Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Hem Kopuş Hem Devamlılık


İhsan Çaralan’ın da Pazar günkü yazısında belirttiği gibi; iktidarın belki de en iyi başardığı şey kuyuya taş atmak ve taşı attıktan sonra kenara çekilip “bakalım kim ne tepki verecek?” demek. Atılan taş ile ilgili tepkilerin şiddetine göre de bir anlamda en kötüyü gösterip ehven-i şer’e herkesi “ikna” etmek.
Tam da 28 Şubat “silahsız” darbesinin sene-i devriyesinde eğitim sorununun salt rakamlar üzerinden tartışılır kılınmış olması da bu başarıya bir örnektir.
***
Sözü çok dolandırmaya gerek yok niyet belli: temel eğitimin 4 yıla indirilmesi ve ardından eğitim sisteminin tamamının “yeni” sistemin ihtiyaçlarına karşılık verecek biçimde yapılandırılması. Yani ortadan kalkan bir “zorunlu eğitim” yerine başka bir “zorunlu eğitim”e geçiş.
Peki, nedir bu yeni sistemin temel belirleyicileri? Elbette bunlardan ilki –Başbakanın da ifade ettiği haliyle- iktidarda olan siyasal görüşün devamlılığına halel getirmeyecek yapıda bir neslin yetiştirilmesi ihtiyacı. Evet, mevcut siyasal sistemin “sürdürülebilirliği” için bu bir gereklilik. Nasıl ki, 1997 yılında 5 yıllık zorunlu eğitimden 8 yıllık zorunlu eğitime o dönemki siyasal sistemin devamı için geçildiyse şimdi de mevcut olan kendinden farklı olanı eksilterek çoğalma gayretinde.
Bu ilk belirleyici amaç muhtemelen toplumun hemen hemen tüm kesimleri tarafından dolaysız biçimde anlaşılıyor.
Gelelim “yeni” sistemin ikinci belirleyicisine. Çıraklık Eğitim sisteminde yapılan düzenlemeler, Meslek Lisesinin “memleket meselesi”ne dönüştürülmesi, üniversitelerin yönetimine iş çevrelerinden oluşan “danışma kurulu”nun getirilmeye çalışılması, yine üniversitelerin “üniversite-sanayi işbirliği” adı altında sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda “bilim(?)” üretir taşeron merkezlere dönüştürülmesi gayreti ve nihayet bu yeni tasarıyla da sanayi bölgelerinin “okul” açma, eğitim verme şansına kavuşturulması. İşte bu adımların tamamı yeni sistemin ikinci belirleyici amacını oluşturmaktadır. Ancak ilk belirleyici amaçtan farklı olarak burada bir kopuş değil aksine “eski sistem” ile bir bütünlük ve devamlılık vardır.
Eğitim “piyasası” artık sadece sermayeye “işçi” yetiştiren bir alan değil aynı zamanda sermayeleşen de bir alan. Büyük sermaye gruplarının ardı sıra bu alanda yatırımlara başlaması “hayırlı bir iş yapmak” veya üç kuruş vergi kaçırmak için değil; milyonlarca tüketicisi olan bir piyasaya kavuşma gayretidir.
***
İçinde yaşadığımız toplum kapitalist toplum. İçinde roller edindiğimiz üretim ilişkileri kapitalist üretim ilişkileri. Kapitalist sistem için eğitim alanı, kendisini ideolojik olarak yeniden üretebileceği yegăne alandır. Bu acı gerçeği unutarak her atılan topta “kafaya çıkarsak” zaman zaman kafamızı direğe de vurabiliriz.
Ne çocuklarımızın kapitalist üretim ilişkilerinin birer neferine dönüştürüleceği 12 yıllık kesintisiz eğitim ne de kapita-islamist “yeni” sistemin “safı” olacağı 4 artı bilmem kaç sistemi!
Çözüm; kapitalist eğitim fikrinden uzaklaşılarak bilimsel öğrenime geçilmesi ve çocuklarımızın zorunlu değil yeteneklerine, hayallerine, dillerine, kültürlerine, inanışlarına göre özgürce yetişebilecekleri fırsatların kendilerine devlet tarafından parasız ve ayrımsız biçimde sağlanmasıdır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 28/02/2012 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com