Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Büyümek…


Başbakan hafta içi referandum mitinglerinden birinde “kriz bizi teğet geçti dediğimde dalga geçenler neredesiniz? Bakın büyümede dünya da dört Avrupa’da birinci sıradayız” diye sesleniyordu coşkudan yerinde zıp zıp zıplayan ve muhtemelen içinden “demek ki bizim bey bizi kandırıyor iş yok diye” geçiren kalabalığa…
Kapitalist üretim ilişkilerinin geçerli olduğu ülkelerde ya da daha doğrudan söylersek kapitalist ülkelerde değer yasası geçerlidir. Üretim ihtiyaçlar için değil sermaye birikimi için yapılır. Sermaye birikimini sağlamanın tek yolu üretimde emeğin emek-gücünü kullanarak yarattığı değerin bir kısmına yani artı-değer kısmına el konulmasıdır. Sistem her ne kadar can yakıcı olsa da basit bir biçimde işler. Daha fazla meta üretimi yolu ile daha fazla değer yaratımı ve sermaye birikiminde artış. Örneğin kapitalizm öncesi toplumlarda alım için satım yapan yani kendi gündelik ihtiyaçlarını karşılamak için üretimde bulunan veya üretimi organize eden atölye sahibinden farklı olarak kapitalizmde satım için alım yapan yani daha fazla kar için üretim hattı oluşturan kapitalist söz konusudur. İşte bu basit ama çok temel farklılık “büyümenin” olumlu yanını ortadan kaldırmaktadır. Kapitalizm içinde ekonomik büyüme daha fazla üretim ve daha fazla sermaye birikimi demektir ancak daha az işsizlik ya da yaratılan değerin toplumun tüm kesimlerine eşit, hadi eşiti de geçtik adil biçimde dağıtılacağı anlamına gelmez. Hatta sermaye birikiminin oluşması için mümkün olduğunca eşitsiz bir dağılım gereklidir. A. Menderes’in ve ardından T. Özal’ın kullandığı “her mahalleye bir zengin” sözü aslında kapitalist birikim rejiminin en özlü sözüdür. Her mahalleye bir zengin demek mahallede yaşayan diğer nüfusun daha fazla fakirleşmesinden başka bir şey değildir.
Özellikle kapitalist kriz dönemlerinde sermayedarlar işçi sayısını azaltıp mevcut işçileri daha uzun saatler çalıştırarak işçi başına düşen ürünü yani “verimliliği” artırmak isterler. Verimlilik artışı tersten okunduğunda maliyet azalışı anlamına gelir. Satılan metanın fiyatının başlangıçtaki değişim değerinde yani fiyatında olduğunu varsayarsak maliyet azalışı kar artışına yol açar ki işte bu kapitalizmin devamı için olmaza olmaz koşuldur.
Bu temel işleyiş mekanizmasının yanı sıra her ekonominin potansiyel üretim kapasitesi vardır. Örneğin yıllık 450 milyar dolarlık meta üreten bir toplum bir yıl sonra 900 milyar dolarlık üretim gerçekleştiremez, kriz dönemleri potansiyelin sekteye uğradığı anlar yaratır. Yani 450 milyar dolarlık üretiminiz birden 400 milyar dolar üretime gerileyebilir. Krizin akut etkisi geçtiğinde eğer ayrıca savaş veya kıtlık gibi bir durum yoksa yani Hysterisis Etkisi bulunmuyorsa ekonomi eski potansiyeline döner. Bu dönüş hızlı büyüme gibi gözükür. Örneğin 2002 yılında yüzde 7 civarı büyüdü ekonomi ancak bir yıl öncesinde yüzde 9 küçülmüştü. Dolayısıyla reel olarak yüzde 2’lik bir küçülme ortaya çıkmıştı.
İçinden geçilen dönemde yaşanan durumda budur. Krizin başladı ve derinleştiği ülkelerden bile daha fazla oranda küçülme yaşayan Türkiye şimdi biraz olsun potansiyeline dönmüştür. Bu dönüşü gerçekten üretken kapasite artışı gibi yorumlamak eşeğe ters binmekten farksızdır. Kaldı ki mevcut büyüme işsizliği artırmamış aksine derinleştirmiştir. Çalışma koşulları ağırlaşmış ve sürekli işsizlik yoksulluğu yaygınlaştırmış dahası açlık sorunu kapıya dayanmıştır. Tüm bu yalın gerçeğe rağmen hala “büyüme” üzerinden politika üretilebiliyor olması ise sanırım birazda geç kapitalist ülke olarak Türkiye’nin yaşadığı bir sorundur. Obama’nın kongre seçimleri öncesi yaptığı gezilerden birinde “arz fazlası toparlanmayı engelliyor” itirafı bizimde son iki yıldır ısrarla vurguladığımız aşırı üretim krizine işaret etmektedir. Bunu kapitalizmin kapitalizm olduğu bir ülke başkanından duymak mümkün olabiliyor. Ancak geç kapitalist ülke halkı olarak bize hala fruko gazoz ve çekirdek eşliğinde havuzlu villa masalları dinlemek kalıyor.
Evrensel, Ekonomik Perspektif21 Ağustos 2010

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 21/08/2010 by in Köşe Yazıları and tagged .
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: