Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

24 Ocak ile kim hesaplaşır?


AKP hükümeti, tüm üstyapı kurumları ve azılı liberaller bir süredir “hesaplaşma” içerisindeler. Bir yapı bozumudur gidiyor. Ama yıktıklarının yerine yenilerini dikerek! Dersim katliamı ile faili meçhul cinayetlerle hesaplaştığını iddia eden iktidar, hâlihazırdaki katliamları ya görmüyor ya da “yanlışlık” diye isimlendirmeyi tercih ediyor. CHP ve MHP gibi eski düzenin bekçileri ise bozulan ezberlerini toparlamaya çalışırken -fark etmeden ya da beceriksizlikten- iktidarın kurgusunda kendilerine biçilen rolleri oynuyorlar. “Düşmanımın düşmanı dostumdur” felsefesiyle hareket eden sözde muhalefet, kritik dönemeçlerde iktidarın sırtını sıvazlamaktan öteye geçemiyor. Mesela füze kalkanı konusunda -mecliste basın açıklaması yapmak dışında- bu sözde muhalefet partilerinin ileri bir tepki verdiklerini gördünüz mü? Özelleştirme adı altında topluma ait işletmelerin, arazilerin ve diğer taşınmazların peşkeş çekilmesine karşı durduklarını gördünüz mü? Göremezsiniz. Çünkü, burjuva partilerini bir arada tutan ve aralarındaki politika farklılıklarını en düşük seviyeye indiren ortak bir yönelişleri var: neo-liberalizm!
Bugün 24 Ocak 1980 Kararlarının 32. yıldönümü. 24 Ocak Kararları ülkemizde neo-liberal politikaların uygulanışının bir anlamda miladıdır. 24 Ocak Kararları ile ülkenin tüm kaynaklarının ulusal/uluslarüstü tekellere peşkeş çekilmesi, reel ücretlerin eritilmesi, kamu işletmelerinin özelleştirilmesi, finansal liberalizasyona geçiş, sosyal hakların tırpanlanması, kamusal malların piyasada fiyatlanması, parasız eğitim-sağlık haklarının gaspı gibi birçok hedef belirlenmiştir. Elbette bu hedeflerin başarıya(!) ulaşması zaman almıştır. Ancak, 24 Ocak Kararlarında açıklanan hedeflerin hayata geçirilmesi hükümetlerin temel hedefi olmuştur. O tarihten itibaren kurulan tek parti veya koalisyon hükümetlerinin tamamı bu âli menfaatleri(!) önüne hedef olarak koymuştur.
Bugünkü muhalefet partileri özelleştirmeye ne kadar karşı çıkabilir? Kendilerinin iktidar ortağı oldukları dönemde de özelleştirme vardı. Ya da eğitimin, sağlığın özelleştirilmesine ne kadar karşı durabilirler? Mezarda emeklilik yasasını çıkaran bunlar değil miydi? Ya da YÖK’ün devamını savunan bunlar değil miydi? Üniversite harçlarına karşı çıkmayan aksine zam üstüne zam yapan bunlar değil miydi?
Bugün Anayasa tartışılıyor. 2012 yılı için Anayasa Yılı deniyor. Meclis başkanı tüm partilerin uzlaşacaklarına olan inancını dillendiriyor. Bu doğru bir beklentidir. Zira, mevcut sistem partilerinin hiçbirisi 82 Anayasasının temel harcını oluşturan neo-liberal ilkeleri tartışmaya bile açmıyor. Mevcut Anayasanın ekonomik ve sosyal hakları geniş halk yığınları için nasıl ortadan kaldırdığını tartışmıyorlar. Bunun yerine şekilsel ayırımlar üzerinden kutuplaşarak sözüm ona politika üretiyorlar. Bu politika tarzı halkın evdeki boş tenceresini unutup laikçi-şeriatçı, cumhuriyetçi-yeni cumhuriyetçi, ulusalcı-liberal gibi “boş” gündemlerle uğraşmasına yarıyor. Bu arada atı alan Üsküdar’ı geçiyor da geçiyor.
Daha eşit, daha yaşanabilir ve sınıfsal farklılıkların en aza indiği bir ülke; ancak 24 Ocak Kararlarıyla ve onun uzantısı politikalarla hesaplaşmakla kurulabilir. Gerçek bir hesaplaşmayı 24 Ocak sisteminin uzantılarından beklemek ise hoş bir hayalin ötesine geçmez.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 24/01/2012 by in Köşe Yazıları.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: