Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

2011 Beklentileri


Bitirdiğimiz yıl adım attığımız 2011’e toplumsal ve ekonomik anlamda birçok risk bıraktı. 2011 son iki yılda yaşanan kriz sonrası toparlanmanın terse döndüğü bir yıl olacak gibi duruyor. Cari açıktaki hızlı artış, cari açığın finansmanında kısa vadeli yabancı fonlara sarılış, bankacılık sektöründe baş gösteren riskler, kredi borçlarındaki devasa artış, muhtemel seçim yatırımları, yüksek borç geri ödemesi gibi faktörler yanında, başta Avrupa olmak üzere, kapitalist dünyada beklenen yeni ve yıkıcı ekonomik sarsıntı 2011 Türkiye’sinin ön-tahlili için yeterli veriyi sunuyor.
***
Dün açıklanan enflasyon verileri yüzde 10’a yaklaşan ortalama fiyat artışlarına işaret etse de özellikle bazı gıda maddelerinde 2010 yılında yüzde 50’lere varan artışların yaşandığını gösteriyor. Gıda harcamaları yoksul halk kesimlerinin toplam gelirleri içerisindeki en önemli bölümü oluşturmakta. Dolayısıyla gıda fiyatlarındaki hızlı artış hızlı yoksullaşmayı da beraberinde getiriyor.
***
AKP’nin iktidara geldiği 2002 sonrası ötelenen IMF borç geri ödemeleri, bu yıl ve önümüzdeki iki yıl yüksek düzeyde seyredecek. Yaklaşık 10 milyar dolarlık ödeme muhtemelen –özelleştirilecek kurum kalmadığı için- yeni vergi artışlarıyla finanse edilecek. Böylelikle IMF ile ipleri atmış Türkiye izlenimi yerini –hazır temsil gücü artmışken- IMF dostu(!) Türkiye’ye bırakacak.
***
450 milyar doları geçen kredi borçları ise mili gelirin yarısına ulaşmış durumda. Bu durum 2001 sonrası gelir kaybına karşı tüketimin sürdürülebilmesi amacıyla kolay kredi ve kredi kartı dağıtımı ile ticari bankacılık sistemi tarafından devlet desteğiyle hayata geçirildi. 2011 yılı ülke-dışı faktörler ve ülke-içi riskler sebebiyle ortaya çıkacak olası faiz artışlarıyla kredi dönüşlerinin aksadığı bir yıl olacak. Elbette kredi sistemindeki olası çöküntü ticaret sisteminde de yeni bir tıkanmanın habercisi olacak.
***
Türkiye’yi 2011’de belki de kendisinden daha fazla ilgilendiren uluslararası kapitalist hegemonya çatışmasında karşı karşıya kalacağı durumdur. Ali Babacan dün bir televizyon kanalına verdiği mülakatta kriz sonrası “dayanışma”nın yerini ülkeler arası rekabete bırakmakta olduğunu vurguladı. Bu durum zaman zaman yazılarda da değinmeye çalıştığım kriz sonrası yapılanmanın son aşaması olan devlet müdahalesi ve güvenlik devleti sorununun iyiden iyiye hissedilmeye başlayacağını gösteriyor. Bu hissediş özellikle geç-kapitalist ülkeler için doğal kaynaklarının sömürüldüğü, ucuz emek-gücüne dayalı bir sanayileşmenin temellerinin atıldığı, açlık ve yoksulluğun kronikleştiği ve tüm bunların erken-kapitalist devletler tarafından yasal ve fiili müdahalelerle “kaçınılmaz” kılındığı bir duruma tekabül ediyor.
***
2011’e dair bu karamsar ama gerçekçi tahminlerin ne kadar şiddetle gerçekleşeceği toplumsal muhalefetin konum ve dinamizmine bağlıdır. Bu noktada 2011’in temel görünümünü özelleştirme kapsamındaki işyerlerinde olası grevler, gençlik hareketindeki sıçrama ve genel seçimlerdeki “tercih”ler belirleyecektir.
Evrensel, Ekonomik Perspektif, 4 Ocak 2010

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 04/01/2011 by in Köşe Yazıları and tagged .
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: