Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Evet Değil “Eve Et” Lazım!


Etin “e”sini unutmuş halk. Her gün umut pişirip zift içiyor tenceresinden.
Ramazan ya mideniz alırsa üzerinde “evet” yazan karton kutu içinden çıkacak 100 gr kavurma sizi bekliyor, Ankara hipodromunda rekorlu iftar yemeğinde.
Enflasyon tırmanışa geçmiş: ne gam!
Cari açık kontrol edilemez düzeylere yükselmiş: varsın olsun!
İşsizlik, açlık ve yoksulluk yaygınlaşmış: kime ne!
Biri sınav yapmış, biri sınav sorularını yazmış, diğeri bunları satmış, binlerce öğretmen açıkta kalmış: ne olacak ki!
IMF uyarıyor: Kamu borçları büyük risk!
Rubini söylüyor: Türkiye için cari açık büyük problem!
Diğer ülkeler yeni ekonomik önlemler üzerinde konuşuyor.
Bütün bunları unutun. Aslında ekonomi tıkırında.
Cari açık var ama “azalacakmış”.
İşsizlik var ama “düşecekmiş”. Öyle söylüyor ekonomiden sorumlu bakan.
Referandum öncesi iktidar-muhalefet kapışmasında her ne halse ne iktidar ne muhalefet açlıktan ve yoksulluktan bahsetmiyor. Bunun yerine bireysel mülkiyetleri ve Kürt sorunu üzerinden ürettikleri demagojik söylemle oy avcılığına soyunuyorlar.
Örneğin hem Kürt, hem işçi, hem öğrenci Ömer Çetin çalıştığı inşaattan düşerek öldü. Ömer annesiyle yaptığı son konuşmada iki gündür aç olduğunu söylemiş. Ama Ömer’i ve diğer Ömerleri ölüme götüren açlık gerçeği onlar için sorun değil.
Anayasa yurttaşların hak ve sorumluluklarının genel çerçevesini çizen bir metindir. Belli başlıklar altında haklar toplanır. Bunlardan biri ekonomik ve sosyal haklardır.
Mevcut cunta Anayasasında ve Türkiye’nin taraf olduğu ILO sözleşmesinde “çalışma hakkı” bulunmaktadır. Çalışma hakkından kasıt öğrenciyken aç gezip inşaatta açlıktan gözünüzün kararıp düşüp ölme hakkınızın olması değildir. İnsanca koşullarda adil bir ücretle çalışma hakkıdır.
Mevcut cunta Anayasasında “eğitim hakkı” da vardır. Herkesin eğitim hakkı devlet tarafından adil ve bedelsiz garanti altına alınmalıdır. Ancak dersanelere harcanan paralar ve vakıf üniversitelerinin 20 bin TL’yi bulan yıllık fiyatları düşünülünce bu hakkın da hak olmaktan çıktığını söyleyebiliriz.
Belki de bütün Anayasaların ortak maddesi “yaşama hakkı”dır. Bunun ülkemizde ancak tesadüflerle mümkün olduğunu söylemek sanırım abartı olmaz.
Mevcut Anayasa hali hazırda bu hakları devletin sağlayacağını iddia ediyor. Neo-liberal saldırganlığın Türkiye’deki miladı sayılan 24 Ocak Kararlarını uygulamak için gerçekleştirilen 12 Eylül faşist darbesi ve ardından yine bir referandumla “ya darbe yönetimi ya bu anayasa” diyerek halka dayatılan 82 Anayasası mevcut haliyle bile uygulansa yaşanan ekonomik ve toplumsal birçok sıkıntı ve acı olmazdı.
Büyük üstat Can Yücel 11 yıldır yattığı Datça’dan tekrar söylüyor; duyuyor musunuz?: “Esas olan tüzük değil büzüktür!”
Aç yatıp aç kalkan milyonlar, okul harcını ödemek için inşaattan düşen çocuklar, asgari ücrete azami sefalet koşullarında çalışmaya zorlanan kitleler…Bütün bu yaşananlar halkın gerçek gündeminin mevcut cunta Anayasasının revizyonundan çok daha ötede olduğunu göstermektedir.
Halkın gerçek gündemi açlık ve yoksulluktur.
Halkın esas ihtiyacı da EVET değil Eve Et götürmektir. Bunu bıkmadan usanmadan talep etmek anayasal bir haktır!
Evrensel, Ekonomik Perspektif, 4 Eylül 2010

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 04/09/2010 by in Köşe Yazıları and tagged .
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: