Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Seçim Ekonomisi – 6


Bu hafta, -geçen haftadan devamla- “yoksullukla mücadele” konusunda baraj kardeşi partilerin (AKP, CHP ve MHP) vaatlerini inceliyoruz.
***
AKP iktidara geldiği 2002’den itibaren, cunta anayasasında bile tanımlı “sosyal devlet” ilkesinin gereği olan “sosyal yardım” yerine bilerek ve seçerek “sosyal destek” kavramını kullanıyor. 2023 hedefli seçim beyannamesinde de “destek” nasıl bir şey ondan bahsediyor. “Sosyal Destek ”, -uygulamada da gördüğümüz gibi- devletin koşulsuz şartsız yoksullara sağladığı transfer ödemeleri değil, “gerçekten” ihtiyaç sahibi olduğuna inanılanlara(!), sadece yoksulluk sınırını aşıncaya kadar sağlanan, ama daha çok vatandaşa “eğitim al kendini geliştir iş bulursun” denilen, yeri geldiğinde (tesadüfen seçim zamanları) kaymakamlar tarafından ihtiyaç sahibi(!) mümin veya mümin adaylarına verilen kömür, beyaz eşya ve iftariyelik bulgurdan oluşmaktadır. AKP’nin yoksula bakışı “yoksul-kul”dur. Her ne kadar AKP bu meclis dönemine (2011-2015) yönelik yoksulluğun çözümüne ilişkin hiçbir hedefe sahip değilse de, 2023’e “ötelediği” vaatlerden de –hadi açık söyleyelim- bir cacık olacağı yok.
***
CHP’nin “yoksullukla mücadele” için ürettiği orijinal(!) ama patenti ILO’ya ait “Aile Sigortası” belki de bu seçim döneminde en çok tartışılan konu oldu. Bu kadar uzun süre tartışılmasının sebebi, ortada elle tutulur bir şeyin aranması ancak bulunamamasıdır. Öncelikle şunu söyleyelim: Aile Sigortası ILO sözleşmesinde yer almasına rağmen Türkiye’de uygulanmayan bir sigorta tipidir. Şimdi, dikkatli okuyucular eminim “iyi de işsizlik sigortası da uygulanmıyordu, uygulamaya başladılar, sermayeye GAPtırdılar, bu da öyle olmasın” diyordur. Doğru gerçekten öyle bir durum var. Baksanıza, Aile Sigortası’na geçtiler de kime nasıl verecekleri konusunda netleşemiyorlar! Kadınlara mı versek? 500 TL’mi versek? 200 verip üstünü de kuponla mı tamamlasak?..
Eğer CHP’nin ILO’dan aşırma kullandığı Aile Sigortası şu bütün dünyanın yıllardır uyguladığı, bildiğimiz “Aile Sigortası” ise o “yoksullukla mücadele” aracı değildir! Efendim, bilinen Aile Sigortası Sosyal Güvenlik Sistemine ait bir fondur. Sosyal Güvenlik Sistemi de (gerçi CHP Başkanı hesap uzmanı olduğu için ve SSK’da en üst düzeyde çalıştığı için iyi biliyor) çalışma esasına dayalıdır. Örneğin Hastalık Sigortası çalıştığımız zamanlarda ödediğimiz Hastalık Sigortası Primlerinden oluşan fonun hastalandığımız zaman bizim için kullanıldığı sistemdir. Örneğin, Ölüm Sigortası, yine çalışılan zamanda ödenen primlerden oluşan Ölüm Sigortası Fonu’nun ölü yakınları için kullanıldığı sistemdir. Yani, Aile Sigortası, çalışanların ödediği primle oluşturulur ve söz konusu çalışanların işsiz kaldığı ya da çalışamayacak duruma düştüğü (gelirden yoksun kaldığı) dönemde belli bir süre ailesinin geçimine katkıda bulunması amacıyla ödenir. Çalışmamış ve prim ödememiş ama yoksul olan bu fondan yararlanamaz. Anlaşılacağı gibi, bu fonda devletin bir parmağı yoktur. Elbette fonda biriken paraların sermaye gruplarına düşük faizli kredi olarak satılması, seçim yatırımları için kullanılması gibi bazı istisnalar olabilir! Bu durum da devletin yoksulu koruyup kollamadığı, aksine yoksulun devlete kol kanat gerdiği anlamına gelir.
Aile Sigortası’nı kavramsal olarak deforme edip “burası Türkiye, biz böyle kullanırız” diyorlarsa kendilerine “yurttaşlık geliri” kavramına bakmalarını salık veririm. Her ne kadar o da yoksulluğun çözümüyle doğrudan alakalı olmasa da en azından “sosyal güvenlik” kapsamında değil “yoksullukla mücadele” başlığında ele alınabilecek bir kavramdır. Türkiye’deki “sosyal piyasacı”lardan ve bazı “eski” solculardan bu konu hakkında yardım alabilirler. Böylelikle yağmasalar da doğru telaffuzla kükremiş olurlar, tamam kükremiş olmasalar da doğru bir ses çıkarmış olurlar. Belki o zaman, adına “Aile Sigortası” dedikleri şeyin ne kadar cinsiyetçi, olumsuz anlamda bölgesel ayırıma dayalı, yoksulu yoksul olarak bırakıp rantiyecinin rantına rant katacak, kapitalist sömürü çarklarının çarkına yağ taşıyacak bir sistem olduğunu kendileriyle konuşabiliriz.
***
MHP 2023 hedefli seçim beyannamesinde, “yoksullukla mücadele” konusundaki perspektifini şöyle özetliyor: “özel teşebbüsün uzun vadeli yatırım kararları alabileceği uygun yatırım iklimi oluşturulacak…doğrudan yabancı sermayenin katma değer ve istihdam yaratmak üzere yapacağı yatırımlar özendirilecektir”. Ayrıca bir söze gerek yok!
***
Gerek seçim beyannamelerinde ve gerekse de gelmiş geçmiş (tek başına iktidar, koalisyon ortağı, azınlık hükümeti, milli cephe hükümeti) iktidarlarında “sistem” partilerinin, yani açık ifadeyle, kapitalist üretim ilişkileriyle arasına mesafe koymamış ve emekçilerin değil “herkesin” partisi olduğunu iddia edip o “herkesin” sermayedarlar olduğunu defalarca geniş halk kesimlerine “öğreten” partilerin kendilerinin yoksullukla ilgisi olmadığı gibi, “yoksullukla mücadele” gibi bir perspektifleri de yoktur. Eğer öyle bir niyetleri olsaydı “yoksullukla mücadele” yerine seçim beyannamelerine, afişlerine, parti tüzüklerine “satılan devlet işletmelerini kamulaştıracağız”, “ülkeyi soyanlarla mücadele edeceğiz”, “kapitalist kural tanımazlıkla mücadele edeceğiz”, “herkese iş garantisi vereceğiz” gibi başlıklar açarlardı. “Yoksullukla Mücadele” için yoksulu yemleyip parsayı sermayaye kaptırmazlardı!
Devam edecek…
Evrensel, Ekonomik Perspektif, 31 Mayıs 2011

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 31/05/2011 by in Köşe Yazıları and tagged .
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: