Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Post-Modern Çağda Engizisyon


Bir Profesör birlikte çalıştığı ekip ile birlikte, şehir içinde kalan sanayi bölgelerindeki bazı fabrika atıklarının bölge halkında telafisi mümkün olmayan hasarlara yol açtığını ortaya koyan bir akademik çalışma yapar ve bunu bilim insanı sorumluluğuyla açıklar. Bunun üzerine harekete geçen yargı organları sorumlulara dava açarken, söz konusu bilim insanları üniversiteleri tarafından ödüllendirilir… Bu işin rüya kısmı, ama gerçek biraz farklı! Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu’nun karşı karşıya kaldığı muamele; kapitalist ülke devletlerinin mevzu bahis sermaye birikiminin sürdürülmesi olduğunda nasıl yuvasını koruyan dişi kuşa dönüştüğünün resmidir.

İçine düştüğümüz post-modern çağ,  gerçekliğin -tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar- can yakıcı olduğu “gerçeğini” hemen her gün yüzümüze vuruyor. Gerçeklik kendisini farklı biçim ve şiddetlerle o kadar sık yüzlerimize vuruyor ki, -yüzümüz nasırlaştığından mıdır nedir-, insana ve doğaya dönük topyekûn saldırılara karşı sesimiz çıkmıyor, çıkamıyor. Ama insan… ama doğa… ama geleceğimiz… diye başlayan çığlıklar, gündelik hayatın pespaye gerçekliğinde bir “yetkilinin” dalga geçer ses tonuyla kurduğu “bi’şey olmaz”larıyla sönüp gidiyor. Üstten ve baskı altına alan dil, gerçekte olanın dışında bir duruma kendimizi inandırmamıza ve onu her şeyiyle doğru kabul etmemize yol açıyor. Çünkü ancak yalanlarla örülü bu yol -afyon etkisiyle- gerçekliğin soğuk yüzüne gözümüzü kapamamızı sağlayabiliyor.  Biz yüzümüzü yalanlarla örülü bu “yeni gerçekliğe” dönerken gerçeğin en çıplak halini de ardımızda bırakmış oluyoruz. Sırtımızı döndüğümüz gerçeklik, tekil olarak hayatlarımızı her geçen gün esareti altına alıyor ve biz “katiline aşık maktul” olarak toplumsal bir yok oluşu kör gözlerimizle seyrediyoruz.

Yaşadığımız çağın ortaçağ “karanlığıyla” ortak birçok özelliği var. Sadece kurumsal yapılar ve kavramlar dünyamız biraz farklı. Evet, belki “dünya düzdür” demiyoruz ama ağır metallerin bedenlerimizi esir aldığını da kabul etmiyoruz. Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların (GDO) hepimizin genetiğini de değiştirdiğini söyleyemiyoruz. Cep telefonlarının beynimizde kalıcı hasarlar yarattığını biliyoruz ama söyleyemiyoruz. Kapitalist üretim ilişkilerinin doğaya ve insana düşman olduğunu biliyoruz ama hala “insanlı kapitalizm” kavramını içselleştirebiliyoruz.

Ortaçağ karanlığında olduğu gibi bugünün post-modern çağında da zifiri karanlık var. Karanlığın bu kadar kör edici şiddeti onu aydınlatmanın da küçük bir kıvılcımla mümkün olabileceği gerçeğini ortaya koyuyor. Ortaçağ karanlığında basit ve yalın gerçeği dillendiren bilim insanları tereddütsüz engizisyona sevk edilirken, bugün de Onur Hamzaoğlu’nun gayet insani çalışması canhıraş biçimde soruşturma konusu edilebiliyor, dahası kara propagandaya yol açabiliyor. 

Onur Hamzaoğlu’nun yaktığı kıvılcım, bilim insanının temel varlık sebebinin gerçek olanı aramak, bulmak, ortaya çıkarmak ve toplumsal çıkarlar doğrultusunda değiştirmek için çaba sarf etmek olduğunu görmeyen, duymayan kitlelere ve dahası sermayeye göbekten bağlı “bilimcilere” atılmış bir tokattır. İşte, bu sebeple Onur Hamzaoğlu’nun çalışması göz ardı edilebilir nitelikte “önemsiz” bulunmamıştır.

Günümüzde siyanürle yıkanan bu topraklarda elbette Onur Hamzaoğlu tek değildir. Geçmişten bugüne, tüm baskı, yıldırma, denetim ve cezalara rağmen kapitalist kural tanımazlığın doğada ve toplumsal yapıda yarattığı deformasyonu gözler önüne seren ve bu durumu değiştirmek için çabalayan binlerce –hadi abartmayalım- yüzlerce bilim insanı vardır. Sayının az olması, gücün “yeterli” olmaması, aykırı her sesin boğulmaya çalışılması bilim insanının toplumsal sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Sırtını sınıfa ve geniş halk kesimlerine çevirmemiş onurlu bilim insanları, verili karanlık çağın aydınlığa dönüşmesi için öncelikle kendi Onur’una sahip çıkmalı. Onur Hamzaoğlu’nun yıllardır yaptığı gibi! Dar bilimcilik yapmayıp, kapitalist hegemonyanın toplum ve doğa üzerindeki tüm saldırılarına karşı bir arada durarak…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 22/06/2011 by in Makaleler.
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: