Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Ticari İstila


Güney Kore’nin Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’ne (Kuzey Kore) karşı “şımarık” ve “sınır tanımaz” tavrı geçtiğimiz günlerde Kuzey Kore’ye top ateşi ile en uç noktasına ulaştı. Saldırıya hızla yanıt veren Kuzey Kore’nin tavrı kapitalist dünyada “Güney Kore’ye saldırı” olarak duyuruldu. Ardından ABD savaş filoları Japonya’daki limanlarından(!) hareket ettiler Sarı Denize doğru. Birkaç gün geçmeden Güney Kore, ABD ve Japonya’nın ortak tatbikatı başladı. Amaç Kuzey Kore’nin “başının ezilmesi” olunca geri kalan teferruattı nasıl olsa!
***
Japonya daha öncede gelmişti Sarı Denize. 1910 yılında Kore Cumhuriyetini ilhak etmek için gelmişti. Japonya’nın 1910-1945 yılları arasında hegemonya alanına kalarak sömürdüğü Kore’nin yaşadığı açlık, yoksulluk ve sefaletin haddi hesabı yoktur. 1919 yılı 1 Mart’ında 2 milyon Korelinin üzerine ateş açan Japon askerleri binlerce kişinin ölümüne yol açtı. II. Dünya Savaşında da Japonya Korelileri “asker” olarak kullanmıştı. Savaşın ardından Kore’nin güneyi ABD tarafından işgal edildi. Kuzey’de kalan Koreliler -her ne kadar ülkelerini kurtarmaya çalışsalar da -1950-1953 yılları arasında süren savaş işgal altındaki güneyin ayrılmasıyla ve yine binlerce Korelinin can kaybıyla sonuçlandı.
***
Dedemi görmedim. Ben doğmadan çok önce ölmüş. Kore gazisiymiş. İki yıldan fazla süren savaş sonrası yaralarıyla dönmüş evine. Bir süre sonra da hayatını kaybetmiş. Yani bir yanıyla Kore’nin acısını taşımış getirmiş oralardan buralara. Daha önce üzerinde çok durmamıştım ama tesadüfen dedemin Kore’ye savaşa gönderildiği birlikte askerlik yaparken çok düşündüm: ABD’nin Marshall yardımlarının bedeli miydi diye.
***
Yıllar geçiyor ama kapitalizmin amansız saldırgan yüzü değişmiyor. Nerede kaynak varsa, nerede insan varsa tüm bunları sömürmeye hazır bir kapitalist devlet de türüyor. ABD ile Güney Kore arasında 2007’den beri süregelen “serbest” ticaret anlaşması görüşmeleri ne hikmetse(!) şu son bomba olayından sonra “neticeye” bağlandı. Böylelikle Güney Kore yönetimi yüzlerce bombanın veremeyeceği zararı kendi ülkesine bir imza ile vermiş oldu. Şu isimleri duymayan yoktur: Hyundai, Kia, Tata Daewoo, SsangYong. Bu markalar Güney Kore’nin dünya otomotiv piyasasında önemli bir yer edinmesinde büyük paya sahipler. Amerikan otomobillerini dünya pazarından silen bu markalar Güney Kore için hayati öneme sahip ekonomik damarlar. Şimdi ikili ticaret anlaşmasıyla Güney Kore, Amerikan otomobillerini süreç içinde gümrüksüz olarak kendi ülke pazarına sokacak. ABD Başkanı Barack Obama anlaşmayı “Serbest ticaret anlaşması Güney Kore’ye ihracatımızı 11 milyar dolar kadar artıracak ve en az 70 bin Amerikalıya iş olanağı sağlayacak. ABD’li otomobil ve kamyon üreticileri Güney Kore pazarına daha fazla girecek” sözleriyle yorumladı. Belli ki Obama’nin kendisi bile ABD için bu kadar “kıyak” bir anlaşma beklemiyordu.
***
“Sarı Deniz nere burası nere. Bize ne?” demeyin. Obama konuşmasının devamını şöyle getiriyor: “Bu anlaşma, başkan olarak Asya’da ve dünyanın başka yerlerinde çalışmaya devam edeceğim bir serbest ticaret anlaşması örneği oluşturuyor. Bu anlaşma ayrıca ABD’nin küresel ekonomide önderlik yapmadaki ve rekabetteki kararlılığını gösteriyor”.
Dünyanın uzak yerindeki bir yara hiç ummadığınız anda sizi de kanatabiliyor. Yaşanan ticari istiladır.
ABD Başkanının mesajı bu istilanın dünyanın geri kalan geç-kapitalist ülkelerine hızla yayılması için elinden geleni ardına koymayacağının göstergesi. Kim bilir belki de bizim adımıza da birileri görüşüyordur çöken ABD ekonomisini kurtarmak için! WikiLeaks’e sormak lazım!
Ecrensel, Ekonomik Perspektif, 7 Aralık 2010

Reklamlar

2 comments on “Ticari İstila

  1. tolga tören
    15/12/2010

    Üstat ellerine sağlık. Blogun yeni hali de çok güzel olmuş. Algıda seçicilik işte: Marshall Yardımları’nın bedeli miydi diye sormuşsun yazında: Nazım’ın 23 Sentlik Asker şiiri ile Vatan Haini Şiiri’ni yan yana düşününce aslında açık hale geliyor değil mi?

    Sevgiler,

    Tolga

  2. sinanalcin
    15/12/2010

    Teşekkür ederim Tolga. Beğendiğine sevindim. Gerçekten sözle anlatılamayanı Nazım şiirleriyle anlatmış. Anlatanlar vatan haini anlatılanı dinlemeyi yasaklayanlar da vatanperver olmuş.
    Marshall konusunda yazdıkların/paylaştıkların yakın dönem ekonomipolitiğinin de yol haritasını veriyor: http://guzelgunlergorecegiz.blogspot.com/2006/09/yeniden-yapilanan-dnya-ekonomisinde.html
    sevgiyle
    sinan

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 07/12/2010 by in Köşe Yazıları and tagged .
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: