Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Maksat Hâsıl Olmuştur


61. Hükümet yarın AKP milletvekillerinin oylarıyla güvenoyu alarak göreve başlayacak. Başbakan geçtiğimiz hafta 61. Hükümetin programını açıkladı. Program ile birlikte hükümetin gelecek dört yıl için ekonomi alanında (üretim, bölüşüm, dolaşım) hangi “ustalıkları” gerçekleştirmeyi hedeflediği de ortaya çıktı.
***
Baştan şunu söyleyelim ki işçi, emekçi ve yoksul halk kesimleri için 61’in 60’tan farkı yok. Belki 62’den tavşan yaparlarsa bir sürpriz olabilir! Onun için de sadece “ustalık” yetmez! Başbakanın iki saati aşkın süreye yayarak okuduğu programın ekonomik ilişkiler açısından önemli iki noktasına bakalım:
“Temel amacımız, istikrarlı büyüme. Tek haneli rakamlara inmiş olan enflasyon ve faiz oranları kalıcı hale getirilecek” diyor Başbakan. Enflasyon oranının tek haneye inmesi ile istikrarlı büyüme arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Büyümede istikrar; aynı büyüme hızının çok düşük sapmalarla uzun yıllar sürdürülmesiyle mümkündür. Bizde büyüme trendine baktığınızda sürekli olarak aşağı-yukarı hareket görürsünüz. 60. Hükümet dönemi ortalama büyüme hızı açında Cumhuriyet döneminin en kötü süreçlerinden birine tanıklık etmiştir. Eğer başbakan aynı ortalamaları hedefleyen bir istikrardan bahsediyorsa durum vahim demektir!
Burada şunu da unutmayalım ki işçi ve emekçiler açından ekonominin istikrarlı mı yoksa istikrarsız mı büyüdüğü veya küçüldüğünden çok büyümenin kendisine nasıl yansıdığı önemlidir. Bu da büyümenin bileşimi ile ilgilidir. 2001 yılında Kemal Derviş tarafından “dizayn” edilen ve AKP hükümetlerince de sahiplenen “verimlilik artışına dayalı büyüme stratejisi” çalışanı işsizliğe, yoksulu açlığa mahkum etmiştir. Bugün büyüme rekoruyla övünenler bu rekorun açlıktan ölen çocuklar sayesinde gerçekleştiğini dillendirmezler!
Tüm bunların yanında “istikrarlı büyümenin” nasıl sağlanacağı konusunda programda açık hedefler belirtilmiyor. Bu da mevcut sanayi ve istihdam programlarının sürdürüleceği anlamına geliyor.
“Her yıl 200 bin kişi olmak üzere toplam 1 milyon işsizi işe yerleştireceğiz” diyor programına Başbakan. Hangi işe yerleştirecekleri meçhul! Hükümetin birilerini işe yerleştirmesi iki biçimde olabilir:
İlk olarak halka ait olan ve yönetimi devlet elinde olan KİT’lerde “işe yerleştirilebilir” insanlar. Bu da doğrudan hükümetin istediği sayıda ve istediği kişiler olmaz. Belli bir plan ve program dâhilinde ilgili KİT Genel Müdürlüğü ve İşletme birimi tarafından gerçekleştirilir bu alım! Öyle değil mi yoksa! Öte yandan –samimiyetle soruyorum- KİT mi kaldı işçi alacak ya hu?! Son birkaç AKP hükümetinin icraatlarına baktığımızda kamudaki istihdam alanlarının hızla tasfiye edildiği ve mevcut çalışanların da 4C gibi güvencesiz (esnek) istihdama mahkûm edildiğini görüyoruz. Kaldı ki hükümet programında “bizden önceki 3 hükümet tarafından satılan kamuya ait işletmeleri hızla kamulaştıracağız ve gerçek sahibi olan halka iade edeceğiz” denilmediğine göre KİT alanı bu hükümet için yoktur!
İkinci olarak hükümet hatırı geçen sermaye çevrelerine (Başbakanın TOBB toplantında söylediği gibi) bir kısım insansı işe alması için rica edebilir. Peki sermaye kesimi bunun karşılığında ne alır? İşsizlik Fonunda biriken paralardan teşvik alır, daha az vergi öder, daha “esnek” koşullarda ve güvencesiz işçi çalıştırmasının garantisini alır. Böylelikle sömürü çarklarının eksilen yağı tamamlanır ve çark dönmeye devam eder: gelsin artık büyümede istikrar!
Bu meseleyle ilgili bir de basit toplama çıkarma işlemini geçmeyecek katkımız olsun. Yılda bir milyon civarı yeni işgücünün (çalışabilecek yaş ve yetenekte olup iş arayanlar) ekonomi ye dâhil olduğu (2010 yılında 25 milyon 179 bin kişi olan işgücü 2011 Mart ayı itibariyle 26 milyon 103 bin kişi olmuştur) bir ülkede her yıl 200 bin kişiyi “işe alırsanız” kalan 800 bin kişi işsiz kalır. Bu da 60. Hükümet döneminde kırılan –savaş dönemi dışında- cumhuriyet tarihi işsizlik rekorunun 61. Hükümet döneminde aşılacağını gösterir.
***
Başbakan 61. Hükümet programında ekonomi alanında başka hedeflerde sıralamıştır. Onlara da köşemizde yer olduğu sürece değineceğiz. Ancak bugün değindiğimiz iki hedef ile 61. Hükümetin maksadı hâsıl olmuştur. Nasıl ki eski hükümet yeni meclis sözcüsü Cemil Çiçek, CHP ve Blok vekillerine “maksat hâsıl olmuştur tepkinizi sürdürmeyin gelin yemin edin” diyorsa 61. Hükümet için de söyleyebilecek tek şeyimiz “maksadınız hâsıl oldu, gelin başlamadan bırakın” olabilir!
Evrensel, Ekonomik Perspektif, 12 Temmuz 2011

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 11/07/2011 by in Köşe Yazıları and tagged .
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: