlenecek yer varsa ya da kemer sıktırılacak bunun doğrudan geniş halk yığınları olduğunu söylemektedir!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 13/03/2012 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: