Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Seçim Ekonomisi – 1


Genel Seçim’e iki aydan az süre kaldı. Ne iktidar partisi ne de muhalefet partilerinin eski şaşalı kampanyalarından eser yok. Anketlere göre AKP yine birinci, CHP yine ikinci ve MHP’de yine üçüncü parti olacak gibi gözüküyor. Dolayısıyla bu üç partinin de taş atıp yorulacak durumları yok. Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloğunun seçilecek 40’a yakın milletvekili dışında dördüncü bir partinin yüzde on barajını aşıp meclise girmesi mümkün gözükmüyor. Bu durumda AKP yine tek başına iktidar, CHP ve MHP ise müzmin muhalefet! Geçtiğimiz günlerde bir TV programına çıkan Kemal Kılıçdaroğlu, kadın adaylardan bahsederken “110 aday gösterdik bunların 35’i seçilecek yerlerden” diyerek iktidar perspektifinden ne derece uzak olduklarını da gösterdi.
***
Baraj kardeşi partilerin seçim vaatleri de büyük ölçüde ortaklaşıyor. Hem AKP hem CHP bu seçim dönemini pas geçip ibreyi 2023’e çeviriyorlar. Öyle ya, 2023 geldiğinde kim öle kim kala! Bu yazıyla başlayarak önümüzdeki birkaç hafta baraj partilerinin seçime yönelik ekonomik vaatleri üzerine düşündüklerimi paylaşacağım. Ne işe yarar derseniz, en azından not düşmüş olalım daha sonra dönüp karşılaştırırız. Zira toplumsal belleğimiz balık hafızasından beter. 2002 öncesi işsizliği yüzde 5’e düşüreceğini söyleyen AKP, yüzde 8 ile devraldığı işsizliği birkaç yıl içinde yüzde 15’e çıkardı.
***
İncelememizi konu başlıkları üzerinden yürütelim. Öncelikle istihdam konusuna değinelim. Her ne kadar baraj partileri ciddiye almasa da istihdam meselesi ekmek meselesidir ve bugün geniş halk yığınlarının temel derdidir.
***
İstihdam politikaları konusunda öncelik iktidar partisinin olsun. AKP, “Türkiye Hazır, Hedef 2023” isimli seçim bildirgesinde, İstihdam konusunu “Büyük Ekonomi” başlığı altında ele alıyor. Öncelikle genel analiz yapılan bu bölümde “bizde işsizlik yüzde 15’e çıktı ama bizden daha kötü ülkeler de var” denilerek halka umut olmasa da itikat aşılanıyor! 63 milyar TL’yi bulan ve işçilerin kendi ücretlerinden kesilerek oluşturulan İşsizlik Fonu’ndan 2,5 milyar TL’lik işsizlik ödeneğinin işsizlere ödenmesi de AKP’nin icraatlarından imiş bunu bizimle paylaşıyorlar. Ardından ulusal istihdam stratejisinde yer alan temel hedefler seçim hedefleri olarak sunuluyor:
– Eğitim-istihdam İlişkisinin Güçlendirilmesi: Bu hedefin açılımında amacın işverenlerin şikâyet ettiği nitelikli eleman ihtiyacının karşılanması olduğu belirtiliyor. Bu kapsamda mesleki eğitim konusunda adımların atıldığı ve atılmaya devam edileceği belirtiliyor. Bu hedef ile amaçlanan işsiz, yoksul halk kesimlerine insani koşullarda çalışacak ve geçinecek bir iş yerine, sermayenin günlük ihtiyaçlarını karşılayabilecek “yarış atları” yetiştirilmesidir. Bu çok bildiğimiz bir gizli söylem: “İşsizsen suçlusu sensin demek ki kendini yeteri kadar eğitmedin. Haydi yaşam-boyu eğitime!” Peki ne için eğitim? Uzayda mı yaşıyoruz? İşler gittikçe karmaşık hale geliyor da biz mi görmüyoruz? Yoksa kapitalist üretim ilişkilerinin ortaya çıkıp geliştiği süreçle birlikte toplumsal emeğin binlerce yıllık bilgisine el koyan kapitalistler tarafından geliştirilen makinelere içerilmedi mi üretim bilgisi? Bugün teknolojinin en hızlı dâhil olduğu alanlardan metal sanayinde (özellikle de otomotiv ve beyaz-eşya endüstrileri) istihdam edilenlerin ortalama eğitim düzeyi nedir? Çok araştırmanıza, bunun için de özel bir eğitim almanıza gereek yok! Söyleyeyim ben: yüzde yetmişe yakını ilkokul mezunudur. Beceriksizler midir metal işçileri peki? Elbette hayır. Kendilerine verilen işi sağlıklarını, canlarını hiçe sayarak yerine getirirler, getirirler ki çalıştıkları fabrikaların sahipleri vergi rekortmenleridir aynı zamanda, şirketleri kar patlaması yapar hem de kriz dönemlerinde! Kapitalist iş geçmişe göre bugün giderek basitleşmiştir. Rutin hale gelmiştir. Üretimin kendi iç bağları kopartılmıştır. İşçi tezgahında sürekli tekrarlanan bir işi yapar ancak üretimin toplam bilgisinden kopartıldığı için yaptığı işin ve dolayısıyla kendisinin değersiz olduğunu düşünür, düşündürtülür. Koç grubunun bundan 3-4 yıl önce kendini canhıraş biçimde ortaya atıp “Meslek Lisesi memleket meselesi” deyişi nedendir? Birincisi az önce söylediğimiz değersizleşme sürecinin devamı için gereklidir. Ancak, ikinci boyutu daha önemli hale geliyor. Eğitim artık bizatihi kapitalist yatırım alanı olarak çok büyüyen bir hal alıyor. Her bir teknik, her bir yöntem yeni bir eğitim ihtiyacı ve bu ihtiyacı belli bir bedel mukabilinde yapacak kapitalist girişimciler!
Devam edecek…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 26/04/2011 by in Köşe Yazıları and tagged .
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: