Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Seçim Ekonomisi – 5


Geçtiğimiz haftalarda, baraj partilerinin (AKP, CHP ve MHP) istihdam alanındaki seçim vaatlerine değindikten sonra, şimdi “yoksullukla mücadele” konusunu ele alacağız. Öncelikle bu hafta yoksulluğu kavram olarak netleştirmeye çalışıp haftaya baraj partilerinin “yoksullukla mücadele” konusundaki temel yaklaşımları ve politika önermelerine değineceğiz.
***
Öncelikle şunu söyleyelim: bugünkü yoksulluk, mevcut kapitalist üretim ilişkilerinin yarattığı bir durumdur. Yoksulluk nasıl bir durumdur dersek eğer; asgari geçimin ancak sağlandığı ve herhangi bir tasarrufa imkân olmayan durum olduğunu belirtebiliriz.
Birkaç soru sorarak bulduğumuz cevaplar, yoksulluk konusunda ana hattımızı oluştursun.
***
Yoksul doğulur mu?
Evet, eğer anneniz-babanız yoksullarsa siz de yoksul doğarsınız. Bugün Türkiye’de yeni doğan her bebek ortalama olarak 13.000 ABD Doları borçlu doğmakta! Hepimiz potansiyel yoksuluz ortalama olarak. Ama bu ortalamadan sapanlar da var: sermayedarlar, rantiyeciler, bürokrasiden beslenen “aracılar”, bankalara yakın olan spekülatörler vesaire vesaire..
Diyelim ki, doğuştan yoksul değiliz. Yani, biz küçükken annemiz-babamız gıda harcaması yanında; pantolon, gömlek, ayakkabı alıyorlar ve bir kenara para da atıyorlardı (tasarruf) diye düşünelim.
O zaman, şöyle soralım: Yoksulluk sonradan “kazanılabilir” mi?
Bu sorunun cevabı da evet olacaktır.
Peki nasıl?
Mevcut çalışanlar, reel ücretleri ve sosyal eklentilerinin tırpanlanması yoluyla yoksullaştırılırlar. Türkiye’de 24 Ocak 1980 kararları ile reel ücretleri düşürmenin kapitalist kârı artırmanın temel dayanağı olacağının ilânı ile birlikte, sollu-sağlı tüm hükümetler bu “milli” davayı sahiplenmiş, adeta canhıraş biçimde reel ücretleri baskılayacak, sosyal hakları eritecek, sosyal güvenceyi ortadan kaldıracak adımları atmışlardır.
Ayrıca, mevcut çalışanlar sadece düşük ücret ve tırpanlanmış sosyal haklarla karşı karşıya kalmazlar; aynı zamanda, daha ağır ve uzun sürelerle, ayrıca bazen kısmi süreli biçimde çalıştırılırlar. Bu durum “yeni işçi” ihtiyacını ve dolayısıyla özel kesim sermayenin istihdam yaratımını engeller. İşsiz olan, işsiz kalmaya devam eder. İşsizlik sürdükçe de önce yoksulluk hemen ardından açlık ve sefalet boy gösterir.
Kapitalizme, yarı-feodal toplum yapısı ve patriarkal yapı eşlik eden bizim gibi ülkelerde, kadınlar ayrıca katmerli biçimde yoksul ve yoksun bırakılırlar. Çalışabilenlerin büyük çoğunluğu düşük ücret ve mobbing ile baş etmeye çalışırken, geri kalan milyonların “dört duvar”dan başka seçeneği de yoktur.
Kapitalist toplumlarda insanın “değeri”, yarattığı artı-değerle ölçüldüğü için; engelliler dışlanırlar. Geçtiğimiz haftalarda, “güvenceli iş” isteyen engelliyi azarlayıp mealen “iş verdik otur dua et” diyen bir sağlık(!) bakanının yoksulluk gibi bir sorunu olabilir mi? Elbette olamaz. Ancak, milyonlarca engelli, çalışamadıkları veya kendilerine uygun istihdam olanağı devlet tarafından karşılanmadığı ve dahası kapitalist barbarlık gereği çalışmadan yaşama şansları olmadığı için, bugün yoksullukla boğuşmaktalar.
***
Ya çalışamadığımız için yoksuluz ya da çalıştığımız için yoksuluz!
Yani efendim, çalışsak da aynı çalışmasak da. Öyleyse, mesele “çalışmak” meselesi değildir. Mesele bölüşüm meselesidir. Ülkede yaratılan toplam değerin ne kadarı toplumsal çıkarlar için ne kadarı iç borç faizleri (kamunun bütçe açığını finanse etmek için, başta bankalar olmak üzere sermayedarlardan borç alıp kısa vadede faiziyle geri ödemesi ve böylelikle toplumsal değerin borç verenlere aktarımını sağlaması) için kullanılıyor? Kaynak tahsisine dair bu temel soruya yanıt verilmedikçe geçmiş ve gelecek hükümetlerin “yoksullukla mücadele” ettiğini söylemek mümkün olamaz.
Devam edecek…
Evrensel, Ekonomik Perspektif, 24 Mayıs 2011

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 24/05/2011 by in Köşe Yazıları and tagged .
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: