Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

İttifak Sorunu


Günümüz kapitalist üretim ilişkilerinin geçmiş dönemlere kıyasla temel farklılığı; üretimin ve dolayısıyla iş ilişkilerinin parçalanması ve güvencesiz istihdamın genel kabul görür hale gelmesidir. Bu durum aslında düzensizliğin düzenlenmesi ya da düzensizliğin kural olarak benimsenmesi olarak tanımlayabileceğimiz yeni bir kaos ortamını işaret etmektedir. Yaratılan kapitalist kaos kendisini, süregelenin yerine ikame ettiği bir dizi yeni kavram ile görünür kılmaktadır: Sosyal Diyalog, Esnek Güvence, İş Güvenliği gibi. Yaratılan esas olarak eskinin “iyi” olanının deformasyonu ile kaosun sürdürülür(!) kılınmasıdır. Peki üretim ilişkilerindeki kaos kime yarar? Elbette artı-değer sömürüsünü bu yolla artırma olanağına kavuşan sermaye grupları için standart bir ücretin olmadığı, çalışma sürelerinin kendileri tarafından esnek(!) biçimde belirlenebildiği, işçi sağlığına ilişkin yasal düzenlemelerin gevşetildiği, sendika hakkının rahatlıkla gasbedilebildiği, bölgesel teşviklerin yaygınlaştığı, istihdam vergilerinin düşürüldüğü bu yapı bulunmaz bir birikim olanağı yaratmaktadır.
Ancak kaos ortamında yönünü kaybedenler de var! Bunların bir kısmı “sosyal piyasa” gibi anlamsız bir teoreme bel bağlarken, bazıları “sınıf bitti”, bazıları da “herkes işçi” diyerek bir garip indirgemecilik ama daha fazla sınıftan kaçışlarının teorisini üretiyorlar. Sınıfın organik örgütü olan sendikaların bazıları da hem içine düştükleri kaosun hem de akıl verenlerinin sayesinde(!) bir o yana bir bu yana savruluyor. Bu savrulma tek başına bilmem hangi sendika veya konfederasyonun yöneticisiyle sınırlı kalsa muhtemelen sorun olmaz ancak bahsettiğimiz örgütler işçi sınıfının örgütlü büyük kesimini temsil ediyor. Gerçekten temsil etmese de yasal olarak temsil ediyor.
Belki dünden farklı olarak bugün, sınıflar arası çatışma yerine sınıf içi çatışma ve sınıflar arası ittifak daha belirleyici oluyor günlük mücadelenin ekseni belirlenirken. Böylesi bir sınıflar arası ittifak girişiminin yeni bir örneğini hafta içi DİSK ile TÜSİAD arasındaki yakınlaşmada gözlemledik. DİSK gerçekten ittifak içine girmesi gereken başta kendi üyeleri olmak üzere tüm işçi sınıfı örgütleri, partisi ve işsiz emekçileri bir yana bırakıp önce 2004’te AB’nin işçi düşmanı ve emperyalist politikaları ile ittifaka, daha sonra “10 Aralık Hareketi” adıyla “sosyal piyasa” doktrincileri ile ittifaka, küresel kapitalist krizin işsizler ordusu yarattığı bir dönemde sermaye örgütleri ile ortak kampanya üzerinden bir ittifaka yöneldi. Şimdi de sırada TÜSİAD var.
DİSK’in TÜSİAD ile ortaklaştığı meseleler; demokratikleşme, işsizlik sorunu, Anayasa değişikliği ve bölgesel kalkınma. Şimdi DİSK’e (DİSK’te çalışan uzman ve birçok şube yöneticisini ayırarak) sormak lazım: Sermaye örgütlerinin tamamının işsizliğin çözümünü güvencesiz istihdamda gördüğü bir dönemde TÜSİAD ile hangi ilkesel birliktelik üzerinde anlaştınız? Tam zamanlı, iş güvenceli, sendika hakkı olan, insanca geçinilecek bir asgari ücret talepleriniz oldu mu? Anayasa meselesindeki uzlaşınızdan evvel kendi tüzüğünüzde 11. Genel Kurul’da yarattığınız deformasyonu gidermeye yönelik adımlarınız olacak mı? Bölgesel Kalkınma konusunda sermaye örgütlerinin ısrarla talep ettiği asgari ücreti yoksul kentlerde açlık sınırının çok altına indirecek “bölgesel asgari ücret” uygulamasını siz de onaylıyor musunuz? Demokratikleşme meselesini “terör sorunu” olarak ifade ederken kendi içinizde de bir demokratikleşme hedefiniz bulunuyor mu? Örneğin Antep’te Tekstil sendikanızın direnişçi Çemen Tekstil işçilerine karşı tutumu ve basın toplantısına almadığınız Evrensel gazetesi muhabirleri ile ilgili de demokratik bir tutum alacak mısınız?
DİSK yönetiminin bu ve benzeri sorulara vereceği cevaplar yüzünü tekrar sınıfa dönmesine olanak sağlayabilir. Aksi durum DİSK’in sırtını yasladığı sınıfa gerçek anlamda sırtını döndüğü ama yüzünü sermayeye sürdüğü bir vaziyet yaratır ki bu durum gerçekten toplumsal muhalefet için büyük kayıp olur.
Evrensel- Ekonomik Perspektif- 10 Temmuz 2010

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 10/07/2010 by in Köşe Yazıları and tagged .
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: